ŞİMŞEK: Dost ve müttefiklerimizle birlikte nerede olursa olsun aşırılık ve terörle mücadele etmeyi, Suriye’yi istikrara kavuşturmayı, Suriye’nin yeniden inşasına yardım etmeyi ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda Suriye’ye barış, istikrar ve refah gelmesini istiyoruz. Çünkü komşunuz olarak işler bir devlete sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu ancak o zaman anlıyorsunuz.
MEHMET ŞİMŞEK’İN BBC MÜLAKATI
Yayın Organı : BBC World News TV
Yayın Tarihi : 09 Şubat 2018
Ülke : İngiltere
Görsel Kaynak : AA/Binnur Ege Gürün

     STEPHEN SACKUR: HARDtalk’a hoş geldiniz. Ben Stephen Sackur. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bir zamanlar Batılı hükümetlerin sevgilisiydi. Artık derin bir şüpheyle izleniyor. Mesele şu ki, bunu umursuyor gibi görünmüyor. Amerika ve Avrupa’nın Türkiye’nin en son askeri harekatı konusundaki vehimleri görmezden geliniyor, Erdoğan’ın yurt içinde uyguladığı baskıları hafifletmesi yönündeki ricalar da öyle. Konuğum Türkiye Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek. Türkiye, Batı’dan bu şekilde yüz çevirmenin bedelini ödeyecek mi? Mehmet Şimşek, HARDtalk’a hoş geldiniz.

     MEHMET ŞİMŞEK (Türkiye Başbakan Yardımcısı): Teşekkürler.

     SACKUR: Türkiye’nin sınırının ötesinde, Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği askeri harekatla başlamamız gerekir, diye düşünüyorum. Bu Suriye’nin iç işlerine büyük bir müdahale. Harekat haftalar önce başladığında çok kısa süreceğini söylemiştiniz. Artık kısa sürecekmiş gibi görünmüyor.

     ŞİMŞEK: Her şeyden önce bu operasyonu yapmaktan başka seçeneğimiz yoktu. Buradaki tüm mesele sınırlarımızı güvence altına almak, halkımızın güvenliğini ve emniyetini sağlamak. 2017 yılında Afrin ve çevresinden kaynaklanan yaklaşık 700 çatışma veya saldırıya maruz kaldık. Açıkçası Türkiye’nin müdahalesi Suriye’nin toprak bütünlüğünü veya herhangi bir etnik grubu hedef alan bir müdahale değildir. Kürtlerle bir derdimiz yok. Biz birleşik, istikrarlı ve barış dolu bir Suriye istiyoruz. Yani süre bakımından…

     SACKUR: İzin verirseniz, Türkiye’nin konumunda bir samimiyetsizlik var. Bunun kısa süreceğinden söz etmiştiniz, Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun bir tür gir-çık operasyonu olacağını belirtmişti. Fakat son günlerde bir çalışma arkadaşınız, bir diğer Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ YPG’nin - ki siz PYD’ye bu adı veriyorsunuz, onu bir terör örgütü olarak görüyorsunuz fakat Amerikalılar Suriye’nin kuzeyinde bir süredir onlarla birlikte çalışıyor- Suriye’nin Minbic kentinden ayrılmaması durumunda Türkiye’nin oraya da ve Fırat’ın doğusuna da gireceğini söyledi. Operasyonun ne kadar gerekiyorsa o kadar süreceğini, bunun uzun soluklu bir mücadele olduğunu ifade etti. Bunlar sizin sözlerinizden çok farklı sözler.

     ŞİMŞEK: Operasyonun büyük bir incelikle yürütülmesi ve sivillere zarar gelmemesi için azami dikkati gösteriyoruz. Bu nedenle çok yavaş ilerliyor. Minbic bölgesine değinecek olursak, son çatışmadan önce Minbic nüfusunun yüzde 95’i Araplardan oluşuyordu. Oradaki nüfusun çoğu şimdi Türkiye’de mülteci. Esasen PKK’ya bağlı bir örgüt olan PYD-YPG…

     SACKUR: Bunu siz söylüyorsunuz. Açıkçası Amerikan yönetimi…

     ŞİMŞEK:  Ama öyle. Aslında ABD yönetimi de bunu itiraf etti.

     SACKUR: Amerikalılar sizin YPG’yi  terör örgütü olarak sınıflandırmanızı kabul etmiyor. Onlara eğitim ve destek sundular. Ve Minbic’e yakın bir üssü olan Amerikalıların YPG unsurlarını birleştirerek sınır gücü denen bir oluşum haline getirme planlarının olduğunu biliyoruz.

     ŞİMŞEK: ABD, kendi terör listesinde yer alan PKK’nın bağlı örgütü ya da doğrudan bir uzantısıyla birlikte çalıştığını başlangıçta inkar etti. Bunu SDG, Suriye Demokratik Güçleri olarak kamufle ettiler. Fakat gerçek şu ki SDG, PKK liderliğinin, PKK militanlarının hakimiyeti altında. ABD eski Savunma Bakanı’nın PYD/YPG’nin PKK ile büyük ölçüde ilişkili olduğu bir senato sorgusunu izleyebilirsiniz. Şimdi geri dönelim. Minbic esasında etnik temizliğe tabi tutuldu. Amerikan yönetimi mültecilerin geri dönebilmesi için Fırat’ın doğusuna çekileceğini birçok durumda ifade etti. Fakat bu taahhütlerini asla yerine getirmediler.

     SACKUR: Söylediklerinizden bunun çok uzun soluklu bir operasyon olacağı anlamı çıkıyor. İfade ettiğiniz gibi Minbic’in demografik yapısını değiştirmek istiyorsanız bu aylar sürebilir. Suriye toprakları çok uzun bir süre Türk güçleri tarafından işgal edilebilir. Minbic’e girmekte ısrar ederseniz Amerikalı askeri personelle de karşı karşıya gelebilirsiniz.

     ŞİMŞEK: Her şeyden önce, Suriye topraklarının tek bir santimetresini bile kontrol etmekle ilgilenmiyoruz. Bunu açıkça ifade etmek istiyorum, orada kalıcı olarak bulunmuyoruz. Ulusal güvenlik kaygılarımız bizi oraya gitmek zorunda bıraktığı için oradayız. İkinci olarak evet, bölgenin istikrara kavuşmasını istiyoruz ki böylelikle Türkiye’yi en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke haline getiren 3,5 milyon mülteci geri dönebilsin ve yeniden kendi evine, kendi topraklarına yerleşebilsin. Demografik yapıyı değiştirmekten bahsetmiyoruz.

     SACKUR: Afedersiniz ama bu operasyon Suriye’nin bir ulus devlet olarak uzun vadedeki geleceğinden ziyade sizin Kürtlerle olan mücadelenizle ilgili.

     ŞİMŞEK: Bizim Kürtlerle bir derdimiz yok. Türkiye, Iraklı Kürtlerin DAEŞ’le mücadele etmesine yardım eden ilk ülkeydi. Barzani’ye ve ülkenin yönetimine sorabilirsiniz. Bizim Kürtlerle bir derdimiz yok. Cümlemi bitirebilir miyim lütfen? Üç dört yıl önce Kobani’den Türkiye’ye gelen 370 bin Kürt hala burada çünkü PYD/YPG tarafından uygulanan baskıcı rejimden korkuyorlar.

     SACKUR: Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ocak ayının sonuna doğru bir telefon görüşmesi yaptı. Ardından Beyaz Saray Başkan Trump’ın Erdoğan’a gerginliğin tırmandırılmaması, askeri faaliyetin sınırlandırılması ve sivil kayıplardan kaçınılması çağrısında bulunduğunu söyleyen bir açıklama yayımladı. ABD’nin sizin Suriye’nin kuzeyinde yaptıklarınız konusunda şu anda derinden mutsuz olduğu oldukça açık.

     ŞİMŞEK: ABD’nin Suriye’deki hareket biçimi bizi son derece hayal kırıklığına uğratıyor. Küresel terörle mücadele etmesi gereken bir NATO müttefiki düşünün. Ve Türkiye güvenilir, dayanılabilir bir ortak olarak ABD için oradaydı. Müttefikinizin, ortağınızın 10 bin kilometre uzağa giderek, sizin 911 km sınırınızın olduğu bir ülkeye geldiğini düşünün, Türkiye ve Suriye’nin konumu bu şekilde. Ve bir terör örgütüyle mücadele etme bahanesiyle başka bir terör örgütünü silahlandırdığını ve onlara eğitim verdiğini düşünün. Açıkçası…

     SACKUR: Bekleyin, Amerikalıları temel olarak bir terör ordusunu silahlandırmak ve desteklemekle mi suçluyorsunuz? Söylediğiniz şey bu mu?

     ŞİMŞEK: Biz de, ABD de, PYD/YPG’nin PKK’nın doğrudan uzantısı, bağlı örgütü olduğunu biliyoruz.

     SACKUR: Yani söylediğiniz şey bu. Açık konuşalım. Türkiye’nin NATO’nun en önemli üyesini bir terör ordusu çalıştırmasını, desteklemek ve finanse etmekle suçlaması hayret verici bir kavram. Fakat bu, şu senaryoya yol açıyor; gelecek haftalarda sizin güçleriniz ABD güçleri ile savaşa giriyor olabilir. Minbic civarında 2000 Amerikan özel kuvvetinin olduğunu biliyoruz. Türkiye ve Amerika’nın askeri çatışmaya girmesi ve karşı karşıya gelmesi yönünde çok gerçek, belki kasıtsız bir risk var.

     ŞİMŞEK: Biz bunu istemiyoruz. Tam tersi, dost ve müttefiklerimizle birlikte nerede olursa olsun aşırılık ve terörle mücadele etmeyi, Suriye’yi istikrara kavuşturmayı, Suriye’nin yeniden inşasına yardım etmeyi ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda Suriye’ye barış, istikrar ve refah gelmesini istiyoruz. Çünkü komşunuz olarak işler bir devlete sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu ancak o zaman anlıyorsunuz.

     SACKUR: Şunu söylemek gerekirse konu artık Suriye’yi aştı.  Şimdi size ABD’nin eski Türkiye büyükelçilerinden Erik Edelman’ın bir sözünü aktaracağım. Edelman, “ABD, Washington ve Ankara arasındaki ilişkinin esaslarını sorguluyor. ABD ile Türkiye arasındaki ilişki çok uzun süredir çok gergin. Bu gerilimlerin kökeni Erdoğan’ın Türkiye’ye dayatmaya çalıştığı, Amerikan karşıtlığından beslendiği açık olan rejimin doğasında yatıyor,” diyor.

     ŞİMŞEK: Açıkçası Büyükelçi Edelman bir noktayı es geçiyor. PKK, Türkiye için varoluşsal bir tehdit. Çünkü PKK, doğrudan Türkiye’nin toprak bütünlüğüne, Türkiye’nin barışçıl ve müreffeh geleceğine yönelik bir tehdit.

     SACKUR: Siz PKK deyip duruyorsunuz. Biz egemen bir devlet olan Suriye’de olanlardan bahsediyoruz. Burası sizin toprağınız değil, Suriye’nin toprağı. Siz Suriye’nin kuzeyini yeniden şekillendirmeye çalışıyorsunuz. Ve bunun kabul edilemez olduğunu söyleyen sadece Suriyeliler değil, Amerikalılar da bundan hoşlanmıyor.

     ŞİMŞEK: Hayır, hayır. Şu şekilde ifade edelim: Bizim Suriye ile 911 km sınırımız var. Suriye’de olanlar elbette bizi de endişelendirir. Neden? Çünkü biz bunun sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalıyoruz. Büyük ölçüde Esad rejimi ya da PYD-YPG’nin yaptığı etnik temizlik nedeniyle 3,5 milyon Suriyeli mülteci… Türkiye, bir kenarda oturamaz.

     SACKUR: Bu operasyon belli ki gerilimi çok artırıyor. Bugün burada oturup Suriye’nin kuzeyinde olanlara baktığınızda sizce bu operasyon ne kadar sürecek?

     ŞİMŞEK: Afrin operasyonu tüm o terör grupları Afrin’den çıkarılana kadar sürecek. Ruslarla yakın bir biçimde çalışarak İdlib bölgesini de istikrara kavuşturmaya çalışıyoruz, çünkü orası çatışmasızlık bölgesi ilan edilen büyük alanlardan biri. Bizim istediğimiz şey birleşik ve istikrarlı bir Suriye. Çünkü bundan başka her şey bizim için bir güvenlik tehdidi.

     SACKUR: Az önce çok ilginç bir ifade kullandınız: “Rusya ile yakın bir biçimde çalışarak…” Bana öyle geliyor ki Ankara hükümetinin jeostratejik konumunda yaptığı söylenen dönüş artık çok net bir hale geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen yıl Moskova’ya üç ayrı ziyaret gerçekleştirdiğini söylemekte haklıyım sanırım. Erdoğan Putin’le hızla derinleşen bir ilişkiden söz etti. Size Washington’un, Erdoğan’ın şu anki politikaları hakkında ne düşündüğünü de ifade ettim. Öte yandan şaşırtıcı anketler de yapıldı. Buna göre örneğin Türk halkının yüzde 65’i ve partiniz olan AKP’nin seçmenlerinin neredeyse dörtte üçü ABD’yi saldırgan bir ülke olarak görüyor. Türkiye’de önemli bir şey oluyor.  Artık en güçlü desteğiniz için yönünüzü NATO, ABD ve Avrupa’ya değil, Moskova’ya çeviriyorsunuz.

     ŞİMŞEK: Her şeyden önce Türkiye tam bir NATO üyesidir. Güvenilir ve dayanılabilir bir ortaktır. Ve bu değişmeyecektir. Bizim Rusya ile ilişkimiz ille de başka bir ilişkinin alternatifi değildir. Rusya bizim komşumuz. Ticaret alanında, yatırım alanında güçlü ilişkilerimiz var. Geçen yılın rakamlarına bakacak olursanız Rusya, Türkiye’ye en fazla turist sağlayan ülke. Fakat Suriye’deki kalabalık ortama gerçekçi bir bakış atalım. Suriye’deki ortam sahadaki tüm bu oyuncularla çalışmayı gerektiriyor.

     SACKUR: Ben artık sadece Suriye’deki ortama bakmıyorum, Türkiye’nin kapsamlı stratejik konumuna bakıyorum. Diğer bazı gerçeklere de bakalım, Almanlar, Türkiye’nin sadece dış politikasını değil iç politikasını da derinlemesine eleştiriyor. Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel geçen yaz Alman şirketlere, tamamen masum şirketlerin bile teröristlere yakın kabul edildiği Türkiye’ye yatırım yapmalarını artık tavsiye etmediğini söylemişti. Türkiye’nin en büyük dış yatırımcılarından biri olan Hollanda’nın da büyükelçisini çektiğini biliyoruz, Hollanda’yla artık diplomatik ilişkiniz soğuk hava deposunda. Önemli bir şeyler oluyor.

     ŞİMŞEK: Almanya konusundaki haberiniz biraz eski. Gabriel’in açıklaması belli ki yanlış iletişime dayalı.

     SACKUR: Hayır, Almanya’nın Alman vatandaşlarının gözaltına alınmasına duyduğu öfkeye dayalı. Almanlar, Türkiye’nin bir müttefik gibi davranmadığı kanaatindeydi.

     ŞİMŞEK: Artık yeniden daha normal ilişkiler içindeyiz. Türkiye, Batı’yla ilişkisini kesmiyor. Evet, Türkiye bölgedeki birtakım şoklara, travmalara ve güvenlik tehditlerine yanıt veriyor.

     SACKUR: Söylediklerinizi duyuyorum ama benim de size Hollanda ile geçen sene meydana gelip şu güne kadar süren anlaşmazlık esnasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklama hakkında bazı şeyler söylememe izin verin. Erdoğan, geçen sene Hollandalıların davranışına duyduğu öfkeden şunları söylemişti: “Nazizm, Batı’da ayakta.”

     ŞİMŞEK: Konuların bağlamından çıkarmayalım.

     SACKUR: Ama bağlamın dışına çıkmıyorum.

     ŞİMŞEK: Size söylemeye çalıştığım şey şudur: Evet, geçmişte birtakım gerginlikler yaşadık, bazı sorunlar da var ama temelde Türkiye uzaklaşmıyor ve bağlarını kesmiyor.

     SACKUR: En iyi arkadaşlarınıza Nazi diyemezsiniz.

     ŞİMŞEK: Bu, ille de arkadaşlık anlamında kullanılmayan, bir davranışla ilgili olarak yapılmış bir tanımdır, yani arkadaşlığa yapılan bir atıf yok.

     SACKUR: Hollandalıların yaptığınız bu oldukça üstü kapalı ayrımı anladıklarından emin değilim.

     ŞİMŞEK: Üstü kapalı bir ayrım söz konusudur. Davranışa yapılan bir gönderme var çünkü Bakan’a yönelik davranış, dostane değildi. Dolayısıyla buna bir gönderme yapıyoruz ama neyse, temel konuya dönelim. ABD, bizim dostumuz ve müttefikimizdir. ABD’nin içinde bulunduğumuz güvenilir ortaklığa ve ittifaka uygun şekilde endişelerimizi anlamasını ve bunlara değinmesini istiyoruz.  

     SACKUR: Ayrıca, Suriye’nin kuzeyindeki operasyonla ilgili olarak bir şey daha ortaya çıktı: Erdoğan’ın, hükümetinizin ülke içinden gelen baskıya duyduğu sürekli bağlılık. Reuters’in haberine göre, askeri operasyonun başladığı günden bu yana sosyal medyada bu saldırıyı eleştiren ve protesto eden 570 kişi gözaltına alındı. Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) üst düzey 11 üyesinin barış çağrısında bulunması sebebiyle gözaltına alınması gibi sıra dışı bir görüntüyle hiç karşılaşmamıştık. Bu baskı daha ne kadar devam edecek?

     ŞİMŞEK: Şöyle açıklayayım. Öncelikle, hiçbir ülke, şiddetin veya terörün yüceltilmesine izin vermez.

     SACKUR: Doktorların barış çağrısında bulunması, terörün yüceltilmesi anlamına mı gelir?

     ŞİMŞEK: Doktorlar, çoktan serbest bırakıldı ama…

     SACKUR: Ama zaten gözaltına alınmaları mı gerekirdi? Hükümetiniz, böyle davranmaya nasıl devam edebiliyor?

     ŞİMŞEK: Söylediğim gibi, hükümetim buna izin veremez. Bir terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Bu nedenle, bence PKK, PYD veya YPG’nin yüceltilmesi veya bunu öne süren herhangi bir şey …

     SACKUR: TTB’nin yaptığı açıklamayı görüp görmediğinizi bilmiyorum. Bu açıklama bende mevcut. YPG’den bahsetmemişler. Söyledikleri tek şey, insani gerekçelerle derhal barış çağrısında bulundukları yönündeydi. Bunun teröre destek vermekle ne alakası var?

     ŞİMŞEK: Türkiye 700 saldırıdan muzdarip olduğunda, birçok kişi hayatını kaybetti ve o kişilerin hayatları için herhangi bir çağrının ya da kınamanın yapıldığını görmedik. Dolayısıyla…

     SACKUR: Bunu, bugün hükümetinizde geçerli bir paranoya olarak gördüğümü söyleyebilirim. 2016 yazındaki darbe girişiminden bu yana 140 bin devlet memurunun, yazarlar, gazeteciler ve akademisyenler dahil olmak üzere 55 bin ya da daha fazla kişinin daha tutuklandığını görüyoruz. Bu, Sayın Erdoğan’ın müsamaha ettiği ulusal bir paranoyadır.

     ŞİMŞEK: Hayır, bu ulusal bir paranoya değildir. Bence, tarikat benzeri bir ağın yani gizli bir dini ağın 50 yıldır ortalıkta olmuş olabileceğini anlamak, sizin aşina olduğunuz bir kavram olmayabilir.

     SACKUR: İzleyicilerimiz için aydınlatıcı olması açısından soruyorum, Gülencilerden bahsediyorsunuz, değil mi?

     ŞİMŞEK: FETÖ’den bahsediyorum, evet. 50 yıldır insanları küçük yaşlardan beri bünyesine alan bu suç şebekesi, ordu, emniyet müdürlüğü, yargı, vb. dahil olmak üzere tüm devlet kurumlarına sızmıştır. 2016 yılında, kanlı bir darbe girişimi oldu. Eğer o darbe girişimi birkaç alt rütbeli subay tarafından yapılmış olsaydı, Türkiye bu yola girmezdi - tamamlamama izin verin lütfen. Bu, çok daha karmaşık bir durum ancak bunu neden anlayamadığınızı anlayabiliyorum çünkü açıkçası olanlar çok sıra dışı olmasına rağmen, Türkiye’nin bir gerçeğidir.

     SACKUR: Veya sadece şu olabilir: Türkiye’yi çok iyi bilen, ülkeyi gözlemleyen ve birçoğu bu ülkede yaşamış kişiler, insan hakları gözlemcileri ve diğerleri, Erdoğan hükümetinin bu gizli Gülenci harekete karşı yapılan bu bir nevi topyekun yüzleşme kavramını sadece muhalifler ve eleştirenlerle uğraşmak, bu kişileri yakalamak ve susturmak için açıkça kullandığını söylüyor.

     ŞİMŞEK: Hayır. Hala birçok eleştiri yapılıyor ve biz eleştiriye açığız. Yapıcı eleştirilerin başımızın üzerinde yeri var. Bununla beraber, Türkiye’nin başından geçenlerin sıradan olmadığını, karmaşık olduğunu ve 50 yıllık bir planlamanın ve sızmanın ürünü olduğunu anlamak zorundasınız. Türkiye, aslında bu FETÖ ağıyla mücadele etmek suretiyle demokrasisini ve hukukun üstünlüğünü kurtarıyor.

     SACKUR: Sayın Başbakan Yardımcısı, siz, ekonomi eğitimi almış, eskiden Maliye Bakanı olarak görev yapmış bir kişisiniz ve Türkiye’nin ekonomisine büyük önem veriyorsunuz. Gerçek şu ki, bu durum kaldığı yerden devam ediyor, başka bir deyişle ülkenizin tümünde değil ama çoğunlukla ülkenizin güneydoğusunda olmak üzere Kürtlerle çatışma halindesiniz, Suriye sınırınızda istikrarsızlık var, askeri kuvvetleriniz Suriye’nin içinde ve ülkenizde bu muazzam baskı söz konusu. Yabancı yatırımcılar bugün Türkiye’ye bakıyorlar ve risk almaya değmeyeceğini düşünüyorlar. Doğrudan yabancı yatırımınız düşük ve Türkiye’nin para birimi zayıf. Çok büyük sorunlara sahipsiniz.

     ŞİMŞEK: Aslında birçok yatırımcı sizle hemfikir değil. Rakamlara bir bakalım. Geçen sene kasım ayına kadar 11,8 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımı çektik ve ülkemize yaklaşık 12 milyar dolarlık net portföy akışı yapıldı.  

     SACKUR: Doğrudan yabancı yatırımı, geçen sene yüzde 19 oranında azaldı.

     ŞİMŞEK: Doğrudan yabancı yatırımının son 15 yıldaki durumuna bakarsanız, ortalaması yaklaşık 12,1 milyar dolardı. Bu arada bu, önceki 20 yıldaki sadece 750 milyon dolarla karşılaştırılabilir. Hükümetim, geçtiğimiz 15 yılda 190 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımı çekmek için doğru şeyleri yapmış olmalı.

     SACKUR: Pekala ama Avrupa Birliği’nin ortalamasına bir bakın. Eğer yolunuzu değiştirmezseniz, Avrupa’nın Türkiye’yi potansiyel bir AB üyesi olarak görüp görmemesini bırakın, Avrupa, Türkiye’yi geçerli bir iş ortağı olarak bile görmeyecektir.

     ŞİMŞEK: Geçen sene, zor bir seneydi. Türkiye, 2016 yılından beri zor bir yoldan geçiyor. Bu doğru ve bu durum, bazı dostlarımızla, müttefiklerimizle ve ortaklarımızla aramızda büyük gerginliklere yol açtı. Bu da doğru. Bununla beraber, o zamandan bu yana, geniş kapsamlı ilişkiler, talep ediliyordu; birincisi bu. İkincisi, özellikle Almanya ile ilgili olarak, şu anda iyi bir diyalog halindeyiz, bir nevi normalliği geri getirdik.

     SACKUR: Bana işlerin normalleştiğini söylemeye çalışıyorsunuz ancak halihazırda Washington’da yaşayan bir Türk, Soner Çağaptay, Erdoğan’ın muhalefeti şeytan gibi gösterme politikasının derinden kutuplaşmış bir toplum yarattığını, Türkiye’nin yarısının şu anda kendisinden nefret ettiğini ve mevcut gidişatta onu lider olarak kabul etmeyeceğini, Erdoğan’ın politikalarının Türkiye’nin krizlerini derinleştireceğini ve bir iç çatışmayı tetikleyebileceğini söylemişti.

     ŞİMŞEK: Şu anda belirli bir kişinin yorumları hakkında yorum yapmayacağım ama şu şekilde açıklamama izin verin.

     SACKUR: Kutuplaşmış bir ülke…

     ŞİMŞEK: Terörle mücadeleyle ilgili olarak, Türkiye, birleşmiş durumdadır.

     SACKUR: Ama kutuplaşmış bir millet?

     ŞİMŞEK: Lütfen cümlemi bitirebilir miyim? FETÖ’yle, bu Gülenci suç şebekesiyle mücadeleyle ilgili olarak, ister solcu olun, ister sağcı olun veya AK Parti’yi destekleyin ya da desteklemeyin, neredeyse eksiksiz bir destek var. Bunu görebilirsiniz. Yapılan çeşitli anketlere bakın. Kutuplaşmanın olduğu meseleler kesinlikle var ancak burada vurguladığınız büyük ve temel konularla ilgili olarak, bence Türkiye’nin büyük bir desteği var. Bununla beraber, işlerin olması gerektiği kadar iyi olduğunu savunmuyorum ama durum yapılan bazı açıklamalarda sunulan resimdeki kadar kötü de değil. Söylenenler çoğunlukla cımbızla seçilip alınıyor. Bunu söylediğim için üzgünüm ama bunu söylemek zorundayım. Bazı betimlemelere de katılmıyorum ama size şunu söyleyeyim. Türkiye, önemli bir ülkedir. Türkiye, şu anda okul çağındaki 600 bin çocuğa eğitim sunuyor. Bu, gelecekteki barışa ve istikrara yapılmış en büyük yatırımdır. Türkiye, kilit bir ülkedir. Zor bir dönemden geçtik. Bize biraz empati yapılmasını, sözümüze biraz da olsun inanılmasını istiyoruz.

     SACKUR: Sayın Başbakan Yardımcısı Şimşek, Hardtalk programına katıldığınız için gerçekten teşekkür ederiz.

     ŞİMŞEK: Ben çok teşekkür ederim.

 

     Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.