|
|
AÇILIŞ KONUŞMALARI
Orhan ERİNÇ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Sayın Vali, Sayın Belediye Başkanı,
Tunceli’nin değerli yöneticileri ve sevgili meslektaşlarım...
Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından dokuzuncusu düzenlenen
Yerel Medya Eğitim Seminerine katılmak üzere Tunceli'ye geldik. Ben bugüne
kadar Tunceli'yi görmemiştim, bu vesile ile Tunceli’yi görmekten mutlu
olduğumu da vurgulamak istiyorum.
2000 yılında Yerel Medya Eğitim Semineri Erzincan'da yapılmıştı. Aynı zamanda
Genelkurmay Başkanlığı'nın düzenlediği bölge gezisi de aynı güne rastlıyordu.
Ben Erzincan'daki Yerel Medya Eğitim Seminerine katıldıktan sonra, Elazığ'a
geçmek üzere yola çıktım. Ancak o dönemde Tunceli yolu güvenli olmadığı için,
dört saatlik yolu yaklaşık sekiz saatte, arkalardan dolaşarak gitmek zorunda
kaldık. Ama bu gelişimizde Tunceli ilinin giriş noktası dışında ne arayan, ne
soran oldu. Ve bu özellikle Tunceli'nin geleceği, Tunceli'nin ekonomik ve
turistik gelişmesi açısından değerlendirilebilecek ve kamuya aktarılabilecek,
insanlarımıza duyurulabilecek olumlu bir gelişme.
Yerel medya, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti için hem medyanın sorunlarından
arındırılması, hem de demokrasinin geliştirilmesi açısından büyük önem
taşıyor. Şunu da vurguluyoruz ki, yerel medya var, ama yerel gazeteci yok.
Çünkü gazetecilik evrensel bir meslek ve nerede yapılırsa yapılsın, aynı
ilkelere, aynı kurallara göre yapılıyor. Bu tür toplantılarda karşılıklı bilgi
alışverişi yapıldığını da söylemeliyim. Her gittiğimiz yerdeki
meslektaşlarımızın sorunlarıyla, eleştirileriyle, yönlendirmeleriyle biz de
çok şey öğreniyor, yeni ufuklar kazanıyoruz.
Yerel medya, Türkiye'nin ekonomik yapısı nedeniyle ticari ilandan en az
yararlanan medya bölümü içinde yer alıyor ve bu nedenle büyük bir özveriyle
görevini sürdürüyor. Ancak, çıkması ağırlık kazanan Yasa gereğince getirilen
olağanüstü para cezaları, -caydırıcı olmaktan çok öldürücü nitelikte olan para
cezaları- yerel medyanın geleceği konusunda “Demokles’in kılıcı” gibi
başımızın üstünde sallanıyor.
Bunun yanında şöyle bir örnek vermek mümkün: Biliyorsunuz, Basın Yasası
uyarınca, gazetelerin yayınlanışı sırasında veya sahip veya yazı işleri müdürü
değişikliği sırasında bir beyanname verilmesi gerekiyor. İlçelerde
kaymakamlara, illerde valilere veya onların görevlendirdiği emniyet
birimlerine. Bu beyannameyi zamanında vermemenin cezası, yasalaşacak yeni
Tasarıya göre 10 milyar lira ile 30 milyar lira arasında değişiyor. Ama
Siyasal Partiler Yasasına göre, siyasal parti genel merkezindeki yönetici
değişikliklerini İçişleri Bakanlığına ya da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına
bildirmemenin cezası 54 milyon Türk Lirası. Bu açık dengesizlik, muhtemeldir
ki, -bir kısmında belki bizim de sorumluluğumuz var ama- genelde basına,
medyaya karşı olan kızgınlıktan doğuyor. Çünkü medyayı kullanılabilir bir araç
olarak görme eğilimi maalesef bizim siyasal kültürümüzde bir hayli yüksek. O
nedenle, biz bu Yasanın çıkmamasını, daha doğrusu değiştirilerek çıkmasını
istiyoruz ve öneriyoruz. Kendileriyle görüştüğümüz bütün siyasal parti
yöneticileri ya da devlet temsilcileri de bizimle aynı görüşte olduklarını
belirtiyorlar, ama bir yandan da Yasanın çıkacağı konusundaki görüşlerini bir
çelişki olarak açıklamayı sürdürüyorlar. Biz gazeteciler, TBMM'nin
çalışmadığı, ara verildiği dönemlerde en çok sıkıntı çeken mesleğin
mensubuyuz. Çünkü gazeteciliğin yapılması, sınırlamalardan, kısıtlamalardan şu
anda ne kadar şikayet edersek edelim, demokratik bir ortamda yapılabiliyor. O
nedenle biz gazeteciler, TBMM'ye büyük bir saygı ile bağlıyız. Çünkü TBMM
bizim de varlığımızın kaynağını oluşturuyor. Ancak son 15 gün içinde
yaşadıklarımız, doğrusu bir gazeteci olarak beni üzüyor. Çünkü Tasarının
görüşülmesi sırasında yaşanan olaylar pek de içimize sinmeyen bir yöntemle
oluşuyor. Özellikle bu haftaya ertelenen Yasanın, Tunceli Milletvekili, Başkan
Vekili Sayın Kamer Genç'in Yasa karşıtı olması nedeniyle, Yasanın çıkmasında
bazı değişiklikler olabileceği endişesiyle, görüşmenin önümüzdeki haftaya
ertelenmesi, siyasal iktidarın bence Meclis için öngördüğü en iç karartıcı
tablo olabilir. Onları dile getirirken kelimeleri çok iyi seçmek için bazen
tereddüt ediyorum. Onun kaynağı da daha önce açıkladığım gibi TBMM'ye olan
saygımız. Umuyoruz ki, yine akıl, hukuk ve AB'ye girmek için Türkiye'nin
hazırladığı Ulusal Programdaki ilkeler geçerli olur. Türk basınını, Türk
medyasını geriye götüren, özellikle de yaşama yeni katılan ve genişlemeye
çalışan internet gelişim alanının ve internet gazeteciliğinin önünü tümüyle
kesmeyi amaçlayan bu Yasa, gerekli düzeltmeler yapılarak Meclis’ten çıkar. Ben
de Tunceli'nin yerel yöneticilerine, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel
Müdürlüğü'ne teşekkür ediyorum ve hem burada birlikte olmaktan mutlu olduğum,
hem de tebliğlerini dinleyeceğimiz arkadaşlarımın bu konuda da başarılı
olacakları inancıyla hepinizi saygıyla selamlıyorum.
|
|