|
|
XIII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ’NİN AÇILIŞI
Sunucu Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol… Sayın Valim, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, Sayın Rektörüm, Sayın Federasyon Başkanım, Sayın Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekilim, Sayın Emniyet Müdürüm, Sayın Dernek Başkanım, değerli basın mensupları ve kıymetli misafirlerimiz, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Konya Valiliği ve Konya Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen “13'üncü Yerel Medya Eğitim Semineri”ne hoş geldiniz. Hz. Mevlana'nın 713'üncü Vuslat Yıldönümü sebebiyle programımıza ondan çok değerli kısa cümlelerle başladık. İlk olarak saygı duruşu ve İstiklal Marşı, hemen ardından “Türkiye’de Yerel Medya” konulu bir sinevizyon gösterisi izleyeceğiz.
TÜRKİYE’DE YEREL MEDYA
Konya, Mevlana’sı, üniversitesi, el sanatları, folklorü, türküleri ve ozanlarıyla ünlü metropol kentlerimizden biridir. Çeşitli medeniyetlere sahne olan kent, tarihi açıdan da önemli bir merkezdir. Anadolu’nun kapılarını Türklere açan 1071 yılındaki Malazgirt savaşından sonra, Büyük Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Sultan Süleyman Şah tarafından fethedilmiştir. 1074 yılında kurulan ve başkenti İznik olan Anadolu Selçuklu Devleti Birinci Haçlı Seferi sonunda İznik'i kaybedince, başkent Konya'ya taşınmıştır. Başkent olduktan sonra günden güne gelişen ve pek çok mimari eserle süslenen Konya, kısa zamanda Anadolu'nun en gelişmiş şehirlerinden biri haline gelmiştir. 1097 yılından 1308 yılına kadar 211 yıl boyunca, Anadolu Selçuklu Devleti’nin egemenliği altında kalmış, Selçuklu Devleti’nin yıkılışından sonra Karamanoğulları Beyliği’nin hakimiyetine girmiştir. 1465 yılında Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından Karamanoğulları Beyliği ortadan kaldırılmış ve Konya Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında da Konya üzerine düşen görevi yapmış, Batı Cephesi Karargahı Akşehir'de kurulmuştur. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra, İtalyanlar tarafından işgal edilmiş ise de, 20 Mart 1920 tarihinde işgalden tamamen kurtarılmıştır. 1950 yılından itibaren şehirde başlayan yenilik hareketleri ve sanayileşme, bugünkü modern Konya'nın oluşmasına yardımcı olmuştur. Bugün Türkiye'nin sayılı büyük şehirlerinden olan Konya milyonluk nüfusu, fabrikaları, köprüleri, yolları ile modern bir şehir. Her yıl yüzbinlerce turist tarafından ziyaret edilen Mevlana Türbesi ile önemli bir turizm ve 70 binden fazla öğrencisi bulunan Selçuk Üniversitesi ile büyük bir kültür merkezidir. Günümüzden tam 92 yıl önce başlayan Birinci Dünya Savaşı bitmek üzeredir. Zor yıllardır o yıllar... Türkiye dört bir yandan işgal edilmeye başlanmıştır. Türk insanı ise, özgürlüğü ve bağımsızlığı için direnme ve mücadele etme kararındadır. Hem de kanının son damlasına kadar... İşte bu direnen yüreklerin isyanının öncülüğünü “Hukuku Beşer” gazetesinin başyazarı Hasan Tahsin yapacaktır. Gerçek adıyla Osman Nevres... Hasan Tahsin ilk kurşunu atar, sonra kendisi de şehit olur. Ama kalplerde tutuşan kıvılcım büyür; mürekkep olur, matbaa olur, gazete olur, yani Anadolu basını olur. Mustafa Kemal’in deyimiyle “Fazilet Adaları” çıkar ortaya. Yerel basın, hem Anadolu’nun düşman işgaline karşı direnişinin yürekli sesi olacak, hem de bu direnişin kahramanlarının destanını yazacaktır. Hangi birinden söz edelim ki?... Mustafa Kemal’in Sivas’ta kurduğu “İrade-i Milliye” ve Ankara’da kurdurduğu “Hakimiyet-i Milliye” gazetelerinden mi? Yoksa, her türlü imkansızlığa rağmen Milli Mücadele’ye gönülden destek veren Ankara’da “Yeni Gün”, Adana’da “Yeni Adana”, Balıkesir’de “Doğru Söz”, Kastamonu’da “Açıksöz”, Erzurum’da “Albayrak”, Trabzon’da “İstikbal”, Antalya’da “Anadolu”, Artvin’de “Yeşil Yuva”, gazetelerinden mi? İşte, başını bu gazetelerin çektiği Anadolu basını, milli mücadeleye, sözün ve yazının gücünü temsil eden kalemle katılacaktır. O günkü şartlarda kolay mıdır bu? Yürekleri yurt sevgisi, özgürlük ve bağımsızlık ateşiyle yananlar, basit araç ve gereçlerle, ilkel koşullarda, bazen dosya kağıtları üzerine bile gazete basıp yayınlarlar. Anadolu’nun habersiz ve gazetesiz kalmaması için, baskı makineleri kimi yerlerde öküz arabalarıyla, hatta at sırtında ilden ile taşınır… Milli Mücadele’de özel bir yeri ve rolü olan yerel basının tarihi, Vilayet Gazetelerine kadar gider. Tuna Valisi Mithat Paşa’nın 1865’te Rusçuk’ta çıkardığı “Tuna” gazetesi, Türkiye’de yerel-bölgesel basının başlangıcı olarak kabul edilir. Önceleri haftada bir, daha sonraları haftada iki kez çıkarılmaya başlanan “Tuna”, 1877’ye kadar 12 yıl boyunca sürekli yayınlanacaktır. Tuna’yı, 1867’de Erzurum’da yayınlanan “Envar-ı Şarkiye”, Bursa’da “Hüdavendigar”, Diyarbakır’da “Diyarbekir”, Konya’da “Konya” gazeteleri izler. Mithat Paşa Bağdat’a Vali olarak atanınca, orada da Türkçe-Arapça “Zevra” adlı bir gazete yayınlar. 1874 yılına gelindiğinde Türkiye’de yayınlanan il gazetesi sayısı 24’ü bulur. Türkiye’de yerel basının bu ilk dönemindeki gazetelerin büyük bölümü, yönetimin işlevini kolaylaştırmak için, devlet eliyle kurulmuş ve yayınlanmıştır. Devlet eliyle yayınlananlar dışında, azınlıkların kendi yayın organları olan gazeteler ve bugün de yayınını sürdüren “Yeni Asır” gibi yerel-bölgesel gazeteler de vardır. 1895 yılında Selanik’te yayınlanmaya başlanan ve Milli Mücadele döneminde İzmir’e taşınan Yeni Asır, yerel-bölgesel gazetelerin en eskisidir. Milli Mücadele döneminde tarihi bir misyon üstlenen Anadolu basını, daha sonra giderek gücünü ve etkinliğini yitirmeye başlayacaktır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Dünya yeniden şekillenirken, Türkiye, Batı demokrasisi safında yerini alacak, iletişimde de kitle iletişimi çağı açılacaktır. Yereli izlemekle yetinmek yerine, Dünya’ya açılan; yorumlara ağırlık veren gazetecilik anlayışından haberlerin öne çıktığı gazetecilik anlayışına; klişe fotoğraf, kurşun harfler ve siyah-beyaz baskıdan renkli, çok fotoğraflı, rotatif baskıya geçen gazeteler dönemine girilmiştir. Yani, Türkiye ve dünya ile birlikte gazetecilik anlayışı ve tekniği de değişmiştir. Sermaye ve teknoloji yetersizliği, yetişmiş iş ve beyin gücü eksikliği, haber alma ve habere ulaşmada güçlük gibi nedenlerle çağdaş gelişmelere ayak uyduramayan Anadolu basını, giderek okuyucu ve etkinlik kaybına uğramaktan kurtulamamıştır. Bu süreçte, çağdaş anlayışa ve teknolojiye uyan gazeteler tiraj patlaması yaparken, yerel basın her gün biraz daha küçülmüş ve kabuğuna çekilmiştir. Büyük basın kuruluşlarının dağıtım sorununu aşmak için 1960’lı yıllarda kurdukları ortaklıklar, yerel basının okuyucuya daha erken ulaşma üstünlüğünü de sınırlandırmış, bölgesel ekler ve sayfalar ise yerel basının işini büsbütün güçleştirmiştir. 1980’li yıllarda iletişim teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler sonucunda medyada yeni bir değişim süreci başlamıştır.. Bilgisayarlar, uydular, çanak antenler her yerde devreye girmiştir. Bilgisayar; gazete sayfalarının hazırlanmasından, baskıya kadar, basının her alanında vazgeçilmez olmuş; gazetecilik, giderek daha büyük yatırım ve sermaye gerektiren sektör haline gelmiştir. Adana, İzmir, Kocaeli, Samsun, Bursa, Gaziantep ve Kayseri gibi güçlü ekonomilerin olduğu illerimizdeki yerel medyanın bir bölümü, bu değişime ayak uydururken, büyük çoğunluk, çeşitli imkansızlıklar nedeniyle gelişmeleri sadece seyretmekle yetinmek zorunda kalmıştır. 1990’lı yıllarda yeni fırsatlar doğmuş, uydu yayıncılığının getirdiği imkanlarla özel radyo ve televizyonlar ile internet devreye girmiştir. Yerel medya kuruluşlarının öncülüğünde pek çok yerel televizyon ve radyo kurulmuş, internet aracılığıyla yapılan yayınlar da daha geniş bir kitleye kendisini tanıtma ve okutma imkanı bulmuştur. Bugün Türkiye’de; 24 yaygın, 16 bölgesel; 214 yerel, 65 kablolu, 86 uydu olmak üzere toplam 405 televizyon; 36 yaygın, 102 bölgesel, 951 yerel, 49 uydu olmak üzere toplam 1.138 radyo; 40 yaygın gazete ile birlikte 551 günlük, 849 haftalık, 253 onbeş günde bir yayınlanan, 470 aylık, 200 diğer olmak üzere toplam 2.362 gazete; 50 civarında yaygın olmak üzere, 12 günlük, 85 haftalık, 59 onbeş günde bir yayınlanan, 1.134 aylık, 1.386 diğer olmak üzere toplam 2.680 de dergi yayımlanmaktadır. Türkiye’de canlı, dinamik, çoğulcu bir medya ortamının oluşmasında yerel medyanın büyük payı inkar edilemez. Globalleşen dünyada daha çok saygı gören milli motiflerin tanınmasında, demokrasinin gelişip kökleşmesinde yerel medya önemli bir işleve sahiptir. Bu açıdan desteklenmesi, korunup-güçlendirilmesi toplumsal bir görevdir. Henüz Kurtuluş Savaşı devam ederken 7 Haziran 1920 tarihinde kurulan Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Milli Mücadele döneminden bu yana yerel basınla yakın ilişki ve işbirliği içerisindedir. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Atatürk tarafından kaleme alınan kuruluş kanunu ve gerekçesiyle, 1984 yılında yeniden yapılandığı 231 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden aldığı yetkiyle, yerel medyanın güçlendirilmesine yönelik yoğun faaliyetlerde bulunmaktadır. Genel Müdürlüğümüz bu faaliyetleriyle; yerel basının haber, bilgi, fotoğraf, eğitim başta olmak üzere sorunlarının çözümüne katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda; kullanılan teknolojinin yetersizliği nedeniyle habere ulaşmadaki güçlükler dikkate alınarak, yerel medyaya haber kaynağı oluşturmak amacıyla bir ulusal haber ajansından alınan tüm haberler internet ortamında sunulmaktadır. Ücretsiz abonelik sistemi çerçevesinde yürütülen bu hizmet sayesinde yerel medya, tüm haberlere anında ulaşabilmektedir. Ayrıca, ajans haberlerinden derlenerek, devamlı güncelleştirilen ve “Anadolu’ya Haberler” adı altında yayınlanan bülten de internet sayfasında yer almaktadır. Yine, yerel medyaya haber kaynağı oluşturmak, bölgeler arasında haber ve bilgi akışını temin etmek amacıyla “Anadolu’nun Sesi” adıyla yayınlanan gazetenin yerel medyaya dağıtımı yapılmakta, bu gazete, internet sayfasında da yer almaktadır. Öte yandan, yerel medyanın Genel Müdürlüğümüz fotoğraf arşivinden yararlanması sağlanmaktadır. Anadolu Basınının güçlenmesine katkıda bulunmak, çalışmalarını teşvik etmek amacıyla Anadolu Basınına yönelik özendirme yarışmalarının ilki, 1973 yılında Genel Müdürlüğümüz tarafından yapılmıştır. Son olarak 1 Mayıs - 30 Eylül 2005 tarihleri arasında “Fotoğraf, Mizanpaj, Yerel Haber, Makale ve Araştırma-Röportaj” olmak üzere 5 dalda düzenlenen yarışmada 15 gazeteciye ödül verilmiştir. Genel Müdürlüğümüz, yerel medya mensuplarının, üstlendikleri görevleri daha etkin bir şekilde yerine getirmelerine katkıda bulunmak için eğitim seminerleri dizisi başlatmıştır. 12-13 Mart 1998 tarihlerinde Diyarbakır’da başlayıp, Trabzon, Bursa, Denizli, Erzincan, Edirne, Düzce/Akçakoca, Mardin, Tunceli, Kayseri, Adıyaman ve Adana’da devam eden bölgesel nitelikli bu seminerlerin bugün onüçüncüsü Konya’da yapılmaktadır. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde hazırlanan ve 26 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5187 sayılı yeni Basın Yasası’nın yerel basını koruyucu hükümler taşıması, yerel medya tarafından olumlu karşılanmıştır. Sonuç olarak, unutulmamalıdır ki, yerel değerleri ulusal ve küresel ölçeğe taşımada stratejik bir köprü olan yerel medyanın taşıdığı potansiyel gücün ortaya çıkması; - Demokrasimizin, üyelik sürecinde olduğumuz AB standartlarına erişmesinde ve katılım boyutunun genişlemesinde, - Türkiye’nin çağdaş dünya ve evrensel değerlerle bütünleşmesinde, - Ulusal bütünlüğümüzün pekiştirilmesinde, - Çoğulcu bir kültürel yapının ve çok sesli medyanın oluşmasında yaşamsal bir önem ve değer taşımaktadır. Yerel medyanın, Kurtuluş Savaşımızın kazanılmasında ve daha sonra Cumhuriyetimizin kuruluşundaki eşsiz misyonu, ülkemizin aydınlık geleceğindeki üstün rolleri de başarıyla yapabileceğinin somut ve tarihi bir kanıtıdır.
|
|
|
<<< XIII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - KONYA (30 Kasım - 01 Aralık 2006) >>> |