|
|
SEMİNER KONUŞMALARI “HABER DEĞERLENDİRME” Behçet FAKİHOĞLU Türkiye Gazetesi Sorumlu
Müdürü Gazete bir bakıma haber demektir. İnsanlar bilgilenmek
için gazete alırlar. Olaylarla ilgili haberleri okumak isterler. Olup biteni,
ilgisini çeken tüm haberleri aldığı gazetede görmek ister. Haberlerin, belli
kurallar içinde yerleştirildiği gazete yazı işlerinde, yani gazetenin
mutfağında şekillenir. Haber merkezinde veya havuzda toplanan haberlerin hangi
kaynaklardan geldiğine bakalım: 1. Ulusal ve uluslararası haber ve fotoğraf ajansları. 2. Gazetenin bünyesinde bulunan haber kaynakları veya
birimleri. a) İstihbarat Servisi, bu servisin bünyesinde ağırlıklı
olarak polis ve adliye muhabirleri çalışmaktadır. Eğitim, sağlık ve magazin
muhabirleri de bu servis bünyesinde çalıştığı gibi, bazı kuruluşlarda da ayrı
birim olarak kurulmuştur. Zamanla başka ilginç konularla ilgilenen muhabirler
de barınabilmektedir. b) Ekonomi ve Dış Haberler Servisleri’ne bağlı muhabirler.
Bunlar merkezde olabilecekleri gibi değişik illerde veya ülkelerde
bulunabilirler. c) Ankara haber
Merkezi d) Yurt Haberler Servisi’nin bünyesinde bulunan
muhabirler. e) Özel haber yapan, değişik konumda ve statüde bulunan
muhabirler. f) İnternet veya başka kaynaklar. Bütün bu kaynaklardan sürekli haber akar. Haber havuzuna hergün
binin üzerinde haber düşer. Haber havuzunun başında Haber Müdürü bulunur.
Haber Müdürü ve ona bağlı olan Haber Merkezi bütün bu haberleri toparlamak,
geliştirmek, tamamlatmak, yayına uygun hale getirmekle yükümlüdür. Haber
Müdürü tecrübeli ve iyi yetişmiş bir gazetecidir. Haberi iyi seçer, iyi
hisseder, iyi takip eder ve tüm gündeme hakimdir. Haberi kısaltmak, uygun
başlıkları bulmak, okunur hale getirmek kolay değildir. Her haberde eksikliği
mutlaka farkedebilecek bir birikime sahip olmalıdır. Haber Müdürünün, değişik
kanallardan gelen haberleri birleştirmek gibi oldukça ayrı dosyalarda
toparlar. Benzer olanları bir araya getirir. Gereksiz gördüklerini de çöpe
atar. Gözünün önündeki havuza hakim olmak için gereksiz malzemeden temizler. Haber Merkezinde tecrübeli gazeteciler bulunur. Gündeme ve
gazetenin yayın politikasına uygun haberleri toparlamak için Haber Müdürünün
direktifleri doğrultusunda çalışırlar. Gazetecilik Ekip
İşidir Gazetecilik ekip işidir. Yayın Yönetmeni, Yazı İşleri
Müdürü, Haber Müdürü, servis şefleri, editörler ve diğer gazeteciler uyum
içinde çalışmalı, birbirlerini tamamlamalıdırlar. Haber Havuzuna, haberlere
müdahale yetkisi belirlenmiştir. Yayın yönetmeni, Yazı İşleri Müdürü tam
yetkilidir. Servis Şefleri kendileriyle ilgili haberlerde yetkilidir, ama
koordinasyonlu olmak şartıyla. Yayın yönetmeni, ilgili müdürler ve servis şefleri değişik
zamanlarda toplanarak gündemi ve sayfaların oluşumunu görüşür. Yazı İşleri Gazete pazara sunulan herhangi bir maldan farksızdır. Okuyucu
beğenirse alır. Bütün gazetelere büyük ölçüde aynı malzeme gelir. Buna şekil
verenlerin yetenekleri farklılık kazandırır. Gazeteyi şekillendiren yazı işleri ekibidir. Başında Yazı
İşleri Müdürünün bulunduğu, sayfa sekreterleri ve diğer elemanlardan oluşmuş
bir ekip. Gazetenin şekli ekibin damgasını taşır, uyandırdığı ilgi veya
ilgisizlik de başarı veya başarısızlık olarak algılanır. Sayfalar yapılırken, haberler değerlendirilirken bulvar
gazeteleri ile fikir gazeteleri farklılıklar gösterir. Bulvar basınında büyük
hurufat, bol fotoğraf, büyük başlıklar, kısa yazılar, kısaca göze hitap etme
esastır. Fikir gazetelerinde ise beyne
yönelme, nisbeten küçük hurufat, uzun yazılar, okuyucuyu düşünmeye yönelten
bir anlayış öne çıkar. Kısa ifadeler ve yalın bir dil, okurun hoşlandığı konu
çeşitliliği bulvar gazetelerinin tipik özellikleridir. Okuru ciddiye alan tüm
gazetelerin bu özelliklere sahip olması gerekir. Yaygın tabirle “solucan
balıkçının değil, balığın hoşuna gitmelidir”. Gazeteler genel olarak incelendiğinde sürekli yeni renkler
keşfedilmektedir, daha kısa metinler ve daha esnek başlıklar. Aslında bulvar
gazeteleriyle fikir gazeteleri giderek daha çok benzerlik göstermeye
başladılar. Haberlerin ilginç, çekici, albenili olarak sunulması için
sayfalar, özellikle birinci sayfa büyük önem taşımaktadır. Birinci sayfa
gazetenin vitrinidir. Okuyucu bu sayfayı görerek gazeteyi alır. Günün önemli gelişmelerinin sergilendiği
sayfadır. Birinci sayfa gazetenin başarısını gösteren önemli bir skaladır. En
yetenekli sekreter tarafından yapılır. Gazetelerin karakteristik
özelliklerini taşır. Bulvar ve fikir gazetelerinde büyük farkılılıklar
göstermekle beraber, birinci sayfalar bazı kurallar dahilinde yapılır. Sayfanın başında, logonun altında manşet bulunur. O günkü
olaylar ayıklanır, en önemli olanı seçilir, manşet yapılır, bu da başka
haberlerle ilginç fotoğraflarla desteklenir. Manşet haberin önemine göre
büyük puntolu başlık seçilir. Manşet çarpıcı olmalı, gazeteyi aldırmalıdır.
Sıradan bir haber manşete çıkarılıp sekiz sütuna verilmez. Manşete çıkarılan
haberin önemi, veriliş büyüklüğüne uygun olmalıdır. Manşet haber sonraki
günlerde devam ettirilmelidir. Bir gün verilip, kesilmemeli, okuyucu merakta
bırakılmamalıdır. Zaten gazetecilik takip gerektirir, bütün haberlerin
gelişimi takip edilip okuyucuya sunulmalıdır. Eskiden sürmanşet denilen ve gazetenin başlığının üzerinde
verilen haberler çoktu, ama şimdi genellikle buralar promosyon anonsları için
kullanılıyor. Birinci sayfayı, bir fotoğrafı tablo gibi işleyerek
yapanlar da oluyor. Ama genel olarak birinci sayfada 13 haberin yer alması
kuralı göz önüne alınır. Günün en önemli olayları, önem derecesine göre ve
büyüklükte verilir. Mizampaj, yani sayfa düzeninde çeşitli kurallar göz önüne
alınır. Gazetelerin çoğu blok çalışmaktadır. Yukarıdan aşağıya doğru
hurufatlar küçülmektedir. Rengarenk yazı yerine siyah yazı seçilmektedir.
Ancak zaman zaman dikkati arttırmak için renkli spotlar kullanılıyor.
Fotoğraflar da sayfaya dengeli bir şekilde yerleştirilir. Okurlar bir gazeteyi açtıklarında, önce sayfadaki büyük
fotoğraflara bakarlar (yeri hiç önemli değil). Ancak bundan sonra bakışlar
ana habere yönelir. Dolayısıyla resim altı ilk önce okunan kısım
olabilmektedir. Resim altı özenle yazılmalı, belki de sonuna kadar
okunabilecek tek yazı olduğu unutulmamalıdır. Başlık seçimi özenle yapılmalı. En az sözcüklü, çarpıcı
ifadeli olmalı, koyu harflerle basılması daha çok dikkati çeker. Metni
okuyanların iki kat fazlası başlığı okur. Bazen başlıklar gazeteyi aldırır
veya protestolara yol açar... Dil Kullanılan dil çok önemlidir. Kısa ve anlaşılır cümleler
kullanılmalı. Ağdalı anlatımlardan kaçınılmalıdır. Bir cümlede onbir
kelimeden fazla kullanmamaya çalışmalı. Uzun cümleler ve uzun yazılar
okuyucuyu sıkmaktadır. Uzun yazılarla ara başlık ihmal edilmemelidir. İyi
Türkçe ve düzgün üsluptan taviz vermemek gerekir. Haberler sade, açık ve doğru olmalıdır. Bunun için 5 N ve
1 K kuralı aranmalıdır. Yani kısaca “ne, nerede, ne zaman, niçin, nasıl ve
kim?” soruları aranmalıdır. Olayların türüne göre değişik tarz dil kulllanılmalıdır.
Ekonomik olaylar anlatılırken bol rakam sıralanır. Magazin haberlerinde
renklilik, spor haberlerinde de heyecan hakimdir. Okura soru sorulmamalı,
dolambaçlı anlatımlardan kaçınılmalıdır. Konrad Adenauer Vafkı’nın yayınladığı “Gazetecinin El
Kitabı”nda ilginç bir araştırma sonucu yer almaktadır: “Düsseldorf’lu çizimci Norbert Küpper, 30 öğrenci ve
Baden-Baden’deki Badisches Tageblatt gazetesinin tipik 30 okuyucusuyla bir
araştırma yaptı: Deneklere, gözün her hareketini kaydeden küçük bir kamera
yerleştirilmiş gözlükler taktı. Hemen hepsi önce fotoğraflara baktılar. Hatta
bazı okurlar haber metnini birkaç satır okuduktan sonra tekrar büyük ve
etkileyici fotoğrafa döndü. Editörlerin sinirlenmesine neden olan olay ise, metinlerin
büyük bir bölümüne hiç göz atılmamasıydı. 160 satırlık dört sütuna basılmış
dördüncü sayfanın etek bölümündeki
haberin başlığı: “Kazı alanı, arkeoloğu sevince boğdu.” Deneklerin yüzde 60’ı başlığı okudu. Yalnızca yüzde 9’u giriş bölümüne geçiş yaptı. Ancak yüzde 4’ü metni okumak istedi. Ama daha ikinci paragrafta hepsi okumaktan vazgeçti.
Geriye kalan 140 satırı hiç kimse okumadı.” Okuyucular tıka basa doldurulmuş sayfalardan hoşlanmazlar.
Beyaz alanlar sayfalardaki unsurları açık olarak birbirinden ayırır. Gazete bir günlük ömre sahiptir. Herşey zamanında
yazılmalı, okuyucu yönlendirilmemelidir, yanıltılmamalıdır. Gazetelerde sayfalar Ekonomi, Dış Haberler, Magazin,
Kültür Sanat, Politika, v.b şekilde sınıflandırılmıştır. Değişen ihtiyaçlara
göre internet, sigorta, eğitim, sağlık, kadın oto v.b sayfalar da
yapılmaktadır. Sayfalar genellikle servis şeflerinin kontrolünde, diğer
ilgililerin bilgisi dahilinde yapılır. Önemli haberler bu sayfalardan da
birinci sayfaya alınarak anonslanabilir. Özellikle ekonomi haberleri ve
sayfaları gittikçe fazla bir yer işgal etmeye başlamıştır. Çağın gereklerine
göre yeni sayfalar
Birkaç yıl öncesine kadar ihtiyaç olarak kabul edilmeyen
bazı alanlar veya konular günümüzde ayrı sayfa olarak okuyucuya sunulabilmektedir.
İlerde okuyucunun talepleri doğrultusunda yeni sayfalar veya bölümler
olabilecektir. Örneğin 5-6 yıl öncesine kadar bilgisayar, internet veya
bilişim, iletişim günlük hayatımıza bu denli girmemişti. Bu konulara ayrı
sayfa veya bölüm olarak fazla yer verilmiyordu. Ama günümüzde hemen hemen her
gazete bu alanlarla ilgili ayrı sayfalar yapmakta, hatta bazı gazeteler ilave
verebilmektedir. Gençliğin bu çağdaş sektörlere yöneldiği bir zamanda,
bunlara gözünü kapayan bir gazetenin yaşama şansı olamaz. Hangi gazete okuyucunun nabzını daha iyi tutarsa,
talepleri daha iyi karşılarsa pazar payını, yani tirajını o ölçüde arttırır. Bu havayı yakalayamayanlar
da okuyucu bulamaz, yani yaşayamaz. Benzer bir örnek olarak ekonomi de verilebilir.Artık
insanlar paralarını değerlendirme işine daha çok önem veriyor. Ekonomiyle
herkes ilgileniyor. O yüzden gazetelerin ekonomi servislerinde finans ve
bosra birimleri de ayrıca kurulmaktadır. Bunlar için de ayrı sayfalar
verilmektedir. İleride toplumun yeni talepleri olabilecektir. Bunu iyi
algılayan ekipler başarılı olur, diğerlerinin hayat hakkı sınırlıdır. Spor sayfaları ve haberleri, haber merkezi dahil başlı
başına ayrı bir bölümdür. Adeta ayrı bir gazete gibi çalışmaktadır. Haber Objektif
Olmalı Haber mutlaka objektif ve yorumsuz olmalıdır. Yorum
yapılmışsa, bu, haber metninden ayrı verilmelidir. Haberi yazan veya kullanan
kendi gürüşleri doğrultusunda çarpıtma yapmamalıdır. Yanlış, çarpıtılmış
haberler o yayın kuruluşunun güvenilirliğini, saygınlığını bitirir. Yazarlar veya başkaları haberle ilgili kendi görüşleri
doğrultusunda yorum yazabilir, ama bu ayrı bir şekilde verilmelidir. Haber
ile yorum kesin bir şekilde ayrılmalıdır.
Okuyucu yanıltılmamalıdır. Günümüzdeki iletişim
imkanlarında okuyucu aldatıldığını kolay anlar ve bu yarayı onarmak mümkün
olmaz. Böyle bir hataya düşülmüş ise okuyuculardan açıkça özür dilenmelidir.
Gerektiği zaman düzeltme yapmaktan çekinilmemelidir. Okuyucu Aptal Yerine
Konmamalı Ülkemizde gazetelerin toplam satışı 3 milyon civarındadır.
1970’lerde de böyleydi. Geçen 30 yıl zarfında nüfusumuz çok arttı, ama
gazetelerimizin satış rakamı artmadı. Bunu sadece televizyona bağlamak yanıltıcı olur. Birçok
okuyucunun birden fazla gazete aldığı göz önüne alınırsa, 60 kişiden birinin
gazete aldığını söylemek fazla yanıltıcı olmaz. Ülkemizin yaşamakta olduğu ekonomik krizden medyamız da
derinden etkilendi. Haliyle birçok gazeteci işini kaybetti. Hatta iş o hale
geldi ki, binin üzerinde gazeteci çıkaranlar da oldu. Bu tür haberlere önem
veren, büyüten bizler, bizimle ilgili bu tür haberleri görmezden geldik.
Okuyucularımızı aptal yerine koyduk. Kaldı ki, gazete okuyucuları toplumun en
kültürlü, aydın, bilinçli kesimleridir. Bu kesime bu muamele, kendimizi
ayağımızdan vurmak anlamına gelir. Nitekim yapılan kamuoyu yoklamalarında,
her 100 kişiden 71 kişinin medyaya güvenmediği ortaya çıktı. Bir ay kadar önce, çocuğuyla kalan genç bir kadının bir
hırsızın tecavüzüne uğradığını belirten bir haber medyada yer aldı. Yasal
zorunluluktan dolayı, cezai müeyyideye uğramamak için kadının gözleri
bantlanmış, ismi de kodlanmıştı. Ama bunun dışında kadınla ilgili bilgiler,
çalıştığı işyeri, fotoğrafı bütün açıklığıyla belirtilmişti. Bunların sonucu olarak, mağdur kadın işinden de oldu,
çevreden de... Medya bu insana ikinci darbeyi indirmişti. Belki yasal olarak
suç işlememişti, ama etik olarak affedilemez bir faciaya yolaçmıştı. Sonradan hatalar kabul edildi, özeleştirilerde bulunuldu,
ama olan olmuştu... Gazetecilikle ilgili fikirlerine hepimizin değer verdiği,
gazeteciliğin duayeni diyebileceğimiz Sayın Nezih Demirkent’in 15.08.2000
tarihli Dünya gazetesindeki Salı Yazısı’nın bir bölümünü, konumuzla ilgili
olduğu için (ilgili kuruluşların adını çıkararak) aynen alıyorum: “Haber
Değerlendirmenin Önemi: Basının dibe vurduğunu gösterecek örnekler saymakla
bitecek gibi değil. Haber değerlendirmede yapılan yanlışlara çoktan razı
olduk ama bir de maksatlı ve anlamsız haberlerin neden gazetelerde yer
bulduğunu anlayabilmiş değiliz. Hafta içinde bir ortağıyla birlikte Samandıra’da
“Otokent” adı altında bir tesisin temelini attı. Kuruluşa Güney Afrikalı bir
grup da ortaktı. Bu grup, otomotiv sanayiine girmeye karar vermişti. Açılışı
dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel yapacaktı. Haber ertesi günü bu grubun
yayınlarında tam sayfaya varan ölçülerde yer aldı. Rakip grubun iki gazetesi
açılışı değerlendirmediler. Herhalde bir bildikleri vardı. Bazı gazeteler ise
dokuzuncu Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açılışlara değinmek gereğini duydu. Bu
haber aynı grubun diğer saygın bir gazetesinde ise onsekizinci sayfada resim
altı olarak “koltuklar boş kaldı” başlığıyla verildi. Tesisi kimin yaptığı
yazılmamıştı, buna karşılık Demirel’in protokol tribününün boş kalmasına
üzüldüğü belirtiliyordu. Ayrıca Demirel’i dinleyen bazı işadamlarının isimlerine
yer verilmişti. Bildiğimiz kadarıyla haberin unsurları vardır. Gazetecilere
5N 1K kuralı adı altında öğretilen kurallar maksatlı haberler dışında daima
aranır. Özellikle “kim?” sorusunun cevabı olmalıdır. Bu grubun otomotiv
sektörüne girmesinin, böyle verilmiş olmasının belli bir nedeni olmalıdır.
Sanırım gazetenin okur temsilcisi, buna
değinmek gereğini duyar.
Ancak görünen, basının dibe vurduğu
yolundaki görüşlerin doğruluğudur. Topluma karşı sorumlu olduklarını bilmeyen kişiler,
gazeteci olamaz. Halkı bilgilendirme yerine eğlendirmeye ve okurun üç-beş
kuruşunu almaya kalkışanlara sadece sirklerde rastlayabilirsiniz.” |
|