|
|
SEMİNER KONUŞMALARI
“YEREL RADYO VE TELEVİZYON NASIL
OLMALI?” Yerel, belli bir yer ile ilgili olan demektir. Yerelin olabilmesi için genel olmalıdır. Çünkü evrende her şey bir başka şeye göre tanımlanır, bir başka şeye göre anlatılır, bir başka şeye göre anlam taşır. Bu evrende tek başına olan, kendine göre tanımlanan hiçbir şey yoktur. Her şeyin yeri, niteliği, niceliği, hızı, sıcaklığı veya soğukluğu, güzelliği veya çirkinliği, iyiliği veya kötülüğü başka bir şeye göre belirlenir. O nedenle genel varsa yerel vardır, yoksa yoktur. Yerel, genele göre tanımlanan, anlaşılan bir şeydir. Yerel bütünün parçasıdır. Öyleyse parçalar olmazsa bütün de olamaz. Bugün ele alacağımız konunun can alıcı noktalarını şöyle özetleyebiliriz: - Yerel genelden farklılaştığı oranda özellik, kişilik ve anlam kazanır. Yerel ne kadar özellikli olursa, genelin oluşmasına katkısı o oranda yüksek olur, geneli o oranda renklendirir. - Yerel kendi içine kapanmamalı, kendisini genele açmalı, kendi katkılarıyla bütüne ulaşmaya çalışmalıdır. Aynı zamanda genelde olanları da yerel boyutlara indirmeli, yerel çevreye anlatmalıdır. - Yerel medya herhangi bir konuda yaygın medya kuruluşlarının kendi konumlarından bakarak sunduklarını yeterli görüp alanı onlara bırakmamalıdır. Her şeyin Ankara’da başlaması ve bitmesinin nelere yol açacağını hep birlikte gördük. Bugün artık çok sayıda özel radyo ve televizyon kuruluşu yayın ortamını TRT ile paylaşıyor. Bu, çok sayıdaki iletişim aracı, kamuoyunun oluşmasına çok büyük katkılar yaparken, katılımcı demokrasinin gereksindiği, olaylardan ‘haberli’ insanların sayısını da artırıyor. TRT tek başına olsaydı ‘Susurluk Olayı’nın gerisindekileri, yolsuzlukları, depremlerle ilgili bilgileri, Kıbrıs konusunun ayrıntılarını, Avrupa Birliği üyeliğinin ne olduğunu ve ne anlama geldiğini böylesine ‘derin’ öğrenebilir miydik? Elbette hayır! Yaygın olanların yanında bütün yurtta yerel planda yayın yapan ve basına özgü temel ahlâk kurallarını uygulayarak çalışan iletişim araçları demokrasinin gelişmesinde büyük söz sahibi olacaklardır. Bu açıdan bakınca etkinleşmiş, kendi yorumlarını getirebilen yerel iletişim araçları genelin, bütünün sağlığına ve sağlamlığına da katkıda bulunacaktır. Genelin her anlamda ‘iyi’ olması, yerelin her anlamda ‘iyi’ olmasına bağlıdır. Yerellik, yaygın medyada bulunmayan en önemli, en değerli özellik olarak görülmelidir. Ancak yerel medya da yalnızca kendi yakın çevresine, kentine bağlanıp kalmamalıdır. Benzer konuları olan öteki yerel çevrelerle ilişki kurmalıdır. Yerel medyanın olaylara bakışında, çevresindeki bölgeye ve ülkenin geneline ulaşmayı göz önünde tutan bir boyut olması her zaman amaç edinilmelidir. ‘Yerelden genele yönelen bir bakışı kim görür, kim okur’ yaklaşımı yanlıştır. Günümüzün teknolojisi, yazılanların, yayınlananların karar verme konumundaki kişilere iletilmesine olanak sağlamaktadır. Mesajları, çağrıları, değil ülkeye, dünyanın her yerine ulaştırmak, artık yalnızca bir telefon hattı, bir de bilgisayar gerektiriyor. Bir zamanların yalnızlık, terkedilmişlik, duyulmazlık, anlaşılmazlık duyguları internet denilen küresel iletişim ağıyla yok olmuştur. Bu duygularda ısrar edenler de durumun değiştiğini artık kabul etmeli ve yeni olanaklar içeren koşullara göre düşünmeye, hareket etmeye alışmalıdırlar. Mesajların yerine ulaşabilmesi açısından kişisellik, duygusallık, yanlılık yanlıştır. Ne kadar çok kişiyi, toplumun ne kadar geniş bir kesimini ilgilendiren bir boyut bulunursa başarı olasılığı o kadar yüksek olacak, mesaj o derecede dikkat çekecektir. Bu nasıl yapılabilir? Ülke görüntüsünün, gerçeğinin bir bölümüne ilişkin bir soru sorabiliyor musunuz? Ülkenin genelini de ilgilendirecek, öteki çevrelerde, illerde yaşayanlarda çağrışımlar yaratması kaçınılmaz anketler yapıyor ve yerel, bölgesel kamuoyunuzun eğilimini saptayabiliyor musunuz? Bunları yapabiliyorsanız elde ettiğiniz sonuçları gazetenize basın, radyonuzda, televizyonunuzda yayınlayın. Yerel konumda çalışan parti örgütleri var. Sorularınıza, anketlerinize aldığınız cevaplar ve bunlardan yola çıkarak yaptığınız çağrılar önce buralarda dikkatleri çekecektir. İçinde yaşadığınız sistem demokrasidir. Demokrasi kamuoylarını dikkate almak zorunda olan bir yönetimdir, diktatörlük, krallık değildir. Demokrasilerde yönetim, partiler eliyle yönlendirilen siyasete dayalıdır. Siyaset, sözcük olarak seyislikten gelir ve at yönetme sanatı demektir. Bu sanatta kendilerine düşen rolü oynayan ‘atlar’ olarak, koşulların uygun olup olmadığını, rahatsızlık doğurup doğurmadığını, isteklerinizin yönünü belirtebilirsiniz. Ölçüsünü kaçırıp demokratik bir toplumda kabul edilen sınırlar dışına çıkmadıkça, söyledikleriniz dinlenecektir. Çünkü kamu yönetimi, vatandaşların yönetimidir. Onlar için vardır. Vatandaşlar olmadan kamu olamaz. Vatandaşlar çalışmadan, kazanmadan, yatırım yapmadan, sanayi kurmadan, üretmeden, ticaret yapmadan, katma değer yaratmadan kamu yönetimi olamaz. Çünkü kamu yönetimi, bütün bu işlerden alınan vergilerle yaşar. Kamu denilen “makineyi” çalıştıranların aylığını vatandaşlar öder. Cumhurbaşkanından başlayarak, Başbakan, Bakanlar, Milletvekilleri ve en alt kademede çalışan memura kadar bütün kamu görevlilerinin maaşlarını katma değeri yaratan “çalışanlar,” “üretenler” öder. Bütün kamu görevlileri de Devletin asıl sahibi olan halk için görev yaparlar. At yönetme sanatından kaynaklanan ve günümüzde insanları yönetme anlamı kazanan siyaset, bütün gelişmiş toplumlarda kamuoyuna göre biçimlenir. Tek tek insanlar kamuoyu oluşturamaz. Kamuoyunun oluştuğu yerler demokrasinin vazgeçilmez oyuncuları olan sivil toplum örgütleridir. Örgütlenmemiş toplum güçsüzdür, yönsüzdür, her zaman, özel amaçların peşinde istenen yere çekilebilir. Sivil toplum örgütleri, demokrasi denilen yönetim biçiminin motorudur. Oluşan kamuoyunu toplumsal sahneye, ulusal boyuta taşıyacak olan sivil toplum örgütlerinin en doğal “iş ortağı” da iletişim araçlarıdır, medyadır. O nedenle, yerel boyutta iletişim araçları,sivil toplum örgütleriyle yakın ilişki içinde olmalıdır. Yerel basın kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile sıkı işbirliği içinde olur ve bu kuruluşlardan gelen mesajları öncelikle taşımaya çalışırlarsa etkilerini artıracaklardır. Yerel basın kuruluşları, içinde çalıştıkları toplumun dikkatinin kendi yakın çevrelerindeki konular üzerinde odaklanmasını sağlamakla başlamalı, aynı konularla karşı karşıya olan öteki topluluklara göndermeler yaparak ilgi alanını genişletmeli, ele alınan konuların bulunduğu yerlerdeki iletişim araçlarıyla haberlerini ve programlarını paylaşmalıdır. Böylece gündeme getirilen konuda daha geniş bir “ilgililer topluluğu” oluşturma şansı yakalanacaktır. Yerel basın bu geniş ilgililer topluluğunu bölge ve ülke genelindeki konulara ve çözüm yollarına yönlendirdiği derecede etkili olacaktır. Belediyeleri belirleyen yerel toplumun seçimidir. Belediye yönetimleri kendilerini seçen toplum için çalışmak zorundadır. Buna ek olarak kamu örgütlenmesinin bütün yerel uzantıları da o yerel ve bölgesel çevre içinde çalışmak zorundadır. Bu sistemi göz önünde tuttuğumuzda yapmanız gereken şey, haber ve konu için Valiliği, Belediyeyi, kamu örgütlenmesinin yerel kuruluşlarını her gün ziyaret etmek değil, kendi saptadıklarınızla, gördüklerinizle toplumun gündemini ve kamuoyunu oluşturmak olmalıdır. Şimdi her gün ziyaret etmek zorunluluğunu duyduğunuz kişiler, o zaman sizi ziyaret etmek zorunluluğunu duyacaklardır. Hatta belki de ziyaret bile etmeden konuyla ilgilenecekler, sorunu çözmeye girişecekler, sonuçları size aktaracaklardır. Çünkü ülke siyasetinin oluşmasında temel alanlar yerel kamuoylarıdır. Bugün başarılı olmasanız bile umutlarınız kırılmamalıdır çünkü demokrasi hiçbir zaman yerelsiz olamaz. Ulusal politika yerelde oluşacaktır. Yerel kamuoyunu dikkate alanlar kazanacak, almayanlar kaybedeceklerdir. Bir araştırma sonucuna göre Türk halkı okumuyormuş, seyrediyor ve dinliyormuş. Hepimiz biliyoruz, televizyonda en çok tercih edilen yapımlar, insanların en temel dürtülerini gıdıklayan, çoğunlukla cinsel içerikli yapımlar ve dedikodu programları. Hatta bunlardan oluşan “ana haber bültenleri” bile yapılmıştı. Radyoların hemen hemen tamamında da müzikten ve boş konuşmalardan başka bir şey yok. Radyo, beyinlerin içindeki boşlukta yalnızca bir fon müziği. Birkaç örnek dışında televizyon “aptal kutusu” olmuş, insanları gündüz düşlerine, hayallere yönlendiriyor. Düşünsel tembellik günün modası. Ancak, araştırmanın ortaya koyduğu bu gerçeğin, yani okumamak, ama seyretmek ya da dinlemek eğiliminin, yerel radyo ve televizyonların kendi avantajları için kullanılabileceğini unutmayınız. Yayınların arasına ustalıkla yerleştirilen mesajları, dinleyen ve izleyenlerin de katılacağı biçimde sunan yerel radyo ve televizyonlar, kamuoyu yaratmada çok büyük rol oynayabilirler. Böylece, yerel ölçekte çalışan siyasetçilerin, yerel konulardan hangilerinde oyları etkileyecek bilinç oluştuğunun farkına varması mümkün olacaktır. Yerel siyasetçinin farkına vardığı olay, ülke gündemine taşınma şansını elde etmiş, ülke politikasını ucundan kenarından etkileyebilecek konuma ulaşmış demektir. -Ülkemizin sınır illerinde sınır ticareti ile ilgili kaygılar ulusal politikayı etkilemiyor mu? İnsanlık adına mirasçısı olduğumuz, korumakla yükümlü bulunduğumuz Zeugma gibi eski eserler konusunda yerel ve bölgesel kamuoyları ulusal politikada etki yapmıyor mu? İstanbul’un yereli olan, kültür eserlerinin korunması yurtdışı kuruluşlarının da baskısıyla politikayı etkilemiyor mu?- Şimdi de en önemli noktaya geldik. Bütün bunları gerçekleştirmek tek tek ve yalnızca kendi görüşleri yönünde çalışan kuruluşlarla mümkün değildir. O zaman ne yapmalı? Birleşmeli. Ancak insanların içinden geçen “olmaz” seslerini duyar gibiyim. “Küçük olsun benim olsun” uygulamasını terketmek çok zordur elbette. Ama, yerel medya araçları fizik olarak başkalarıyla birleşmeden, basit çıkar hesaplarını, siyaset kaygılarını, toplum içinde taraflaşma çizgilerini aşarak yerel ve bölgesel konulara ilişkin mesajlarda birleşebilirler. Bu da zor mu? Olanaksız mı? Tek olmak ve tek kalmaktansa yöre, bölge, ülke için, ülkenin çıkarı için birleşmek çok mu zor? Başa dönersek, yerel genelin, yani bütünün bir parçası değil midir? Bütün ancak en zayıf parçası kadar güçlü değil midir? Güç birlikten doğmaz mı? Birlikten doğan güç, ülkenin gücü olmaz mı? Bir akarsuyun nasıl denetim altına alınacağının, bir köprünün nasıl yapılacağının, yolun nereden geçeceğinin şu ya da bu siyasi görüşe göre değişik çözümü yoktur. Kaldırım kaplamasına, kanalizasyon yapılmasına, ticarete, eski eserlerin korunmasına, savaşın zararlarından kaçınmaya sağ ya da sol görüşe göre farklı çözümler getirilebilir mi? Bunlar ya teknik konulardır, kendi kuralları vardır veya ulusal çıkarları ilgilendirir ve yine kendi öncelikleri ve özellikleri içinde gerçekleştirilirler. O nedenle, kamuyu ilgilendiren mesajlar, kamunun çıkarına olan ürünler biraraya getirilirken, kuruluş, yine bir kişide veya ailede kalmayı sürdürebilir. Birleşip, yerelin genele bağını kurduğunuzda sesinizin dinlendiğini, gücünüzün arttığını ve isteklerinizin yerine getirildiğini görme şansınız artacaktır. Önemli olan, öncelikle yerel planda var olmak, kamuoyunu oluşturmak, genelle bağlantıyı kurmak ve sonucu almaktır. |
|
| <<< |
X. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - KAYSERİ (20 - 21 ŞUBAT 2004) |