|
|
SEMİNER KONUŞMALARI
Onuncusu düzenlenen Yerel Medya Eğitim seminerlerinde Anadolu Ajansı’na da imkan sağladıkları için, bu semineri düzenleyenlere teşekkür ediyorum. Ayrıca, Anadolu Ajansı’nın bu seminer vesilesiyle fotoğraf sergisi açması, bir sunum yapması ve İl Bülteni Projesini açıklamasına da imkan sağladıkları için, değerli hoşgörüleri dolayısıyla Sayın Genel Müdürüme ayrıca huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bundan yaklaşık 6 ay önceydi. Sivas'ta, Sivas'ın kurtuluşu dolayısıyla Bakanlar Kurulu’nun toplantısı yapılmıştı. O toplantı vesilesiyle biz, bu ödüllü fotoğraflarla ilgili sergimizi Sivas'ta açmıştık. Sivas dönüşü Kayseri'ye uğradığımızda, Sayın Valimiz, bu sergiyi bir de burada tekrarlayalım dedi. O vesileyle öğrendim ki, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün Kayseri'de, bir medya eğitim semineri çalışması var. Bu seminer çalışması uzun bir hazırlık döneminden sonra bugün gerçekleştirildi. Sayın Valimiz o görüşmemizde bana dedi ki, Sivas'ta yaptığınız fotoğraf sergisini Kayseri'de de açar mısınız? Bu seminer vesilesiyle biz de, tabii ki fotoğraf sergimizi açarız, dedik. O fikir, oradan doğdu ve Sayın Valimize ve tekrar Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürümüze teşekkür ediyorum. Ben, hem sergi açılışı, hem de ödüllü fotoğraflara ilişkin sunumumuz vesilesiyle konuşma hakkımın bir bölümünü kullandığımı düşünerek, kısa kesmeye çalışacağım. Bana ayrılan konu, ajans haberciliğiydi. Öncelikle, ajans nedir, dilerseniz o konuya kısaca bir değindikten sonra, diğer bölümlere geçmek istiyorum. Haber ajansçılığı fikri 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Özellikle Avrupa'da, ekonomik faaliyetlerin, ticari faaliyetlerin yaygınlaşması, borsanın aktif hale gelmesinin ardından, bilginin de bir değerinin olduğu, bilginin de bir bedelinin olduğu düşüncesi ortaya çıkıyor ve bilginin de para edebileceği noktasından hareketle ilk haber ajansları kuruluyor. Reuters Haber Ajansı’nın, Havas Haber Ajansı’nın kuruluşları o dönemlere rastlar. Türkiye'de Havas, Reuters, Osmanlının son döneminde aktif olarak faaliyet göstermiştir. Ancak, Havas’ın ve Reuters’ın Milli Mücadele hareketine karşı duyarsız kalması karşısında Atatürk, kendimize özgü bir haber ajansının kurulması gerekliliğinden yola çıkarak, talimat vermişti. Halide Edip, Yunus Nadi'nin girişimleriyle “Anadolu Ajansı” adı verilen haber ajansının kurulması için adımlar atılmıştır. 6 Nisan 1920'de de, Atatürk tarafından, Anadolu Ajansı'nın kurulduğu, Gazi Mustafa Kemal imzasıyla yayınlanan bir genelge ile Türkiye'ye, Anadolu'ya duyurulmuştur. Anadolu Ajansı’nın kurulmasıyla, Atatürk, bizlere şöyle bir görev veriyor. İç ve dış kamuoyunun, Atatürk'ün ifadesiyle en sahih havadis ile tenviri, doğru haber ile aydınlatılması, bilgilendirilmesi düşüncesinden hareketle, Ajansa, bu bilgilendirme görevi veriliyor. Demek ki, haber ajansının, Anadolu Ajansı’nın temel ilkelerinden birisi doğru haberciliktir, doğru haberdir. Nitekim genelde, ajanslar için vazgeçilmez ilkelerden birisi, haberde doğruluk, gerçeklik ilkesine sadakatten geçer. Evet, nedir haber ajansı? Daha çok bilinen ifadesiyle, kitle iletişim araçlarına haber sağlayan kuruluşlar olarak adlandırılır. Belki günümüzde bu tanım, biraz yetersiz kalmakta. Çünkü, sadece kitle iletişim araçları değil, o arada kamuya da, özel sektöre de, hatta çağımızın olayı internet üzerinden yayın yapan haber portallarına da, diğer sitelere de, GSM operatörlerine de, cep telefonlarına da haber sağlayan kuruluş olarak artık, faaliyet sahamız genişlemiştir. Sadece haber iletmek durumuyla da kalmıyoruz artık. Fotoğrafın yanı sıra, görüntü de iletmeye başlamaktadır. Haber ajansları artık, kimi noktalarda grafik de geçmekte, haber özelliğinin ötesinde bazı verileri de, bilgileri de özel olarak isteyen abonelerine duyurmaktadırlar. Bir başka deyimle ajanslar, haber toptancılarıdır. Biz, haberlerimizi toptan arz ederiz. Yayın kuruluşları veya diğer kuruluşlar onlardan ihtiyaçları nispetinde alırlar ve kamuoyuna aktarırlar. Anadolu Ajansı’nın, 6 Nisan 1920 de, bizzat Atatürk tarafından kurulduğunu az evvel söylemiştim. 6 Nisan'ın hemen 17 gün sonrasında TBMM kuruluyor. Demek ki, Anadolu Ajansı’nın TBMM'den evvel kurulması, Atatürk'ün iletişime verdiği önemin de bir göstergesidir. Siyasal yapılanmadan evvel, iletişim altyapısını hazırlaması çok anlamlıdır, çok manidardır. İç ve dış kamuoyuna ve özellikle dış kamuoyunu da göz önünde tutarak, Anadolu Ajansı'nın vücuda getirilmesini çok anlamlı buluyorum. Bir başka anlamlı olan husus da, Haziran'da, Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'nün faaliyete geçmesidir. Başlangıçta bağımsız kuruluş olarak kurulan Anadolu Ajansı, bir süre Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'nün çatısı altında faaliyet göstermiş, 1925 Mart'ında da Anonim Şirket statüsüne kavuşmuştur. Anonim Şirket statüsüne kavuşmasıyla, yaygın olarak bilinenin aksine, Anadolu Ajansı, devlet kurumu olma özelliğinden sıyrılmış, bir özel kuruluş niteliği kazanmıştır. Anadolu Ajansı'nın devlete ait hisseleri, hazinenin hisseleri de yüzde 50'nin altında tutulmuştur. Bu da, Anadolu Ajansı'nın tarafsız bir yayın yapabilmesini sağlamaya dönük bir girişimdir. Atatürk'ün bir başka öngörüsü de, bu iletişim kuruluşunun objektifliğini sağlama adına, temelleri o zaman atmasıdır. Bugün, az evvel Sayın Hocamın çok değerli bilgilerle aydınlattığı, yeni Basın Kanunu Taslağında da bu özgürlükçü adımların atılıyor olması gerçekten çok anlamlıdır. Aslında bu özgürlükçü adımların, tarafsızlık çerçevesine dayalı, özgür haberciliğe dayalı adımların temellerinin yıllar öncesinde Atatürk tarafından atıldığını da bir kez daha ifade etmiş olayım. Bu seminerin bir başka özel bir anlamı daha var. Cumhuriyet’in 80. yılı etkinliklerinin kutlandığı bir döneme rastlıyor olması da üzerinde önemle durulması gereken, altı çizilmesi gereken bir boyuttur. Çünkü, Cumhuriyet’e giden yolun hazırlanmasında Ankara basını kadar, Anadolu'nun çeşitli yörelerinde kısıtlı imkanlarla yayınlanan yerel basının da büyük katkıları olmuştur. Sabahleyin gösterilen sinevizyonda da bunu hepimiz izledik. Anadolu Ajansı, TBMM'nin açılışını duyurduğu gibi, Cumhuriyet’in ilanını da duyuran haber kuruluşudur. Geçen 83 yıllık -Nisan'da 84 yıl olacak- dönemde, Türkiye Cumhuriyeti'nin her merhalesinde, T.C. Devleti’nin her gelişmesinin altında Anadolu Ajansı'nın katkılarını, hizmetlerini görebilmeniz mümkündür. Biz de bunu belgelemek adına bir çalışma başlattık. “80. Yıl Kronolojisi” hazırlıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde bunu da kamuoyuna duyuracağız. Türkiye'nin en köklü haber kuruluşu olan Anadolu Ajansı'nın, yerel basının gelişmesine önemli katkıları olmuştur. Anadolu Ajansı, daha ilk günden itibaren Milli Mücadele Hareketinin duyurulması görevini yerine getirirken, yerel haberleri ulusal medyaya taşımak, Ankara'daki gelişmeleri de Anadolu'ya iletmek gibi çift yönlü bir misyon ifa etmiştir. Yerel muhabirler, Anadolu Ajansı'nın ilk yıllarında bile ajans haberciliğine önemli katkılarda bulunmuşlardır. 19 Ağustos 1928 tarihli Yönetim Kurulu Kararında, Cemal Teoman Paşa'nın Başkanlığında yapılan Yönetim Kurulu toplantısında, 81 Sayılı Karar, başlı başına taşra muhabirliğine dönüktür ve o dönemdeki yurt muhabirlerinin çalışma düzenini belirlemesi açısından da anlamlıdır. Türkiye'nin ulusal haber ajansı olan Anadolu Ajansı, bir yandan yurt dışındaki büroları ve muhabirleri, 80'i aşan haber ajansıyla işbirliği yapması ve altı bölgedeki uluslararası ajans birliklerine üyelikleriyle de dünya çapında bir faaliyet icra ederken, bir anlamda ulusaldan, evrensele dönük bir çalışmayı hedeflerken, bunu gerçekleştirmeye gayret ederken, yerel kimliğini de korumasını bilmiştir. Biliyoruz ki, globalleşmenin etkin ve sağlıklı olmasının yolu, yerel unsurların en iyi şekilde değerlendirilmesinden geçmektedir. Yerelden, evrensele uzanan bir bakış açısını yansıtmaya da gayret ediyoruz. Yerel haberlere verdiğimiz önemi göstermesi açısından, sabah Sayın Bakanımız tarafından başlatılan İl Bülteni Projesi, sanıyorum bir anlam ifade etmektedir. Ayrıca yurt bürolarımızın sayısını da günden güne artırmaktayız. Yalnızca illerde değil, Türkiye'nin tüm ilçelerinde ve hatta önemli beldelerinde bile muhabirlerimiz bulunmaktadırlar. Geçen yıl yayınladığımız ve Bölge Müdürleri Toplantısında tanıttığımız “Muhabirin El Kitabı” bütün yerel muhabirlerimize iletilmiştir. Burada muhabirlerimize; haber ajansı nedir, ajansçılık nedir, habercilik nedir, haber nasıl yazılır, nasıl iletilir, nasıl geçilir, fotoğraf nasıl çekilir, nasıl iletilir, tüm bunları içeren bir el kitabı hazırladık. Bunları dağıttık ve bu çerçevede, eğitim faaliyetleri de yapmaktayız. Öncelikle, Doğu Anadolu'dan başlattığımız bir eğitim faaliyeti var. 100'e yakın yurt muhabirimize eğitim verdik ve bu eğitimlerimizin semeresini de gördüğümüzü huzurlarınızda ifade etmek istiyorum. Hem haber, hem de fotoğraf açısından, eğitime katılan muhabirlerimizin hizmetleri, hem içerik açısından, hem de sayıca hemen fark edilir hale geldi. Yerel basının en önemli ihtiyaçlarından birinin haber olduğu bilincinden hareketle, İl Bülteni’ni hazırladık. Sayın Bakanın da sabah ifade ettiği gibi, siyasetçilerin de bir başka ihtiyacı haberdir, yerel unsurlarından, seçim bölgelerinden duyurulmak istenen haberdir. Seçim bölgelerinde ne olup bittiğini merak eder siyasetçiler. O açıdan, onlara da seçim yörelerinde ne olup bittiğini de, İl Bülteni vasıtasıyla ileteceğiz. Sadece yerel basın değil, siyasetçilerimiz, milletvekillerimiz de, İl Bültenimizin abonesi olacaklar. Ayrıca, bir başka misyon daha üstleneceğiz. Burada, parlamenterlerimizin yörelerine ilişkin hizmetlerini de yerel medyaya, yerel basına ileteceğiz. Bu arada ifade etmek istiyorum. Anadolu Ajansı, yerel hizmetlerini yaparken, tabii ki ulusal medyaya, yaygın basına dönük faaliyetlerini de kesinlikle ihmal etmeyecek. Hedefimiz yalnızca, ulusal ve yerel basın değil, uluslararası alanda da sesimizi duyurmak, etkinliğimizi artırmak, “Anadolu Ajansı geçtiyse doğrudur, Anadolu Ajansı geçtiyse bu habere güvenilir” şeklinde yerleşen imajımızı tüm dünya çapına yaymaktır. Demin yerelden, evrensele uzanan çizgiden söz ederken, bir örnek vermek istiyorum. Az evvel, hem sunumda, hem sergide de gördünüz “Dana Ferhat” tabiriyle bilinen, Sivas'ta çekilmiş fotoğraf, Anadolu Ajansı vasıtasıyla tüm dünyaya duyuruldu. Demek ki, bazen yerel ölçekli, çok sınırlı gördüğünüz bir bilgi, haber veya fotoğraf, evrensele de rahatlıkla taşınabiliyor. Dünya çapında yankı yapan bir olay, bir görüntü, bir fotoğraf olabiliyor. O bakımdan biz, yerel değerlerimizden hareketle evrenseli yakalamaya çalışıyoruz. Anadolu Ajansı'nı bir dünya markası haline getirmeye gayret ediyoruz. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum, bu seminerin de yararlı geçmesini diliyorum. Sağolunuz. |
|
| <<< |
X. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - KAYSERİ (20 - 21 ŞUBAT 2004) |