|
|
SEMİNER KONUŞMALARI
“AJANS
HABERCİLİĞİ” Sayın Başkan, Sayın Genel Müdürler, Değerli Meslektaşlarım, Ajans haberciliği konusunda aslında genelde hepinizin de malumu olan hususları bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Biliyorsunuz kamuoyunun haber alma ihtiyacının karşılanmasında en önemli işlev gören kuruluşlardan birisidir haber ajansı. Ama haber ajansı dediğimizde acaba ne anlamak gerekir, neyi kastediyoruz? Sözlükte, yurt ve dünya olaylarını toplayıp yayınlayan kuruluş olarak belirtiliyor ama biz, daha teknik bir anlamda, öz olarak kitle iletişim araçlarına haber sağlayan kuruluş olarak görüyoruz. Daha akademik bir tanımlamayla ise haber ajansı şu şekilde ifade ediliyor: “Hukuki statüsü ne olursa olsun genel anlamda haberleri, gerçekleri gösteren ve tanımlayan, aktüalite belgelerini bulup, bunların kitle iletişim araçlarına, onları ikna etmenin dışında kalmak üzere yayan, yasaların hükümlerine, ticaret kurallarına uygun, olanak verdiği ölçüde tam ve tarafsız bir hizmet götüren kuruluş”. Haber ajansı denince zihinlerde ilk canlanan düşünceleri içeren bu tanımlardan hareketle, günümüzde haber ajansçılığına baktığımızda; haber ajanslarının artık salt haberle uğraşmadığını, ona ek olarak fotoğraf, görüntü, ses, grafik ilettiğini görürüz. Hatta günümüzde kimi haber ajansları hazır sayfalar bile yapıyor. Radyo ve televizyon programları düzenleyebiliyor, dizi yazılar, röportajlar hazırlayıp abonelerine sunabiliyor, cep telefonlarına mesajlar iletebiliyor, hatta kimi yerlerde ilan ve reklam servisi de yapabiliyor. Haber ajansları, yerel ya da ulusal düzeyde olduğu gibi uluslararası düzeyde de faaliyet gösterebiliyor. Ajanslar, ürünlerini abonelerine belirli bir bedel mukabilinde iletiyorlar. Haber ajanslarının en önemli müşterisi, kuşkusuz basın ve yayın kuruluşları. Basın ve yayın kuruluşları olduğu kadar ticari kuruluşlar, borsa ve finans sektörü de, haberin önemini gördükçe haber ajanslarına abone olabiliyorlar. Dolayısıyla haber ajanslarının aboneleri arasında çok farklı yayın kuruluşlarının dışında, özel kuruluşlar, kamu kuruluşları hatta kişiler de bulunabiliyor. İlk haber ajansı 19’uncu yüzyılda kurulmuştur. Paranın yönünün habere göre değişebildiği gerçeği ortaya çıkınca, haberin de para edebileceği düşünülmüş ve 1835’te Havas Haber Ajansı kurulmuştur. Ardından bugün de hassasiyetini uluslararası ölçekte sürdüren Reuters ve AP ajansları devreye girmiştir. İlk haber ajanslarından olan Havas ve Reuters, bir süre sonra birlikte hareket etmişlerdir. Bu ajanslar aynı zamanda, Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’da örgütlenmişlerdir. Osmanlı’ya ilişkin haberlerin dünyaya yayılmasını sağlamışlar, hatta bu yönde saraydan da maddi ve manevi destek görmüşlerdir. Osmanlı’da bir milli ajans kurma girişimi de 20’nci yüzyılın başlarında gündeme gelmiştir. Osmanlı Telgraf Ajansı kurulmuş ama fazla bir varlık gösterememiştir. Mondros Mütakeresi’nin ardından İstanbul’u işgal eden müttefiklerle Damat Ferit Hükümeti arasında varılan mutabakat neticesinde “Türkiye-Havas-Reuters” adında bir ajans kurulmuştur. Böylelikle yabancılara haber imtiyazı verilmiştir. Milli Mücadele sırasında Kuva-yi Milliye hareketinin düşünce ve eylemlerini dünyaya duyurma noktasında, Türkiye-Havas-Reuters’den bir ölçüde yararlanılsa da aslında amacı tam manasıyla yansıtmadığı görülmüştür. Atatürk, bu kuruluşa karşı ihtiyatı elden bırakmamıştır. Hatta Nutuk’ta Saltanat Şurası’nın, Türkiye’nin büyük devletlerden birinin himayesine girmekten yana olduğu yolundaki Türkiye-Havas-Reuter haberiyle ilgili eleştirel bir değerlendirmesini yapmıştır. Bu da Atatürk’ün bu ajansa olan güvensizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Bunun üzerine milli bir ajans kurma düşüncesi ortaya çıkmış ve Anadolu Ajansı’nın kurulması kararlaştırılmıştır. Milli Mücadele sırasında karşılaşılan önemli sorun, cephede kazanılan başarının dış dünyaya duyurulamaması ve hareketin amacının anlatılamamasıydı. Bunu telafi bakımından Atatürk’ün talimatıyla 6 Nisan 1920’de Anadolu Ajansı kurulmuştur, bundan 86 yıl önce. Anadolu Ajansı, ulusal bağımsızlık mücadelesi ortamında kamuoyunu yanlış yollara sürükleyecek, milli birliği tehlikeye düşürecek iç ve dış yayınlara karşı milleti uyararak, milli kurtuluşu sağlayacak karar ve hareketleri, TBMM’nin kararlarını günü gününe halka ulaştırarak, hükümet ile halk arasında bağlantıyı kurmuştur. Kısacası, Anadolu Ajansı gerek kurtuluş mücadelesinde ve yeni Türk Devleti’nin temellerinin atılmasında ve gerekse Cumhuriyetin kuruluşu ve sonrasında tarihi bir misyon üstlenmiştir. Anadolu Ajansı, bugün de habercilik faaliyetlerini eksiksiz olarak yerine getirme gayreti içerisindedir. Günde genel bültenden ortalama 700 dolayında haber iletilmektedir. Bu arada il bülteni adını verdiğimiz, bütün illere yönelik olarak, özellikle yerel basının ihtiyacını karşılamak üzere kurulan bültende, ortalama 700 dolayında günlük haber iletmektedir. Bu arada ortalama olarak 350 fotoğraf yayına konuluyor. Kimi günler bunların 500’ü aştığı da oluyor. Güneş tutulmasının gerçekleştiği 29 Mart tarihinde Anadolu Ajansı’nın yayına koyduğu fotoğraf 692’yi bulmuştur. Bunun da yarıya yakını yaygın ölçekli yayın yapan basın kuruluşlarında değerlendirilmiştir. Bu rakam gerçekten çok önemli bir rakam; günde 692 fotoğraf. Bu, üç-dört sene öncesine kadar, neredeyse dijital ortama geçilmeden önce, filmle çalıştığımız dönemde bir ayda geçilen sayıydı. Biz bunu bir günde yakalama noktasına ulaştık. Bunda gelişen teknolojinin çok büyük payı var. Şimdi Anadolu Ajansı fotoğraflarına internet üzerinden rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. İnternetten yaptığınız bir aramayla, girdiğiniz ismi veya kelimeyi koyarak, özellikle yakın geçmişe ilişkin fotoğrafları rahatlıkla görebilme şansına sahipsiniz. Burada gördüğünüz fotoğrafı, abone olarak kullanma hakkını da elde ediyorsunuz. Geçen yıl başlatığımız görüntülü haber iletiminde de hiç de küçümsenemeyecek bir noktaya ulaştığımızı düşünüyorum. Günde ortalama 50 görüntüyü yayına verir konuma ulaştık. Tabii burada Anadolu Ajansı’nın biraz geri kalmışlığı da söz konusu. Özel haber ajansları görüntü alanında çok daha iyi mesafeler katettiler. Aslında Anadolu Ajansı 1992 yılında görüntülü haber servisini kurmuş ama çeşitli imkansızlıklar sebebiyle bir de ayrı şirket halinde örgütlendiği için istenilen başarıyı elde edememiştir. Şimdi yeni bir teknolojiye göre yeni bir yapılanma içerisine girdik ve burada da özellikle yurt muhabirlerimizin büyük destekleriyle günde ortalama 50 görüntü iletir konuma ulaştık. Çağımızın en hızlı yayılan iletişim aracı olan cep telefonlarından da istifade yoluna başvuruldu. Günün önemli haberlerinden başlıklarla kişisel abonelerimizi, günün gelişmelerinden anında haberdar etmeye çalışıyoruz. Cep telefonunun kapasitesi uygunsa, dileyen geniş haberleri de görme imkanına sahip oluyor. Evet bizim uğraştığımız, ajans olarak peşinde koştuğumuz şey nedir? Haber. Haber nedir? Gazeteci, neyi, nerede, ne zaman ve nasıl bulacağını bilen kişidir. Görüntü, fotoğraf ve grafik-tablo gibi diğer materyaller haberin destekleyici unsurlarıdır. Ajansçılığın temeli haberdir. Haber, bir olay, bir olgu üzerinde edinilen bilgi olarak tanımlanıyor kısaca. Daha teknik bir ifadeyle de iletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgiye haber deniliyor. Dolayısıyla haberin en önemli unsuru bilgidir. Haber, aydınlatıcı olmalıdır, gelişmelerden insanları haberdar etmelidir. Bir başka ifadeyle haber, yeni ortaya çıkan bir olayın, gelişmenin uzman ellerden kamuoyuna yansıtılmasıdır. Yani burada yenilik unsuru öne çıkmaktadır. Haberde yeni bir boyut bulunmalıdır. Bu daha önceden meydana gelmiş bir olayın ya da gelişmenin yeni bir evresinin yansıtılması şeklinde de olabilir. Süregelen bir olayın, olgunun yeni bir yönünün ortaya çıkması da bir haberdir. Kamuoyuna doğru ve gerçek biçimde yansıtılması gereken haber, toplumsal bir işleve sahip olmalıdır. Bu özelliğinden ötürü haber, doğru ve gerçek bilgiye dayanmalıdır. Haberin bir başka unsuru da objektifliktir. Doğru haberin yansız bir bakış açısıyla kaleme alınması, yazılması, yansıtılması gerekmektedir. Muhabir, habere subjektif değerlerini katmamalıdır. Kendi düşünceleri, görüşleri, haberin içinde olmamalıdır. İki tarafı bulunan haberlerde tek yanlı bir aktarmadan kaçınılmalı, karşıt görüşe de mutlaka yer verilmelidir. Ajans haberciliği bakımından önemli olan bir başka boyut da habere yorum katılmamasıdır. Haberin salt gözleme ve doğru bilgiye dayanması gerekir. Tabii habercilikte mutlaka üzerinde önemle durulması gereken hususlardan birisi de özel haklara hiçbir zaman müdahalenin de bulunmaması gerekir. Elde ettiğimiz doğru haberin, aynı zamanda alıcı tarafından, okuyucu tarafından rahat algılanabilmesi için mutlaka yalın ve anlaşılır bir ifadeyle yazılması önemlidir. Haberin kendine özgü bir dili oluşmuştur. Hepinizin bildiği gibi “5N 1K” kuralı diye tanımlanan “Ne?, Nerede?, Ne zaman?, Neden, Nasıl ve Kim?” sorularına cevap vermelidir. Yalın olmakla birlikte haber, okuyan, dinleyen ya da izleyende kuşkuya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmelidir. Haber metni ilk paragraftan itibaren okuyanı etkilemelidir; başlığıyla, spotuyla, flaşıyla ve genel metniyle haber bir bütün olmalıdır. Bilinçli haberin içeriği, öz olarak yansıtılmalıdır. Nihayet, özellikle ajans haberciliği bakımından karşımıza çıkan önemli bir boyut da hızdır. Elde edilen, doğrulatılan, objektif bir bakış açısıyla, yalın bir anlatımla yazılan bir haberin, en iyi şekilde, en hızlı şekilde iletilmesi gerekir. Günümüzün gelişen teknolojisinde hız, daha bir önem kazanmaktadır. Artık yazdığınız haber noktayı koyduktan bir-iki saniye sonra aboneye ulaşıyor, fotoğraf ve görüntü iletimi de aynı şekilde. Ama teknolojideki bu hızlı değişime paralel olarak bazı sorunlar da karşımıza çıkmıyor değil. Televizyonların canlı yayınlarıyla rekabet etmek durumundasınız. Eskiden aboneye geçilen haber bir gün sonraya kadar tazeliğini muhafaza ediyordu, ama şimdi bir bakıyorsunuz internet sitelerine düşmüş. Tabii bu durum, haber ajanslarının yaşamaları için hayati bir gelir olan aboneliği de olumsuz etkiliyor. Anadolu Ajansı olarak, internet sitelerinin abone olmadan haber kullanımının önüne geçmek konusunda hukuki bir mücadele başlattık ve bunda da muvaffak olduk. İnternet sitelerine dönük olarak özel bir abonelik sistemi geliştirdik ve onu sunuyoruz. Ama maalesef kaçak haber kullanımı konusunda tam anlamıyla bir başarı sağladığımızı söyleyemiyorum. Sizleri tenzih ederek söylüyorum. Anadolu Ajansı devletin ajansıdır, istediğin gibi kullanma hakkına sahipsindir, gibi yanlış bir anlayış var. Basın camiasında sıkça kullanılan bir deyim var: ‘takla attırmak’. Ajans’tan al haberi, yeniden düzenle ve özel haberin gibi ver. Bu yanlış. Ajans haberi yağma malı değildir arkadaşlar, ajans haberi bir ganimet değildir. Anadolu Ajansı da diğer ajanslar da amme menfaatine çalışmakla beraber, bir cemiyet-i hayriye değillerdir. İki satırlık bir rutin haber bile olsa, bu bir eserdir. Yeni çıkan 5187 sayılı Basın Kanunu’nun ikinci maddesinin (a) bendinde, basılmış eser tanımlanırken, “yayınlanmak üzere her türlü basım araçlarıyla basılan veya diğer araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserlerle haber ajansları yayınları” ifadesi kullanılmaktadır. Dolayısıyla haber ajansı yayını bir eserdir. Aynı maddenin (c) bendinde, belli aralıklarla yayınlanan gazete, dergi gibi, basılmış eserlerle haber ajansları yayınları, süreli yayın olarak belirtilmektedir. Yine aynı maddenin (i) bendi de, haberi yazan kişiyi eser sahibi olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla Anadolu Ajansı’nın veya diğer ajansların geçtikleri haberler bir eserdir, onu yazan kişi eser sahibidir, bunun sorumluluğu da vardır. Basın Kanunu’nun, “yeniden yayını” düzenleyen 24’üncü maddesi de bu konuda bazı cezai müeyyideler getirmektedir: “Bir süreli yayında, yayınlanmış haberi, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yeniden yayınlayanlar beş milyar liradan 10 milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır” denilmektedir. -Buradaki TL cinsinden ifadeyi, yeni lira cinsinden anlamak gerekir- Bu eserlere yeniden yayın hakkı saklı tutulmuş olmasına rağmen, “süreli yayın sahibinin izni olmadan yeniden yayınlayanlar 20 milyar liradan 40 milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır” diye de bir hüküm konulmuştur. Basın İlan Kurumu’nun 67 sayılı Genel Kurul Kararı da “münderecatta benzerlik” başlıklı 18’inci maddesi ile şöyle bir düzenleme getirmiştir: “Değişik ad ile dahi olsa, aynı veya ayrı yerlerde yayınlanan iki veya daha çok gazetede sözleşmeye bağlanmış, telif veya abonelik ücreti ödenmiş, şahıs veya ajanslara ait her türlü yazı, haber, resim gibi malzemelerin dışında, benzeri yazı, resim, roman veya başka edebî ürünler gibi malzemeden devamlı olarak yararlanıldığı takdirde, bu gazetelerden yalnız birine ilân ve reklâm verilebilir”. Yalnız birine. Bu tür gazetelerin sahibi aynı kimse ise, ilân ve reklâm verilecek gazeteyi kendisi seçer. Sahipleri başka kimseler ise, yayınlama hakkı, yayın süresi daha fazla olan gazeteye ait olur. Ortak olarak yararlanılan malzemenin kullanma hakkının kendisine ait olduğunu iddia eden gazete, bu hususu ispat ile yükümlüdür. Yani bir başka aboneden, internetten, teletekst yayınlarından veya bir başka şekilde abone olmaksızın temin edilen ajans haberlerini kullanmayı önleyen mevzuatımızda hükümler bulunmaktadır. Tabii sözüm bu şekilde usülsüz kullananlara. Bu konuda biraz dertli olduğumuz için bunları ifade etme gereği duydum. Ajansçıların en fazla yakındığı hususlardan birisi de mahreç kullanılmamasıdır. Ajans muhabirleri, emek vererek haberlerini yazıyorlar, emek vererek ürünlerini iletme gayreti içerisine giriyorlar, zor iş yapıyorlar, meşakkatli bir uğraş yapıyorlar. İsimsiz kahramaların en büyük mutluluğu da, yazdıkları haberde kendi imzaları olmasa bile, çalıştıkları kurumun imzasını görebilmektir. Yayıncı arkadaşlarımıza hiç değilse bu hususu hatırlatıyor ve onları bu zevkten, bu mutluluktan mahrum bırakmamalarını belirtmek istiyorum. Onlar gerçekten isimsiz kahramanlardır. Gerçekten ajans muhabirleri fedakarane bir şekilde gayret göstermektedirler. Maddi bir beklentileri yoktur, bu işi para için yapmazlar. Sadece habercilik zevklerini tatmin için yaparlar ve en büyük mutlulukları da haberlerinin radyolarda, televizyonlarda okunması, gazetelerde yayınlanmasıdır. Bütün meslektaşlarımızın yaptıkları bu onurlu, sorumlu işten zevk almalarını diliyorum ve emektar ajansçıları ve güç şartlar altında yayın yapan yerel basın mensuplarını, bu onurlu ve zor, meşakkatli yükü taşımalarından dolayı kutluyorum. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğümüzü, yerel medyaya yaptıkları katkılardan dolayı tebrik ediyorum. 12’nci medya eğitim seminerinin düzenlenmesinde katkısı olan başta Adana Valiliği, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti ve özellikle Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü olmak üzere bütün emeği geçenlere teşekkür ediyor, seminerin yararlı olmasını temenni ediyorum. |
|
|
<<< XII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - ADANA (13-14 Nisan 2006) >>> |