AÇILIŞ KONUŞMALARI
Orhan TAŞANLAR
Bursa Valisi
Sayın Başkan, Sayın Genel Müdür, basınımızın değerli
temsilcileri.
Öncelikle güzel tarihi kent Bursamıza hoş geldiniz diyerek
sözlerime başlamak istiyorum. Üçüncü Yerel Medya Eğitim
Semineri'nin Bursamızda gerçekleşmesinde gerçekten öncü rol
oynayan Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sayın Kolaylı`ya,
Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Sayın Sezgin`e
teşekkürlerimi sunarak sözlerime başlamak istiyorum.
Üçüncüsü olduğunu biliyoruz, inanıyorum ki eğer yerel anlamda
yerel medya semineri ise medyanın en önemli sorunlarının burada
tartışılacağına, Bursa`da tartışılacaktır. Çünkü Türkiye bazında
baktığımız zaman en güçlü yerel medyanın Bursa`da olduğunu
görmekten, söylemekten büyük bir mutluluk duyuyorum.
Medyamız dünyanın gelişen ve değişen şartları ki bir bakıma artık
buna bilgi çağı, enformasyon çağı da demeye başladık, bu çağ
içerisinde medyanın rolü çok önemli. Bu önemli rol teknolojinin
inanılmaz yenilikleri ile baş döndürücü hızla gelişmesiyle adeta
bilginin bir noktadan öbür noktaya süratle akması neticesi
dünyamızı adeta küçük bir köy haline getirmiş. Dünyada ne olursa
bir dakika sonra, iki dakika sonra öbür ucunda görebilmek,
işitebilmek, hatta olayı canlı naklen izleyebilmek mümkün.
Böylesine önemli oluş toplumları da biraraya getirmiş, ulusları,
uluslararası rekabetleri ve ulusların birbirine kaynaşmasını,
olayı bütün dünya kamuoyu önüne getirmeyi sağlamış. İşte en son
örneğimiz çok haklı olduğumuz, ama haklı olduğumuzu anlatırken
haksızlık yaptığımız PKK ve onun elebaşısı, eli kanlı katil Apo
davası. Gerçekten medyamız burada üzerine düşen görevi tabii ki
yapmıştır, ama bazen rayting uğruna, bazen başka amaçlar uğruna
haklı olan davamızda kamuoyunun yönlendirilmesi açısından bana
göre gerçekten ciddi eksiklikler var. Kendi kendimize zarar
verirken belki haklı davamızı anlatamamanın toplum olarak
eziklikliğini yaşarken, toplum önderleri ve medyamız burada biraz
daha değişik, biraz daha etkin, biraz daha yönlendirici rol
oynaması lazımdı diye düşünüyorum. Öyle olduğu zaman bütün dünya
kamuoyunu ve bütün bir İtalya`yı karşınıza alırsınız. Tabii ki
olaya tepki koymamak mümkün değil.
Belki daha değişik sağduyu ile düşünebilirsek daha değişik şeyler
yapabilmek mümkün. Bir mozaik olan Türkiye Cumhuriyeti`nde, etnik
kökenlere bakarak insanları birbirine düşürebilme gayretlerini
görüyoruz. Öylesine gayretler ki yıllardır, 15 yıldır, 20 yıldır
PKK`nın üzerine basa basa uğraştığı o noktaya, getirmek istediği
noktaya gidebilmek veya öyle bir tuzağa düşmek üzereyiz. Allahtan
ki sağduyu galip geldi ve olumlu ve çok güzel uyarılar ve
medyanın üzerine düşen sorumluluğu hatırlamasıyla ve belli medya
önderleri ile olayı, tansiyonu belli bir noktaya çekmek ve akılcı
eylemler yapabilmek yoluna geçmiş bulunuyoruz. Bundan sonraki
dönemde de toplumun bütün kesimleriyle bütün katmanlarıyla el ele
vererek hedefimiz eğer o eli kanlı katil caniyi Türkiye`ye
getirmekse, Türk yargısının önüne çıkarmaksa onu temin edici, çok
akıllı yolları birlikte bulup el ele verip o hedefe doğru emin
adımlarla gitmemiz gerekir diye düşünüyorum.
Medyamız bu gelişimlerle demokrasinin ve açık rejimin vazgeçilmez
bir parçası. Öylesine vazgeçilmez parçası ki demokrasinin olmazsa
olmaz kuralı, ama bu olmazsa olmaz kuralının medya, medya
çalışanları ve medyanın içerisinde ona yön verenleri doğru haber,
gerçek haber, yansız habere ulaşmak suretiyle kamuoyuna
ulaştırdıkları zaman gerçekten yapılan işin erdemi bir kez daha
ortaya çıkıyor. Gerek kamuya etkisi açısından gerek medyaya
etkisi açısından bakıldığı zaman vazgeçilmez, demokrasinin
vazgeçilmez iki unsuru, demokrasinin varolabilmesi için gerçekten
olması gereken basın özgürlüğü ki ulu önder Atatürk de onu yıllar
önce öyle değerlendirmiş, "basın özgürlüğünün önündeki en büyük
engeli kaldırabilmek için, tek gerekçe yine basın özgürlüğüdür "
demiş.
İrdelendiği zaman gerçekten çok güzel mesajlar var, ama o basın
özgürlüğünü yanlış etütlerle değerlendirmek belki çıkar
guruplarının menfaatına, belki demokrasinin aleyhine kullanmak,
belki zaman zaman kastı aşan haberler vermek, belki rating uğruna
şiddeti gündeme getirmek ve toplumun geleceğini o anlamda bir
ipotek altına almak inanıyorum ki bu seminerin tartışma
konularının başında gelecektir. Gerek kamu şeffaf olabilme
açısından eksikliğini, kendini yenilemeyi, dünyada varolan bu
değişimi takip edebilmeyi mutlak surette kendisiyle tartışırken,
kendisini devlet anlayışını yenilemek için uğraşırken medya da
inanıyorum ki etik açısından yapmış olduğunu masaya yatıracak ve
medya çalışanları açısından bana göre hala düzeltilmemiş bir sürü
özlük haklarının kazanımı açısından bu seminerde çok şeylerin
tartışılacağını ve seminerin gerçekten yerel medyanın en önemli
sorunları ele alınacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle Üçüncü Yerel Medya Eğitim Semineri'ne
başarılar diliyorum, konuşmacılara başarılar diliyorum, buradan
çıkacak sonucun demokrasimiz için hayırlı ve uğurlu olması
dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum.