SEMİNER KONUŞMALARI


 

“AJANS HABERCİLİĞİ”
Hilmi BENGİ
Anadolu Ajansı Genel Müdürü
 

 

Sayın Valim, Değerli Katılımcılar, Sevgili Meslektaşlarım, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü,

Adıyaman Valiliği ve Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti’nin organize ettiği 11. Yerel Medya Eğitim Semineri gerçekten siz değerli katılımcıların yoğun ilgisiyle ve yapılan güzel konuşmalarla çok anlamlı bir şekilde cereyan ediyor. Bu ilgi, bu katılım beni çok mutlu etti ve bu ilgide organizasyonun, bu seminerin çok başarılı geçmesinde Sayın Vali’min basına olan özel ilgisinin de payının olduğunu düşünüyorum ve kendisine huzurlarınızda teşekkürü bir borç biliyorum.

Değerli Arkadaşlar, ajans haberciliği biraz akademik bir konu. Aramızda bunu benden daha iyi anlatacak değerli akademisyenler var. Dolayısıyla işin teorik tarafı noktasında belki sizlere tam anlamıyla yardımcı olamayabilirim ama uygulamadan gelen birisi olarak, ajans haberciliği konusunda dilimin döndüğünce görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Şimdi öncelikle dilerseniz ‘haber ajansı’ kavramı üzerinde biraz konuşalım. Nedir haber ajansı? Haber ajansı dediğimiz zaman kısaca, kitle iletişim araçlarına haber aktaran, haber sağlayan kuruluş olarak bir kısa tanım yapılabilir. Bir başka deyişle haber ajansları haber toptancılarıdır. Kitle iletişim araçlarına, basın yayın organlarına haber sağlayan, onlara topluca haber geçen kuruluşlardır. UNESCO tarafından yaptırılan geniş bir tanımda ise biraz akademik bir şekilde haber ajansları şöyle tarif ediliyor: Hukuki statüsü ne olursa olsun, genel anlamda haberleri, gerçekleri gösteren ve tanımlayan aktüalite belgelerini bulup, bunları kitle iletişim araçlarına, onları ikna etmenin dışında kalmak üzere yayan, yasaların hükümlerine, ticaret kurallarına uygun olanak verdiği ölçüde tam ve tarafsız bir hizmet götüren kuruluştur. Şimdi bu tanıma baktığımız zaman, haber ajanslarının hukuki statüsünün farklı olabileceğini, bir anonim şirket, bir kooperatif şeklinde olabilirken,  farklı bir tüzel kişiliğe de sahip olabileceğini, kimi zaman bir devlet kuruluşu ya da bir şahıs kuruluşu şeklinde de karşımıza çıkabileceğini görüyoruz.  Haber ajanslarının haber temin eden kuruluşlar olmasının ötesinde buradaki tanımda yine ortaya çıkan bir başka husus var. Ticaret kurallarına uygun hareket etmek. Haber ajansları aynı zamanda bir ticari işletmedir, zira haberlerini bedeli mukabilinde pazarlamaktadır. Dolayısıyla ticaret kurallarına uygun hareket etmek durumundadır.

Günümüzde haber ajansları yerel ya da ulusal ölçekte, Süleyman Ukav’ın tanımından da yol çıkarsak ve Basın Yasası’na da yansıyan biçimiyle yaygın ölçekte yayım yapan haber ajansları olabildiği gibi, uluslararası ölçekte haber sağlayan ve dağıtan haber ajansları da karşımıza çıkmaktadır. Ajanslar, ürünlerini yalnızca haber olarak üretmezler. Aynı zamanda, o haberi destekleyen ürünleri de abonelerine geçerler. Bunlar fotoğraftır, görüntüdür, grafiktir, hatta kimi zaman ilândır, kimi zaman da hazır sayfadır. Belli bir bedel karşılığında bu hazırladıkları ürünlerini abonelerine iletirler. Dün Sayın Ukav, haber ajanslarının para karşılığında haberlerini ilettiğini vurguladı. Bir yanlış anlamayı burada önlemek amacıyla şunu söylemek istiyorum: Haber ajansları bu ürettikleri haberleri para karşılığında satarlar, ama para karşılığında temin etmezler. Maalesef bazı kötü örnekler vardır. Biliyorsunuz para karşılığında haber yapan kişiler ki, bunlar zaten gazeteci sayılmazlar. Onlar bizim mesleğimize dahil olamazlar. Haber ajansları da para karşılığında haber almazlar ya da senin haberini şu şekilde pazarlayacağım deyip, o tarz bir menfaat ilişkisi içerisinde habercilik yapmazlar ama elde ettikleri haberleri bir emek sarf ettikleri için bir gayret, bir efor harcadıkları için, haber üretiminin maliyeti de göz önünde tutulursa, bu maliyeti de karşılayacak şekilde elde ettikleri haberleri abonelerine satarlar. Sayın Ukav da zaten bunu kastetmişti. Ajans haberini satamazsa o durumda zaten ajans olamaz. Eğer ajans elde ettiği haberi bedelsiz olarak satmaya kalkarsa o durumda bunu sorgulamak gerekir. Bu durumda Ajansın tarafsızlığına gölge düşer. Eğer bedelsiz olarak ürününü satmak istiyorsa o durumda habercilikten öte propaganda boyutu devreye girer. Bedelsiz olarak elde edilen haberi satma durumu söz konusu değil, ancak bedelsiz olarak dağıtılan bir habercilik söz konusu ise o duruma kuşkuyla yaklaşmak lazım. Acaba niye bu haberi bana bu şekilde iletiyor? Niye veriyor deyip, o haberi ileten, pompalayan, şırınga eden kaynak üzerinde bir sorgulama yapmak da basın kuruluşlarının hakkıdır. Ancak haber ajansları bu ürünlerini pazarlarken kâr amacı da gütmezler, kâr amacı güderse elde ettiği haberi bir ticari ürün gibi fahiş fiyatla pazarlamaya kalkarsa, o durumda da akla başka sualler gelir. Habercilik bir kamu hizmetidir. Kamuoyunun haber alma ihtiyacını karşılama amacıyla yapılmaktadır. Siz haberinizi değerinin üzerinde bir kar ile satarsanız, kar amacı güderek habercilik yapmaya kalkarsanız, o durumda da haber ajanslarının tarafsızlığı noktasını sorgulamak hakkımızdır. Bu da basın özgürlüğünü bir başka açıdan zedeleyen husustur.

Haber ajanslarının müşterileri kuşkusuz daha çok basın yayın kuruluşlarıdır. Basın yayın kuruluşları kadar kamu kurumları, özel şirketler, ticari kuruluşlar, borsa ve finans sektörü de haber ajanslarının elde ettiği ürünlere ihtiyaç duyan kuruluşlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta günümüzde bireysel internet teknolojisinin verdiği imkânlarla bireysel abonelikler de gündeme gelmektedir. Haber ajansları, ikili ya da çoklu işbirlikleriyle daha yaygın alanda haber sağlayabilmektedirler. Bu da ekonomik zorlukların ortaya çıkardığı haber maliyetini daha aşağıya düşürmek için haber ajansları arasında karşılıklı işbirliklerini gündeme getirmektedir ki bu ta haber ajanslarının kuruluş dönemlerine kadar gider.

Haber ajansları 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Haberin özellikle borsada alım satım yaparken, tercihleri ortaya konarken, ticari faaliyetler ifa edilirken para ettiği, kısacası paraya yönelik unsurlarda haberin de etkili olduğu gerçeği göz önüne alınarak, haberden para kazanma konusu gündeme geliyor ve ilk haber ajansı kuruluyor. 1835’te Havas Haber Ajansı ile haber ajanslarının gündeme geldiğini görüyoruz. 1850’li yıllarda Reuters karşımıza çıkıyor.  Amerika’da yerel ölçekli deneyimlerin ardından, 1892’de bugünkü bildiğimiz Ajans Press kuruluyor. Bizde ise Osmanlı döneminde yabancı ajansların faaliyetleri var. Yabancı ajansların faaliyetlerinin karşısına bir milli ajans kurma düşüncesi ortaya çıkıyor ve Yahudi kökenli Salih Gürcü’ye Osmanlı Telgraf Ajansı kurduruluyor, ama Osmanlı’nın dış politikasına aykırı habercilik faaliyetleri gözlemlendiği zaman bu ajansın etkinliği de ortadan kalkıyor ve yeniden yabancı haber ajansları devreye giriyor. Mondros Mütarekesi’nin ardından Damat Ferit kabinesinin İngilizlerle mutabakatı neticesinde Türkiye Havas Reuters haber ajansı karşımıza çıkıyor. Türkiye Havas Reuters haber ajansının milli mücadele hareketi karşısındaki olumsuz yaklaşımı milli mücadeleyi gerçekleştirenler nezdinde hiç hoş karşılanmıyor ve Atatürk’ün Nutku’nda da ifade ettiği gibi, Türkiye Havas Reuters Haber Ajansı’na karşı bir tutum takınılıyor ve yeni bir ajans, milli bir ajans kurma gerekliliği ortaya çıkıyor. Atatürk’ün talimatıyla Yunus Nadi ve Halide Edip bu yeni haber ajansı kurma fikrini tartışıyorlar ve Anadolu Ajansı’nın kurulması konusunda görüş birliğine varıyorlar. Bunu Mustafa Kemal’e iletiyorlar. Ertesi gün Atatürk 6 Nisan 1920 tarihinde, Anadolu Ajansı’nın (AA) kuruluşunu ilân eden genelgeyi yayımlıyor. Atatürk’ün bu genelgesinde üzerinde durduğu önemli bir husus var.  Atatürk diyor ki: “Rumeli ve Anadolu’nun giriştiği milli ve mukaddes mücadele esnasında efradı ümmetinin dahili ve harici en sahi havadis ile tenbiri ihtiyacı mübremi nazari dikkate ve emniyete alındığını göz önünde tutarak haber ajansı kurulması gerekliliğini ortaya koyuyor.”  Yani kamuoyunun doğru haber ile aydınlatılması zarureti ortaya çıkıyor ve kamuoyunu doğru haber ile aydınlatmak amacıyla Anadolu Ajansı’nın kurulması gerekliliğini ifade ediyor ve bu amaçla kurulan Ajans için bütün Türkiye çapında destek verilmesi gerekliliğini belirtiyor.  Anadolu Ajansı haberlerini ilk zaman tellallar vasıtasıyla iletiyor.  ‘Küçük Şabiyograf’ adı verilen basit bir teksir makinesiyle çoğaltılan haberler, telgraf aracılığıyla bütün Anadolu’ya yayılıyor,  hatta bazen kayıkçılara belirli paralar verilerek İstanbul’a da Anadolu Ajansı bültenlerinin dağıtılması sağlanıyor.

Ben Anadolu Ajansı’nın kuruluşu konusuna çok fazla girmek istemiyorum. Çünkü önümüzde sınırlı bir konu var. Dolayısıyla sizleri fazla tarihsel konulara boğmadan konumuza girmek istiyorum. Demek ki Atatürk’ün de Anadolu Ajansı ile ilgili özellikle vurguladığı gibi doğru haber, haber ajansları için olmazsa olmaz temel şarttır. Doğru haberin yanı sıra ajans haberciliği için önemli bir ilke, tarafsız haberciliktir. Yaygın haberciliktir, hızlı haberciliktir. Haber ajansları, rekabet ortamı içerisinde hızlı haber peşinde koşarlar ve bir an evvel haberi abonelerine iletmek isterler ve bunun için yoğun bir çaba sarf ederler. Gelişmiş teknolojinin en son teknolojinin verdiği imkânlarla haberlerini, fotoğraflarını, görüntülerini aktarma gayreti içerisine girerler. Ancak haber ajansı için bana göre doğru habercilik, hızlı habercilikten önce gelir. İlla ilk ben geçeyim kaygısı içerisinde teyit edilmeden, doğrulatmadan geçilen haberin yanlışlığı çok çabuk ortaya çıkacağı için, hele günümüz teknolojisinde haber alma kanallarının çok olduğu toplumda yaptığınız yanlışlık, açık bir şekilde en kısa zamanda ortaya çıkacağı için, bu sizin hızlı habercilik adına yaptığınız işe ve saygınlığınıza gölge düşürebilir. Bu açıdan doğru habercilik, haber ajanslarının bu pastadan pay alabilmeleri, bu arenada söz sahibi olabilmeleri ve saygınlıklarını sürdürebilmeleri açısından hızlı habercilikten daha önce gelir diye düşünüyorum.

Seminerin ilk günü yapılan konuşmalarda basın meslek ilkeleri üzerinde duruldu. Haber ajansları da bu basın meslek ilkelerini göz önünde tutarak, faaliyetlerini icra ederler ve mevzuata da  mutlaka saygılı olmak durumundalar. Haber yayın mevzuatında biliyorsunuz, Anayasa’nın 130’uncu maddesi haber ajansları kavramını Anayasal bir hüküm olarak karşımıza çıkarmıştır. Dolayısıyla haber ajanslarının ülkemizde anayasal bir dayanağı vardır. Yeni Basın Yasası’nın ikinci maddesinde ise, haber ajansları bir süreli yayın olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeni Basın Yasası’na emek verenlere huzurlarınızda teşekkür etmek durumundayım. Haber ajanslarını güvenceye alan hükümler getirmişlerdir. Yasa’nın 24’üncü maddesiyle yeniden yayım konusuna 5 milyardan, 40 milyara kadar uzanan para cezaları getiriliyor. Bu cezalar, haber ajanslarının haberlerinin abone olmaksızın kullanılmasını “dün de ifade edildiği gibi internet teknolojisinin verdiği imkânlardan yararlanarak kes yapıştır yöntemiyle çoğaltılmasını” önlemektedir. Bu, haber ajanslarının hayatiyetini sürdürmeleri noktasında bizim açımızdan önemli bir güvence olmuştur.

Arkadaşlar, haber ajansları eğer düzgün bir habercilik yapacaksa, abonelerine en sağlıklı haberleri iletecekse, haber neredeyse orada olmak zorundadır. Ajans çalışanı, duyduğunu haber yapmaz, ajans çalışanı gördüğünü haber yapar, tanık olduğunu haber yapar, belgelediğini haber yapar, duyumlar üzerine ajans haberciliği olmaz. Duyumlar, ancak istihbarattır.  Bu istihbaratın mutlaka kanıtlanması gerekir, belgelenmesi gerekir, mutlaka takip, teyit edilmesi gerekir. Ajans habercisi, teyit almadan haberini iletmez. Eğer imkân varsa fotoğrafını çekerek bunu belgeler, imkân varsa dokümanlarını toplayarak haberini belgeler. Günümüz ajans haberciliğine yeni bir boyut daha eklenmiştir: Görüntü. Görüntüsünü de çekerek haberine destek sağlamış olur. Evet haberimizi aldık, istihbaratı aldık ne yapacağız? Bir muhabir aldığı istihbarata gider, haberini yerinde takip eder gelir ve yazar. Fotoğraflarını da geçer, görüntüsünü de geçer. Peki bu yazım işlemi nasıl olacak?

Dilerseniz burada ajanslara haber geçen arkadaşlarımız da olduğu için diğer arkadaşlarımızın konuyu bilen uzman arkadaşlarımızın hoşgörüsüne sığınarak biraz bizim Anadolu Ajansı çalışmalarından örnek vererek bir haber nasıl yazılır onu ifade etmeye çalışacağım. Bunu bir öğretmen edası içerisinde yapıyorsam kusurumu affedin, ama ben sadece bizim uygulamamızı sizlere iletmek istiyorum. Biz Anadolu Ajansı olarak haberlerimizi, istihbaratımızı topladıktan sonra öncelikle gündemimizi geçeriz. Her sabah saat 09.00’da verdiğimiz gündemle o gün izleyeceğimiz haberleri abonelerimize iletmiş oluruz. Böylelikle gazetelerin sayfasını hazırlarken, sayfa mizanpajlarını yaparken hangi habere ne kadar yer ayıracağı konusunda ona önceden bir planlama yapma imkânı sağlamış oluruz. Eğer televizyoncuysa, radyocuysa hangi haberlere ağırlık vermelidir? Haber sıralamasını nasıl yapması gerekir? Kişiye kafasında sabah toplantılarını yapmadan önce bir plan yapmaları için malzeme sağlamış oluruz. Ayrıca bir de her gece yarısı saat 00.05’de bir özet gündem geçeriz. Bu özet gündem de yayın kuruluşları için özellikle bir sonraki günün planlamasını yapabilmelerinde yardımcı olur. Üçüncü bir gündemimiz daha var. O da perşembe günleri saat 12.00’de verdiğimiz bir gündem. Bu da haftalık gündemdir. Basın yayın kuruluşlarının, özellikle dergilerin haftalık gündemlerini yapabilmelerine imkân sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.

Gündeme alınan haberler, haber birimlerince ilgili muhabirlerle görevlendirilir, muhabir haberini topladıktan sonra bilgisayarının başına oturur ve öncelikle başlığını yazar. Haber başlığında, ilk başlık mutlaka haberle ilgili bir tarama yapıldığı zaman, o habere en kolay ulaşılacak şekilde haberin özünü yansıtacak biçimde kısa ve öz olmalıdır. İlk başlık, o haberi bir anlamda tanımlayacak özellikte olmalıdır, eğer o haberimiz önem sırasına göre başka haber başlıklarını da gerektiriyorsa alt başlıklarla onu destekleriz. Başlıklarımızı yazdıktan sonra o haberle ilgili fotoğraf, varsa görüntü ya da bir grafik onu da başlıkların altında belirtiriz ki abone o haberle ilgili o destek unsurlarını da bilsin, önceden haberdar olsun.  O haberle ilgili fotoğraf varsa sayfasında yer ayırsın; televizyon ise, ne kadar süreyle bir görüntü verecek onunla ilgili olarak da planlamasını yapsın. Habere girerken öncelikle haberin mahreci, çıkış yeri yazılır. Yerel medya seminerinden bir haber hazırlanacaksa, başlıklarımızı yazdıktan sonra Adıyaman mahrecini yazarız. Anadolu Ajansı muhabiriyse burada AA rumuzunu yazar, sonra bir de tarih atarız haberlerimizde. Tarama, özellikle arşiv taramasında kolaylık olması açısından haberimizin tarihini de attıktan sonra haber metnine geçiyoruz. Haberin girişi mutlaka o haberi özetleyecek şekilde olmalıdır. Çok kısa haber kullanmak isteyen bir radyo, o haberin girişini alarak dinleyicisine o haberle ilgili hususları rahatlıkla iletebilmelidir. Bu bakımdan giriş bölümünde mümkün olduğunca haberimizi özetleriz. Ondan sonra ‘ters piramit yöntemi’ adını verdiğimiz usul ile öncelik sıralamasına göre en önceliği olan konuları öne çıkararak, diğerlerini aşağıya çekerek, yukarıdan aşağıya doğru önem sırasına göre haberimizi dizayn ederiz ve haberimizi tamamladıktan sonra sonuç bölümünde, eğer varsa o haberle ilgili ‘background’ diye tabir edilen daha önce geçilmiş  haberlere atıfta bulunarak o haberin öncesini de bir anlamda okuyucuya, dinleyiciye, izleyiciye hatırlatmak adına bir kısa derlemeyi de haberin sonuç bölümünde veririz.

Haberde ‘5-N 1-K’ kuralı adını verdiğimiz genel habercilik ilkeleri çerçevesinde okuyucunun, izleyicinin, dinleyicinin tereddüdüne mahal bırakmayacak şekilde Ne?, Nerede?, Nasıl?, Niçin?, Kim? suallerine en iyi yanıtı verebilecek şekilde bütün unsurlar yer almış olmalıdır. Haber, mümkün olduğunca kısa ve anlaşılır olmalıdır, ancak ajans haberciliği söz konusu olduğunda, abonelerin farklı tercihlerini de dikkate alarak ‘A’ gazetesi haberi kısa kullanır, ama ‘B’ gazetesi biraz daha geniş kullanmak ister ‘C’ gazetesi haberin bir boyutuna yer vermek ister. ‘D’ gazetesi farklı bir boyutunu öne çıkarmak ister. Farklı abonelerin, farklı tercihlerini de nazari dikkate alarak haber ajansları için yazılacak haberde biraz daha haberin uzun tutulması hoş görülebilir, sağlanabilir. Bu da ajans haberciliği için genel habercilik ilkelerinin dışında bir başka unsurdur.

Konuyu toparlarsak, ajansların aboneleri farklı yayın politikaları güdüyor olabilir. O bakımdan eğer sizin ajans habercisi olarak konuya yaklaşımınız sadece bir perspektiften olursa o durumda farklı abonelerinizi tatmin edemeyebilirsiniz, onların tepkisini çekebilirsiniz. O bakımdan ajans habercisi hiçbir zaman taraf tutmaz. Başlangıçta da söylediğim gibi, gördüğünü yazmak ve objektif olmak durumundadır. Böylece abonesi, hangi eğilimde olursa olsun, haber ajansından aldığı habere güvenerek, kendi yayın politikası ve yayıncılık anlayışı çerçevesinde farklı unsurları öne çıkarabilir, ama mutlaka o habere güvenerek almak durumundadır. O bakımdan, bizim haber ajansları olarak doğru haberciliğin yanı sıra tarafsız doğruyu, tarafsız bir bakış açısıyla yansıtmak gibi bir sorumluluğumuz daha vardır.

Ayrıca özel önemli haberlerde ajans habercisi flaş haberler geçer. ‘Flaş’, haberin başlıklarını yazmadan kısa bir iki cümleyle o haberin iletilmesi demektir. Çok önemli bir gelişme, ancak flaş olabilir. Örneğin, Irak’taki patlamalar, ama bilinen şimdiye kadar olanın ötesinde çok büyük bir patlama olmuşsa Allah korusun 100 kişi ölmüşse o patlamada, bu bir flaş gelişmedir. Bu flaş olarak aktarılabilir. Önemli gelişmelerde flaşı verdikten sonra mutlaka aboneyi bekletmeden o haberle flaş gelişmeyle ilgili yarım saat içerisinde bir derleme, bir özet, kısa da olsa haber geçmek durumundadır. Ondan sonra bu haberin detayları olabilir. Birinci haber geçilebilir, ikinci, üçüncü, dördüncü haberler geçilebilir. Böylelikle o flaş haberle ilgili detaylar aktarılmış olabilir. Bu habercilik işi bittikten sonra belki abonelere kolaylık sağlamak için bütün o haberleri derleyen bir nihai haber de verilebilir.

Değerli Arkadaşlar, konuşmacılarımızdan Sayın Erkan Tan ve Sayın Salih Güney özellikle habercilikte Türkçe’nin kullanımı üzerinde durdular. Biz Anadolu Ajansı olarak habercilikte Türkçe’nin en iyi şekilde kullanılması için özel çaba sarfediyoruz. Bu amaçla her hafta perşembe günleri yaptığımız toplantıda, haberlerimizi Türkçe açısından da değerlendiririz. Bir yanlışlık yaptıysak bunun düzeltilmesi, bir daha tekrarlanmaması noktasında üzerimize düşen çabayı sarfederiz. Ayrıca yabancı dilden Türkçe’ye yeni giren kelimelerle ilgili olarak bunların kullanılması noktasında Türk Dil Kurumu’yla da iletişim halindeyiz. Örneğin, Türk Dil Kurumu Euro yerine, Avro kullanılması tavsiyesinde bulundu. Biz de Anadolu Ajansı olarak Avrupa para birimi ile ilgili olarak Avro tabirini kullanıyoruz. Uzun vadeli kredi yöntemiyle kira öder gibi konut alma imkânı sağlayan ‘Morgate’ sistemi dilimizde yer almaya başlayınca, daha Türkçe’ye yerleşmeden bu kelimenin Türkçe bir deyim ile yer alması noktasında Türk Dil Kurumu’yla temaslarda bulunduk ve o çerçevede Türk Dil Kurumu’nun önerilerini vermeye çalıştık. Ama bize ‘tutulu satış’ diye bir deyim önerdiler. Bu pek tutmadı. Daha uygun bir tabir, ne olursa, onu biz de arıyoruz. Biz Anadolu ajansı olarak, Türkçe’nin doğru kullanılması konusunda üzerimize düşen çabayı yerine getirme gayreti içerisindeyiz.

Sizleri fazla sıkmadan kısaca Anadolu Ajansı’nın son hizmetlerinden de sizlere duyurmak istediğim bir husus var. Ajansımız, iki yıldır il bülteni sunuyor. 81 ilin haberlerini abonelerimize iletiyoruz.

Değerli Arkadaşlar, Türkiye’nin sesini dünyaya duyurmak amacıyla kurulan Anadolu Ajansı’nın, yerel medyaya haberlerini iletebilmek, Türkiye’de ve dünyadaki gelişmelerden yerel medyanın da haberdar olmasını sağlamak bizim için bir görevdi ve bu görevi yerine getirdiğimizi düşünüyoruz. Her ile ait yerel ölçekli haberleri, ulusal ölçekli haberlerle destekleyerek abonelerimize sunuyoruz. Yerel basına bunları çok düşük bir ücretle pazarlıyoruz. Mümkün olduğunca onları haber açısından destekleme gayreti içerisindeyiz. Ayrıca fotoğraf noktasında da yerel basına her türlü kolaylığı sağlıyoruz. Fotoğraflarımızı yeni hazırladığımız internet sayfamızda kolaylıkla görebilme imkânına sahipsiniz. Şu ana kadar 301’e yakın fotoğraf yüklendi ve arşivimizdeki fotoğrafları yeniden kazandırmaya, dijital ortama aktarmaya çalıyoruz. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün bize sağladığı destekle Anadolu Ajansı’nın arşivinde olmayan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemlerine kadar uzanan fotoğrafları da dijital ortama aktarma imkânını bulduk. Bu destekleri dolayısıyla da Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Bir yeni hizmetimiz de görüntülü haberdir. Anadolu Ajansı, biraz geç kaldı ama İhlas Haber Ajansı ve Cihan Haber Ajansı bu alanda oldukça önemli başarılar kaydettiler. Doğan Haber Ajansı da son zamanlarda görüntü konusunda bir gelişme içerisinde, ama bir haber ajansının haberleri,  özellikle özel televizyonların ağırlıklı olduğu bir dönemde görüntüyle iletememesi bir eksiklikti, bir kayıptı. Biz bu eksikliği telafi etmek bakımından görüntülü haberciliğe Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’da Nisan 2005’de yaptığı açılışla adımımızı resmen atmış olduk. 

Bir diğer hizmetimiz de cep telefonlarına haber iletmekti. Kısa haberlerimizi cep telefonları vasıtasıyla duyuruyoruz. Böylelikle hangi ortamda bulunursanız bulunun, önemli gelişmelerden haberdar olmuş oluyorsunuz.

Ben huzurlarınızı fazla işgal etmek istemiyorum, sabrınızı taşırmak istemiyorum. Hepinize beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Akademik boyutu belki fazla olan sıkıcı bir konuşma oldu, onun için özür diliyorum. Dünkü çok güzel konuşmalardan sonra sabah sabah huzurunuzu kaçırdıysam affola, çok teşekkür ediyorum.

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Adıyaman Valiliği ile Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti’ne huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum. Saygılar...

 

 

<<<       XI. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - ADIYAMAN (26 - 27 Mayıs 2005)      >>>