|
|
AÇILIŞ KONUŞMALARI
Mehmet ÖZHASEKİ
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz. Tabii sırayla yapılan konuşmalarda birinci, ikinci konuşmacıdan sonra kim çıkarsa, dinleyenler, acaba konuşmacı ne diyecek, ne söyleyecek? falan diye merakla beklemezlermiş. Kaç dakika konuşacak? Mikrofonu kaç dakikada bırakacak? Yerine ne zaman geçecek? diye merakla beklerlermiş. Ben de bu merakınızı fazla uzatmadan çok kısa bir sürede yerime geçeceğim. Ancak, bir konu var ki, o da benim kafama takılıyor, onu da izah etmeden geçemeyeceğim. Çok değerli Genel Sekreter, söylediği her şeyde hemen hemen haklı. Ben bir Belediye Başkanı olarak kendi açımdan bir konuyu değerlendirmek istiyorum. Bugün Kayserimiz, 6 bin yıllık tarihi olan, onlarca milletin ve daha sonra kurdukları medeniyetin izlerini taşıyan bir şehir. Bin yıldır da biz varız ve kentimizde ortalama Türk Anadolu kültürü hakim. Bu şehirde, doğrusu bir tek Cumhuriyet Meydanı’nda durmak suretiyle bile dört medeniyete ait izleri görebilirsiniz, çok rahat izleyebilirsiniz. Bu şehrin birçok vasıfları var. Birincisi, kendi kendine yeten bir şehir, kendi kendini kuran bir şehir 700 yıllarında. Fabrikasıyla, bir milyar dolara yakın ihracatıyla ve yaptığı her işle kendi alın terini ortaya koyarak, iç dinamiklerini harekete geçirerek, potansiyelini Türkiye'de en iyi kullanan şehir olma vasfını doğrusu hak ediyor. 50 bin’in üzerinde esnafımız , 20 bin’e yakın ticaret erbabı üyemiz var ve bin’e yakın sanayi odası üyemizle beraber bu şehirde insanlar üretiyorlar, alın terlerini döküyorlar, bir işler yapıyorlar ve ortaya bir şeyler çıkarıyorlar. Şehir, kendi kendini kuruyor. Doğrusu, birçok şehrimiz gibi bu devlet nerede, o yapsın, biz de istifade edelim. O fabrika kursun, biz de orada çalışalım veyahut o versin yiyelim mantığı asla yok bizde. Bir başka açıdan baktığınız zaman, bir başka güzellik daha taşıyoruz: Şu anda yüzlerce hayırseverimiz, üniversite dahil olmak üzere, dışarıda rastlayabileceğimiz her türlü eğitim tesisini, sağlık tesisini, ibadethanelerimizi kendileri inşa ediyorlar. Vali Bey’in elinde, benim masamın üzerinde liste var, okul yaptırmak, sağlık ocağı yaptırmak, hastane yaptırmak isteyenler diye. Dünyanın bir başka yerinde böyle bir güzellik bulamazsınız. Bugün bir başka açıdan bakıldığı zaman da, su, kanal, arıtma tesisi gibi tamamıyla altyapısını bitirmiş, yer üstünde onlarca hizmet veren, bütün caddelerini elden geçirmiş, kişi başına düşen yeşil alan miktarıyla dünya standartlarını yakalamış bir başka şehre kolay kolay rastlayamazsınız. Bütün bunları yaparken de büyük şehirler içerisinde devleti milyarlarca dolar borçlandıran şehirler gibi değil, hiç borcu olmayan bir büyük şehir vasfını taşıyoruz. Şehrimiz huzur şehri, ama, özellikle ulusal medyadan da bir sıkıntımız var. Köşe yazarlarımız Kayseri'den veyahut bizim gibi yıldızı parlayan şehirlerden bahsederken, hemen taşra ifadesini kullanırlar, ne hikmetse. Bir imar sorunu yaşıyoruz gibi geliyor. Bu kelimenin altında hafif bir müstehzi tavır, hafifçe aşağılayan bir tavır var gibi geliyor bize. Biz, kendi aramızda oturup sohbet ederken, Türkiye'nin meselelerini konuşurken, hani bazen deriz ya “ne olacak bu ülkenin hali? Keşke, Ankara'nın doğusuna doğru onlarca Kayseri olsa. Doğrusu burada bir sıkıntımız var gibi geliyor. Türkiye'nin gündemi sadece Boğaz’daki eğlence mekanlarından ve bir de Millet Meclisinden ibaret olmasa gerek. Bu güzelliklerden bahsetmek, bunları da zaman zaman gündeme getirerek, insanlara moral aşılamak, bizim ulusal medyamızın görevi olsa gerek, diye düşünüyorum. Tabii bugün burada yerel medyanın eğitim semineri var, problemlerinden bahsedilecek. Daha önce herhalde 10’a yakın böyle büyük bir toplantıya katıldık, bir arpa boyu da yol alamadık gibi geliyor. İnşallah bu toplantıda güzel sonuçlar çıkar, burada alınacak derslerden ileriye doğru iyi adımlar atılır. Bu vesileyle, toplantıyı tertip eden Gazeteciler Cemiyeti Başkanı arkadaşımıza ve üyelerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. |
|
| <<< |
X. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - KAYSERİ (20 - 21 ŞUBAT 2004) |