"HABER DEĞERLENDİRMESİ VE KOORDİNASYON"

Behçet FAKİHOĞLU

Türkiye Gazetesi Sorumlu Müdürü

Değerli arkadaşlar, böyle sıcak bir günde yemekten sonra dinlemenin ne denli zor olduğunu bildiğim için, sizleri sıkmamaya çalışacağım ve uzatmamaya çalışacağım ayrıca.

Şimdi haber değerlendirme, haber koordinasyonu buna geçmeden önce gazeteler, özellikle büyük gazetelerimiz haberleri nereden alıyor, haber birimleri nelerdir? İsterseniz bunlara bir değineyim kısaca.

Büyük gazetelerimizin tamamına yakını İstanbul'da. Yani merkezleri İstanbul'da. Bunların belkemiği diyebileceğimiz istihbarat servisleri var, İstanbul istihbarat servisleri. Bu servislerde en az 50 muhabir çalışıyor, 80-90'a kadar çıkıyor. Bunun sayısını niçin veriyorum, izah etmeye çalışacağım. İkinci önemli unsur, Ankara Haber Merkezleri. Bunda da en 20-30 muhabir çalışıyor. Bunun dışında Özel Haber Servisleri var. Dış muhabirler ki, bunların çoğu Dış Haberler Servisi'ne veya Müdürü'ne bağlı. Ekonomi muhabirleri var, Ekonomi Müdürü'ne bağlı. Ayrıca Genel Yayın Yönetmeni'ne veya Yayın Koordinatörü'ne bağlı olarak çalışan özel muhabirler var. Ayrıca ajanslar var, ulusal ajanslar, yurtdışı ajansları, yabancı ajanslar veya magazin servisleri var. Kültür servisleri var. Bunların hepsi haber üretiyor.

Şimdi şunun için anlatıyorum. Malum hepimiz biliyoruz; "Bir dilenci II. Mahmut'dan para istemiş, dilenmiş. II. Mahmut bir altın vermiş. Dilenci demiş ki, ÔPadişahım, ikimiz de Adem'in torunuyuz, kardeşiz yani. İnsan kardeşine bir altın verir mi?'Padişah ÔAman öbür kardeşlerin duymasın. Yoksa sana bu da düşmez' demiş". Şunun için anlattım; Anadolu'nun neresine gitsen, muhabir arkadaşlarımız haklı olarak haberlerimiz niye yeteri kadar değerlendirilmiyor, büyütülmüyor, kullanılmıyor diyorlar. Burada da aynı soruyla karşılaştım, onun için. Yani Haber Müdürü'nün bilgisayarına, haber havuzuna en az 1500 haber düşüyor. Bunu yaptığım için söylüyorum. Buna dış ajanslardan gelen haberler dahil değil. Yani Türkiye'deki ajanslardan, bu saydığım birimlerden Haber Müdürlüğü bilgisayarına 1500'e yakın haber düşüyor. Ayrıca dış ajanslardan, İnternet'ten üretilen haberler de ilave edilince, gerisini siz düşünün. Bunun dışında yurt içindeki ve dışındaki bütün ajanslardan da fotoğraf akışı var. Yani haber havuzunda bu kadar büyük bir zenginlik var.

Şimdi elbette her insanın yaptığı haber önemlidir, kendisi için çok önemlidir. Ama unutmayın, bu kadar alternatif içinde sizin haber bulunacak, çıkarılacak, kullanılacak. Yani sizin haberin bir özelliğinin olması lazım. Şimdi ben bu bölge baskılarına baktım, gündemleri, bizim gazete Samsun'da basılıyor, öbür gazeteler Trabzon'da basılıyor. Şimdi bir taşra baskıları var. Taşra baskılarına göre, bizim gazete için taşra, Trabzon, bu taraflar oluyor. Şehir baskısı Samsun oluyor. Öbürleri için tersi oluyor. Şimdi baktım aşağı-yukarı bir çok arkadaşımızın haberleri var ama İstanbul'da şehir baskıları var. Yani taşra baskıları daha fazla oluyor. Bursa baskısı, Sakarya, Kocaeli baskısı, Trakya baskısı. Bunun dışında bir de şehir baskısı var ama 60 muhabirin zannediyorum çok azının haberi girebiliyor.

Şimdi bu doğru mu değil mi onu bilemiyorum ama ortadaki gerçeği ben anlatmak istiyorum. Haber Müdürü'nün havuzuna geldikten sonra, yani bu havuz sadece Haber Müdürü'ne açık değil tabii. Bu havuzu Yayın Koordinatörü, Yazı İşleri Müdürü, Yayın Yönetmeni, Genel Yayın Yönetmeni, Dış Haberler Müdürü, Ekonomi Servisi Müdürü veya başka arkadaşlar da varsa, gazetelere göre bu değişiyor, bunları görme imkanları var. Yani bu havuzdaki haberleri görebiliyorlar. Bazı yerlerde Redaktörler de görebiliyor ama herkesin bu havuza müdahale etme hakkı ayrıdır, sınırlıdır yani. Gazetelerin çoğunda aşağı-yukarı uygulama benzerdir. Yani Dış Haberler Müdürü, Ekonomi Müdürü havuzdan kendi branşlarına göre haberleri alır. Bunun dışındaki haberler, eğer Genel Yayın Yönetmeni veya Yayın Koordinatörü, Yazı İşleri Müdürü tarafından verilirse veya alınırsa yani onlar müdahale ederler mesela derler ki "dış haber olarak gündemde bu var, çok önemlidir, sen kullanma, biz kullanırız" veya "şu haber önemlidir biz görüyoruz, sen mutlaka gör" derler veya derler ki, Samsun'daki, Trabzon'daki arkadaşa "bu haberi sen mutlaka büyüt". Yani böyle müdahale hakları vardır ama bunun dışında o söylediğim arkadaşlar veya sorumlu arkadaşların yetkileri vardır, sorumlulukları vardır. Ama bilgi verirler. Bilgi vermek zorundalar. Çünkü mükerrer haber kullanma ortadan kalksın diye. Ayrıca Haber Müdürü'nün bu saydığım haberlerin tamamını görmesi gerekiyor. Yoksa kaçırır gündemi, göremez.

Yanlız burada dikkat edilmesi gereken bir şey var. Şimdi hepsini görmesi gerekiyor ama hepsini okuyamaz, mümkün değil bu. Şimdi arkadaşlarımızdan gelen ikinci bir şey şu; "Benim haberim çok güzel, ben geçtim size ama kullanmadınız, bir kaç gün sonra şu ajanstan geldi, kullandınız". Şimdi doğrudur, arkadaşımızın söylediği doğrudur ama burada gelen haberde eğer önemli unsurlar ön plana çıkarılmamışsa, Haber Müdürü bütün haberleri son satırına kadar okuyamaz. Neyi okur? Gündemdeki haberleri okur. Onların hepsini bir yere ayırır, onları okur ama her haberi okuyamaz. Haber Müdürü'nün dikkatini çekmesi için mutlaka haberdeki önemli unsurların ön plana çıkarılması lazım. Yani şuna benzetiyorum. Bir sepet içinde elmalar gelse, gayrı ihtiyari en gösterişli elma hangisi ise ona el uzatırsınız ama belki elinizi uzattığınız elma, en lezzetli elma değildir. En lezzetli elma, en tatlı elma belki küçük, bir köşededir ama o an farketmeniz mümkün değil.

Yani haberinizin görünmesi için, değerlendirilmesi için toplamaya, yazmaya zaman ayırıyoruz doğru. Bir de bunların önemli unsurlarını ön plana çıkaralım. Başlık olarak çıkaralım, değişik alternatifli başlıklar olarak çıkaralım, spot olarak çıkaralım, güzel fotoğraflarla gönderelim. Şimdi böyle cazip bir haber gelirse, kimse bunu gözardı edemez. Yani bir Haber Müdürü, bir Yazı İşleri Müdürü, bir Yayın Yönetmeni güzel haberin gazetede olmasını istemez mi? İster. Arzu ettiği bir şey zaten ama satır arasında kaybolursa tabii ki bunu görme imkanı yok.

Şimdi haberler bu şekilde dağıtıldıktan sonra sayfalarda kullanılması, yani vaktimiz kısıtlı bu konular çok geniş ama fazla ayrıntıya da girmek gerekmiyor. Haberler az önce söylediğim gibi her birimin sorumlu olduğu sayfalar var. Ekonomi, dış haberler, kültür-sanat, magazin, televizyon hatta bazı gazetelerimiz eğitim sayfaları yapıyor. Bazı gazetelerimiz daha özel sayfalar yapıyor. İnternet, bilgisayar veya sektör sayfaları yapılıyor. Bunlara göre ayrılıyor. Bunun dışında spor servisleri gazetelerimizde ayrı bir servistir. Yani biz onu haber servisi içinde görmek istemiyoruz. Öyle değil yani fiili olarak ayrıdır spor servisleri. Yani spor haberleri genellikle Haber Müdürü'nün ilgilenmediği haberlerdir. Direkt Spor Müdürü'nün ilgilendiği haberlerdir.

Bunun dışında gazetelerimizde gelenek olarak polis haberleri, polisiye haberler üçüncü sayfalarda kullanılıyor. Magazin, sağlık, şu bu haberler onlar da ayrılmıştır. Yani gazetelerde hangi haber, nereye gider aşağı-yukarı bu bellidir. Her gazete için bu böyledir. Önemli haberler gazetenin kendine göre önemli gördüğü haberler ise gazetenin vitrini diyebileceğimiz birinci sayfa için bekletilir. Birinci sayfada, Türkiye'deki uygulama için söylüyorum. Haberlerin başlığı, spotu, haberin fotoğrafı yani önemli unsurları birinci sayfada görülüp, gerisi devam sayfasına geçilir. Şimdi onun için bizde birinci sayfalar, Türkiye'deki uygulamalara göre söylüyorum, çok önemlidir. Birinci sayfaları, gazetelerin en iyi yetişmiş ve tecrübeli sayfa sekreterleri yapar. Sadece bunlar yapmıyor tabi. Toplantı salonlarında, toplantılarda birinci sayfalar şekillendirilir genellikle. Yani toplantıların genel maksadı odur. Toplantı yapalım da ekonomi sayfası nasıl çizilsin diye hiç kimse zannetmiyorum, ben görmedim şimdiye kadar. Belki başka yerlerde vardır veya dış haberler sayfasını nasıl yapalım diye toplantı yapmıyorlar ama birinci sayfa için yapıyorlar. Birinci sayfaya, Türkiye'de büyük önem veriliyor. Birinci sayfanın şekillendirilmesinde Genel Yayın Yönetmeni, Yayın Koordinatörü, birim müdürleri, saydığım birim müdürleri, ondan sonra birinci sayfayı çizen sekreter, editör, yani redaktör veya öyle diyelim o haberleri yapan, hepsi biraraya gelir. Birinci sayfanın kusursuz çıkması için hatta bazen fotoğraf editörü de dahil olur. Birinci sayfanın kusursuz çıkması için çalışırlar.

Burada sayfa nasıl çizilir, sekreterlik nasıl yapılır? Bu kolayca anlatılan bir şey değil. Ben şuna benzetiyorum, hepimiz okurken resim öğretmeni resim dersimize gelirken, ilk söylediği şuydu veya ben öyle hatırlıyorum, "Resim çizerken yumuşak bir kara kalem kullanın, fazla bastırmayın, silmeyin fazla silgi izi kalmasın, boyayacaksınız, boyamadığınız yer kalmasın" ama bu bilgileri öğrenmekle hiçbirimiz ressam olamadık. Şimdi sayfa sekreterliği bir sanattır. Kabul edelim, etmeyelim bu zaten sayfalarda görülüyor. Yani gazetelerin birinci sayfalarına baktığınız zaman o sayfaları çizen arkadaşların kabiliyetlerini görürsünüz. Şimdi burada şunu söylerler. Başlıklar yan yana gelmesin, başlıklar birinci sayfa başlıkları dahil hepsi kısa olsun, anlaşılır olsun. Ağdalı cümleler kullanmayın. Basit, kısa, herkesin anlayabileceği cümleleri kullanın. Haberin bütün unsurlarını, spotlarda vermeye çalışın. Güzel fotoğraf kullanın, kullandığınız fotoğrafın albenisi olsun, resim altı çok önemli. Bunu hep söylerler ama bu söylendiği için kimse bunu öğrenmiyor. Yine giderler yani bilgiler olarak bunlar verilir ama giderler, bunu bilen birisinin yanına otururlar, yıllarca çalışırlar, sonra sayfa sekreteri olurlar, birinci sayfayı yaparlar.

Türkiye gazetelerinde, Türkiye'de yayınlanan gazetelerde bu böyle ama yabancı gazetelerde tabii bizim gazeteler gibi renkli, çok resimli gazeteler az. Bunlar biraz magazin gazeteleri oluyor, bulvar gazeteleri oluyor. Ciddi gazeteler, çoğumuzun zaten vitrinlerde gördüğü gibi öyle değil ama şimdi Türkiye'de okuyucunun bir tercihi var, yani okuyucunun tercihine ben aksini yaparım diyen, az tiraja razı olur. Ona da saygı gösteriliyor. Yani halkın çoğunun Kemal Sunal'ın filmini seyrettiği veya öyle gazetelere alıştığı bir yerde, ben ciddi gazete yapayım derseniz, okuyucu oranı düşüyor. Örnekleri görüldü, bundan önce de yani belki zaman içinde olabilir. Yani dünyada zannediyorum bizim kadar bu işi şu şekle kaydıran yok. Biz göze hitap ediyoruz genellikle birinci sayfalarda. Fotoğraf elbette bütün dünyada önemlidir onu inkar etmiyorum. Yani fotoğraf birçok bakımdan, görüntüden öbür televizyon görüntülerinden daha etkileyici olabiliyor. Bir örnek verecek olursak, zannediyorum 3-4 yıl önce veya 2 yıl önceydi 1 Mayıs olaylarında Kadıköy'de, gösteriler sırasında bir kız gösterici çiçeklere sopa ile vuruyordu. Bir kaç gazetemiz onu büyük bir fotoğraf şeklinde birinci sayfaya basmışlardı. En çok etkili o olmuştu. Yani televizyonların, kameraların gösterdiği görüntüler değil, o fotoğraf etkili olmuştu. Yani fotoğraf unsuru çok önemlidir.

Şimdi taşradan gelen haberlerde en çok eksiğini gördüğümüz, çektiğimiz o. Yani artık alternatifsiz değilsiniz. Dünyanın tanınmış bütün ajansları çok güzel fotoğraf geçiyor ve hepsi de o saydığımız masalara geliyor, bilgisayarlara geliyor. Kaliteli bir şekilde geliyor. Şimdi kaliteli mal varken, siz gazete sorumlusuysanız, kalitesizini tercih etmezsiniz. Tamam sizi tercih ederler ama bir de gazeteyi düşünürler. Şimdi burada kaliteyi, fotoğraf kalitesini mutlaka artırmamız lazım.

Haber değerlendirmede arkadaşların sordukları başka şeyler de var. Yani birinci sayfa oluşturuluyor, toplantı oluyor peki ne baz alınıyor? Tabii ki gündem, ama diyelim ki, meşhur laftır bardağın yarısı dolu, yarısı boş. Bir gazeteye bakıyorsunuz yarısı dolu olarak geçiyor, öbür gazeteye bakıyorsunuz yarısı boş olarak geçiyor. Şimdi dolu mu boş mu bu çok önemli. Yani burada objektif olarak o saydığımız ilkelere bağlı kalarak gazete çıkarttığımızı iddia edemeyiz. Hiçbirimiz iddia edemeyiz. Hatta o gazetelerin sorumluları gelseler ilkeleri, basın meslek ilkelerini, objektifliği, eşitliği anlatırlar ağdalı cümlelerle. Hepimizin gözlerini yaşartırlar ama giderler yine ters şeyler yaparlar. Bu böyledir.

Bu son 1,5-2 yılda Haber Müdürü olarak o masanın başında bulunmak nasip oldu. Tabii bütün ajanslardan gelen haberleri görmek, muhabirlerimiz vasıtasıyla işin perde gerisini de biraz incelemek mümkün oldu, bunu gördüm. Haberlerin nasıl böyle tam ters bir şekilde verildiği, nasıl kamuoyu yönlendirilsin diye değiştirildiğini ibretle gördüm şahsen. Yani tabii vatandaş, kamuoyu bunu görmeyebilir ama değişik yerlerden gelir, görüyorsunuz yani şimdi burada hepimizin biraz düşünmesi lazım. Eminim birkaç yıl sonra veya 5-10 yıl sonra araştırmacılar çıkar, bu dönemde yapılan gazeteleri inceler, bizim için hiç iyi konuşmazlar. Yani boşu boşuna burada kendimizi temize çıkarmamıza lüzum yok. Türkiye'de objektif değiliz hiçbirimiz. Tayfun Bey, öğleden önce birşey söyledi. Dedi ki, şiddet, vahşet tamam toplumda sadece vahşet değil, başka şeyler de var. Aşınmaya uğramış, erozyona uğramış başka şeyler de var. Biz de gazeteciler olarak toplumun bir parçasıyız. Bundan etkilenmemiş olmamız düşünülemez. Biz de etkilenmişiz. Yani sadece şiddette değil, doğrulukta da biz sapmışız. Son 1,5-2 yılda 3 yılda bunu hepimiz ibretle gördük, yani, insan hakları bize lazım olunca olsun, başkalarına olmasın. Objektiflik bizim gibi düşünülürse olsun, başkası olursa olmasın. Yani birinci sayfalardaki şekillendirme sırf gazetecilik, habercilik açısında olmuyor, bunu demek için anlatıyorum bunları. Yoksa kimseleri karalamak niyetimiz değil. Zaten birşey de değiştirmez ama aslında birinci sayfayı şekillendirme toplantıları, gündem için olmalı. Asıl gündem için olmalı ve oraya çarpıtılmadan haberler girmeli. Ama yorumcu kendi köşesine istediği şekilde yorumlasın, düşüncesini yazsın. Fakat aynı gün bakıyorsunuz bir gazetede, bir bürokrat göklere çıkarılmış, başka bir gazetede yerlere indirilmiş. Yani şimdi bu gazetecilik mi? İnşallah ileride sizler böyle olmayacaksınız veya bizler de sizlerden ibret alırız bu edindiğimiz kötü alışkanlıkları bırakırız. Zararın neresinden dönülse kardır.

Şimdi sayfalar çizilirken, milimetrik kağıt kullanılır, sayfa büyüklüğünde. Bunu zannediyorum hepiniz gördünüz ben zaten sayfa dizaynı, anlatmakla öğretilemeyeceğine inandığım için bu milimetrik kağıtmış, bu şuymuş, bu örnekmiş ona inanmadığım için getirmedim. Çünkü bu şekilde öğrenilmiyor. Sayfa sekreterliğiyle başladım ben işe, bunu bilen birisi olarak söylüyorum. Bu ancak yaparak öğrenilir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken şeylerin bunlar olduğunu da anlatmak istedim. Yani yapacağınız şudur; eğer haberinizin gazetede iyi yer bulmasını istiyorsanız, benden size tavsiye, önce güzel bir fotoğraf olsun. Çok güzel bir fotoğraf olsun. Fotoğrafın albenisi olsun. İkincisi haberinizin en çarpıcı yönleri neyse onu öne çıkarın. Yani Haber Müdürü'nün bu haberi son satırına kadar okumasını beklemeyin. Bu hayaldir, öne çıkarın. Bununla da yetinmeyin, haberinize spotlar çıkarın. Yani haberiniz hazır gelsin.

Eğer hazır gelmezse ne olur? Diyelim ki seçti Haber Müdürü, bunu bir redaktöre verir. Şimdi redaktörün elinde çok haber var. Haberiniz sizin tahmin etmediğiniz, düşünmediğiniz bir şekil alabilir. Yani siz başka bir şey kastetmiştiniz, redaktör haberi yeniden yazıyor, yeniden şekillendiriyor. Sizin kastettiğiniz şeyin tam tersini çıkarıyor. Bu çok oluyor ve her gün de zannediyorum arkadaşlardan şikayetler geliyor. Redaktör arkadaşı suçlayamayız, öyle anlamış. Sadece bir haber üzerinde yoğunlaşmıyor. Onun yaptığı çok haber var. Şimdi burada size düşen tekrar söylüyorum eğer haberlerinizin yer almasını istiyorsanız, bunlara dikkat edin. Yani haber toplamaya ayırdığınız vakit kadar, öbür şeylere de ayırın. Haberin çok önemli unsurlarını çıkarın ortaya. Güzel fotoğraflarla bize gönderin. Zannediyorum bana ayrılan vakit burada bitti. Sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.