AÇILIŞ KONUŞMALARI

Erdem SAKER

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı

Sayın  Valim, Sayın Genel Müdürüm, Sayın Emniyet Müdürüm,  değerli
dostlar,  komşu  illerimizden gelen çok değerli  basın  mensupları
Bursa'ya hoş geldiniz.

Seminerin  adının  Yerel olması beni çok mutlu etti.  Sayın  Genel
Müdür   dünyadaki yerelleşmeden bahsetti, izniniz  olursa  ben  bu
konuyu biraz  açmak istiyorum bir yerel yönetici olarak. Gerçekten
dünyada  çok büyük değişiklikler var, bunlardan bir tanesi yönetim
şeklinin değişmesi. Neden yönetim şekli değişiyor? Niçin böyle bir
mecburiyet var? O da ortada, rakamlarla ortada. Geçen sene yapılan
nüfus sayımında Türkiye`de yaşayan 63 milyon  insanın yüzde 63.5'i
şehirlerde  yaşıyor. Dünyada bu oran yüzde 50, gelişmiş  ülkelerde
yüzde  70  ve Birleşmiş Milletler`in net tahminleri önümüzdeki  25
yıl  içinde  dünya ortalamasının yüzde 50'den yüzde 80'e  çıkacağı
yolunda.

Demek  ki  artık  insanlar kentlerde yaşıyor,  dünyadaki  sorunlar
kentlerde  ortaya  çıkıyor,  çözümlerin  de  kentlerde   bulunması
gereği  ortaya  çıkıyor. Eğer çözümler doğru  bulunabilirse,  eğer
sorunlarla  mücadelede başarı elde  edilebilirse, o zaman  ülkeler
de  gelişiyor,  insanlar  daha mutlu,  daha  müreffeh  bir  hayata
kavuşabiliyor. Peki bu mekanizma nasıl olacak? Bu mekanizmada  ana
kavram  ortaklık kavramı. Ben mühendisim, sosyal bilimci  değilim,
ama kendi tecrübelerim  ve kendi mantığımla bunu şöyle tanımlamaya
çalışıyorum,  bunu  birçok uluslararası  toplantıda  da  anlattım,
oldukça ilgi gördü.

Bugünün  yönetim  tarzının  üç boyutu  var  diyorum.  Bu  ortaklık
mekanizmasının  üç boyutu var; düşey boyutta, yukarıda  daima  bir
merkezi  hükümet, merkezi yönetim, ama onun alt ucunda  bir  yerel
yönetim.  İşte  merkezi  yönetim ile yerel yönetim  arasındaki  bu
ilişki,  ortaklık,  yönetimsel ortaklık bu olayın  düşey  boyutunu
oluşturuyor. Esas önemli olan, yaygın olan ve sağlam bir yönetimin
temeli  olan  yatay  boyutu. Yatay boyutunda  merkezde,  yataydaki
merkezde  yerel  yönetim  ve etrafındaki ortakları  bulunuyor.  Bu
ortaklar aslında dünyadaki çevre   sorunlarının çözümlerine  doğru
araştırmalar  yapılırken,  adımlar atılırken  Birleşmiş  Milletler
platformunda tartışılırken ortaya çıktı. Bu ortaklığın  gelişmesi,
yerel  bazda  iş   dünyası, bilim adamları, akademisyenler,  sivil
toplum      kuruluşları,    kadınlar,    çocuklar,    çalışanların
temsilcileri,  sendikalar, basın, halkın kendisi.  Yani  bu  yerel
ortaklık bazında bütün yerelde yaşayan insanları düşünebiliriz  ve
burada yerel yönetimlerin önemi de ortaya çıkmakta.

Bu  olayın bir de üçüncü boyutu var, evrensel boyutu. Bu  evrensel
boyutda   dediğim  gibi  Birleşmiş  Milletler`in  çevre  sorunları
mücadelesinde   de  daha  netleşti, özellikle  Rio  Konferansı`nda
1992`de  ve 1996`da İstanbul Zirvesi`nde, HABİTAT Zirvesi`nde  çok
daha  netleşti. Sivil toplum kuruluşları Birleşmiş  Milletler  ile
karşılıklı  bir iletişim içinde olma şansını buldular.  Rio`da  da
İstanbul`da  da  yerel  yönetimler  Birleşmiş  Milletler  ile   bu
karşılıklı  iletişim hattını açabildiler ve bu  olay   yayılmakta,
sadece  artık Birleşmiş Milletler merkezi  hükümetlerin, ülkelerin
bir  organizasyonu değil, artık  dünyadaki diğer ortakların da bir
organizasyonu.  Pekin  Konferansı`nda  bütün  dünya   kadını   ile
Birleşmiş  Milletler biraraya geldi. Evrensel boyutu ise dünyadaki
genel  sorunların  çözümüne,  ki  bu  sorunların  en  büyüğü  gene
rakamlar  ile  ifade edecek olursak, yerküre üzerinde  şu  anda  6
milyar  insan yaşıyor, çok değil 50 yıl sonra bu rakam  15  milyar
olacak.  Dünyadaki  kaynaklar sınırlı ve bir  yandan  tüketiliyor.
Diğer  bir tarafta iklim değişikliği, bir tarafta kaynakların  yok
olması.  İşte  böylesi  büyük  bir  mücadele,  var  olma,   ayakta
durabilme,   yerküre   üzerinde  ayakta  durabilme   mücadelesinde
evrensel boyut çok büyük önem kazanıyor.

Bursa`da  yerel ortaklık mekanizmasını kurduk. Bugün bir  Belediye
Başkanı  olarak, Sayın Valim burada merkezi hükümeti  temsil  eden
bir   yönetimin  başı  olarak  rahatlıkla  bu  kanalları   açmanın
mutluluğu  içindeyiz. Ortaklık, kentin sorunlarını  ortaklarımızla
beraber  bir platformda tartışabilmenin imkanına sahibiz. Şu  anda
bir  kent  konseyimiz  bu  mekanizmanın ana  platformu,  ama  onun
yanında  Rio  Konferansı`nda  ortaya konan  gene  özellikle  çevre
sorunlarının  çözümüne  yönelik ortaklık  mekanizması  olan  Yerel
Gündem   Yirmibir mekanizması ilk defa Türkiye`de Bursa Büyükşehir
Belediyesi`nin  öncülüğünde yeşerdi. Bugün Yerel  Gündem  Yirmibir
eylem   programlarında  çalışan  hemşehrilerimiz,   gönüllülerimiz
sayesinde  şehrin birçok konusunu ön plana çıkarabilmek, çözümler,
beraber   çözümler  arayabilme  imkanına  kavuştuk.  Ben  Belediye
Başkanı   olarak   böylesine  aktif  bir  platformda    çalışmanın
rahatlığı içindeyim.

Dünyadaki  bir  başka olay ki bu olayda sizin rolünüz  çok  büyük,
şeffaflık.  Dünyada şeffaflık konusunda fevkalade  büyük  mücadele
var.  Şeffaflık  karşısında rüşvetle  mücadele  ve  bu  konuda  da
uluslararası  bir organizasyon da var. İşte bu sorunun  da  çözümü
gene  bu  ortaklık   mekanizmasından  geçiyor.  Her  şeyin  şeffaf
olması,  her  şeyin  halkın önünde olması. Ben sözlerimi  Bursa`da
çok  değerli  ortağım diye hitap edebildiğim yerel  medya  mensubu
arkadaşlarıma   bu  konuda  göstermiş  oldukları   hassasiyet   ve
destekten   dolayı   şükranlarımı  sunarak   bitirmek   istiyorum.
Gerçekten  halkın  tam  sesi olma yeteneğine  sahip  bir  medyaya,
medyanın bulunması Bursa için onur verici bir olaydır, bu bakımdan
tekrar kendilerini hem kutluyorum, hem şükranlarımı sunuyorum.  Bu
seminerin   de   bu   anlamda  çok  yararlı  sonuçlar   vereceğine
inanıyorum, hepinize teşekkür ediyorum.