HÜRRİYET • Anlaşması En Kolay İki Türk Politikacı… İngiltere Eski Başbakanı Tony Blair, Olay Yaratan “A Journey” (Bir Yolculuk) Adlı Kitabında Başbakan Erdoğan ve Zamanın Dışişleri Bakanı Gülçin “Tanımadığım Anlaşması En Kolay Türk Politikacılardı” Diye Yazdı • Joe Biden, ‘Yeni Şafak’ı Başlattı… Ülkesinin Irak’taki Varlığının Kabuk Değiştirdiği Günlerde Bağdat’a Giden ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Dün Kuzey Irak’taydı • Müzakereler Krizle Başladı… İsrail ve Filistin Yönetimi, ABD’nin Arabuluculuğu ile Yapılan Dolaylı Görüşmelerinin Ardından Washington’da 20 Ay Aradan Sonra Bugün Doğrudan Barış Müzakerelerine Tekrar Başladı • Sır Ölümde Beş Teori… Hatay’da Cesedi Bulunan Rus General Nasıl Öldü • Ermeni Sınırında Barış Mesajı Verdi… Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ermenistan-Türkiye Sınırının Sıfır Noktasında Barış Mesajları Verdi • ABD, Ekimdeki Tatbikatta Yok… ABD, Türkiye’nin Bu Yıl Ekim Ayında Yapacağı Anadolu Kartalı Tatbikatına Katılmayacağını Bildirdi ZAMAN• Üç Milyon TL Yardımla Pakistan’a Gitti • Azeri-Ermeni Cephe Hattında Çatışma: 5 Ölü • İngiltere'nin Eski Başbakanı Tony Blair: Gül Ve Erdoğan, Ne İstediğini Bilen Liderler • Avusturya'da Irkçı Partiden Minare Tahriki • Türkiye'ye Silah Satışına Kongre Engeli Devam Ediyor • Irak, ABD'den 13 Milyar Dolarlık Silah Alacak • Obama: Irak Tamam, Sıra Ekonomide • Kopenhag’daki Roj Tv Merkezine Polis Baskını REFERANS• Ortadoğu’da Barışa İlk Adım Bugün • Japon Kadınlar TL’ye Sınıf Atlattı TÜRKİYE• Pakistan’da Son Durum… İHH’nın Yardım Gönderdiği Çadır Kentte… Sizi Allah Gönderdi • Emine Erdoğan’dan Pakistan’a Yardım Eli • İngiliz Financial Times: Türkiye, Avrupa’nın Umudu Oldu • Irak’ta… ve Savaş Resmen Bitti • Azeri- Ermeni Hattında Tehlikeli Çatışma • Ortadoğu’da Barış Görüşmeleri Başlıyor SABAH• Avrupalılar AB’ye Güvenmiyor… Kriz AB Üyeliğinin Çekiciliğini Azatlı • Almanya Havayolunda Yeni Vergileri Açıkladı… Alman Hükümeti'nin Ülkeden Çıkan Her Uçağa Kişi Başı 45 Euroya Varan Oranda Vergi Getirmesi Turizmcileri Düşündürdü. Bu Sene Fiyatlara Zam Yapacak Türk Otelciler Endişeli • İsrail Başbakanı Netanyahu Ve Filistin Devlet Başkanı Abbas Arasında Teröre Rağmen Barış Görüşmelerine Devam • Mavi Marmara Gemisi’nin Raporu BM'ye Teslim Edildi: İsrail Hukuksuz CUMHURİYET• Eski İngiltere Başbakanı Anılarını Anlattığı “Bir Yolculuk” Kitabında Halefini Yerden Yere Vurdu… Blair: Brown Bir Felaketti… Türkiye’nin, Yönü Değişti • Azeri-Ermeni Sınırında Çatışma: 5 Ölü • Ortadoğu İki Yıl Sonra Yeniden Masada… Görüşmeler Kötü Başladı • Aleviler AİHM’ye Gidiyor MİLLİYET• Aleviler AİHM’ye Gidiyor… Cem Vakfı Başkanı İzzetin Doğan, Alevilerin Anayasal Haklarıyla İlgili İç Hukuk Yollarının Tükendiğini Belirterek, AİHM’ye Gideceklerini Açıkladı • ABD: Tatbikatta İsrail Yoksa Bizde Yokuz • Blair, İngiltere Başbakanı Olduğu Dönemdeki Anılarını Yayınladığı Kitapta Erdoğan ve Gül’e Övgü RADİKAL• ABD Başkanı Obama, İsrail Filistin Liderleri Zoraki Müzakeresi • ABD Anadolu Kartalı’nda Bu Kez de Yok • İtalyanlar Üçüncü Köprüyle İlgileniyor • Azeri-Ermeni Ateşkes Hattında Çatışma VATAN• Dışişleri Bakanı Davutoğlu: Refah İçin Sınırların Açılması Gerekiyor • Blair’den… Türkiye’ye AB Desteği Erdoğan ve Gül’e Övgü • Obama: Irak Operasyonu Tamamlandı • İsrail Kudus’ü Böldü, Hamas Barışı Vurdu! • İngiliz Guardian Gazetesi: Türkiye’nin, Devleri Sanatta Yarışıyor • Milli Takım Kazakistan’da Kendi Evinde Gibi Oynayacak YENİ ŞAFAK• İsrail Özür Dileyene Kadar İsrail Ürünlerine Boykot • Pakistan İçin Vira Bismillah • Üçüncü Köprüye İtalyanlar Talip • Türk Bilim Kadınına ABD Ordusundan Davet AKŞAM• 2008'deki Dökme Kurşun Operasyonu ile Sona Eren İsrail- Filistin Doğrudan Görüşmeleri Bugün Washington'da Başlıyor. Acil Barış Obama'nın Önceliği Ama Taraflar Sonuca Ulaşmakta Karamsar • İslami Finans Kurumları İçin Sertifikalı Şeriat Uzmanları Yetiştirilecek • Blair’den Gül ve Erdoğan’a Övgü BUGÜN• Obama: Irak Savaşımız Bitti • Blair: Irak Savaşı İçin Ağladım • Hamas Şiddetten Vazgeçerse Doğrudan Müzakerelere Katılır… Ortadoğu Barış Görüşmeleri 4 İsrailli’nin Kışkırtma Amaçlı Öldürülmesine Rağmen Başladı • “Kudüs’ün Bir Kısmını Bırakabiliriz”… İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Yapılacak Bir Barış Anlaşması Çerçevesinde Kudüs’ün Bazı Bölümeri Filistinliler’e Bırakmaya Hazır Olduklarını Söyledi • Cephe Hattında Tehlikeli Çatışma… Azerbeycan’ın Ermeni İşgali Altında Bulunan Topraklarındaki Cephe Hattında Çıkan Çatışmada 3 Ermeni ve 2 Azeri Askerinin Öldüğü Bildirildi • Taliban 11 Eylül Camii’ne Karşı • Ulusal Güvenlik Tehdit Altında… “Türkiye’nin GSM Bilgileri ve Kripto Kodlarının İsrail’e Verildiği İddiası Doğru Çıkarsa, Ulusal Güvenliğimiz Ciddi Zarar Görür HABERTÜRK• Sözünü Tuttu Irak Sayfasını Kapattı… ABD Başkanı Obama, Ülkesinin Irak’tan 100 Bin ivarında Askerini Çektiğini ve Bu Ülkedeki Operasyonlarına Son Verdiklerini Açıkladı • Rus Cinayetinde Gözler Mossad’da… Hatay’da Cesedi Kıyıya Vuran Rus General Ivanov Cinayetinde Çeçenler, El Kaide ve Mossad’dan Şüpheleniyor • Barış Görüşmeleri Karamsar Başladı… İsrail ve Filistinli Liderler ABD Arabuluculuğundaki Barış Görüşmelerine Başladı • Japon Halkı Türk Şehitleri Unutmadı • Gül ve Erdoğan İleri Görüşlü… Eski İngiltere, Başbakanı Blair, Yeni Kitabında Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ı “Duyarlı ve İleri Görüşlü Kişiler” Olarak Tanımlıyor • Pakistan’da Törende Patlama… Pakistan’ın Lahore Kentinde Şiilerin Düzenlediği Dini Bir Geçit Töreni Sırasında 3 İntihar Saldırısı Düzenlendi • Emine Erdoğan’dan Pakistan Çıkarması… Toplanan Yardımları Teslim Etmek Üzere Dün Kalabalık Bir Heyetle Pakistan’a Gitti STAR• Barış Görüşmelerine ‘Umutsuz’ Başlangıç… İsrail ile Filistin, Doğrudan Müzakereler İçin Bugün Masaya Oturuyor Ancak Taraflar Çözümden Umutlu Değil • Türkler Miliband’ı Lider Görmek İstiyor… İngiltere’de İşçi Partisi Liderliği İçin Beş Aday Yarışırken, Britanya’daki Aktif Türk Politikacılar David Miliband’a Destek Açıkladılar POSTA• Irak Savaşı Resmen Bitti • Pakistan Ağlıyor • Tony Blair: ‘Irak İçin Ağladım’ VAKİT• Irak’ı İsrail İçin Yıktılar… 8 Yıl Boyunca Süren Irak İşgali, İsrail’in Güvenliği İçindi • Sarrazin’e Tepkiler Dinmiyor… Avrupa Türk İşadamları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Keskin, Ülkedeki Müslüman Göçmenlere Yönelik İthamlarından Ötürü Almanya Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Thilo Sarrazin’i Kınadı • Mısır, İsrail’den Daha İnsafsız… Hamas Üyelerine Rafah Sınır Kapısı’ndan Geçiş İzni Vermeyen Mısır Hamas Mensuplarına Hac İçin Vize Veren Suudi Arabistan’ı da Eleştiriyor • Barak: Kudüs’ün Bazı Bölümlerini Filistinliler’e Bırakmaya Hazırız! • Hırsızlığın Talanın Yağmanın Belgesi… Gazze’ye Yardım Götüren Gemilere Saldırıp 9 Vatandaşımızı Şehit Eden İsrail’in Çaldığı; Ancak Varlığını İnkar Ettiği Eşyalar MOSSAD’dan Çıktı • Mavi Marmara Derneği Kuruluyor… İsrail Ablukayı Kaldırmazsa Gelecek Yıl 50 ‘Mavi Marmara’ Daha Yola Çıkacak • İşgal Bittiğinde Ermenistan Sınırı Açılır… Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İşgal Edilen Toprakların Azerbaycan’a İade Edilmesi Gerektiğini Hatırlattı • Gül, Bugün Bosna Hersek’e Gidiyor HÜRRİYET Cüneyt ÜLSEVER, “Türkiye’nin Dış Politikası” başlıklı yazısında, dış politikanın neredeyse gündemden tamamen düştüğünü belirtmekte, “Ancak, aşikar olan şudur ki Türkiye en büyük ‘stratejik ortağı’ ABD ile önemli sorunlar yaşıyor. Hükümet, özellikle Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde: i) çok merkezli, ii) komşular ile sıfır problem hedefleyen, iii) bir yüzünü Ortadoğu’ya her zamankinden çok çeviren, iv) ancak çıpasını yine de Batı’da tutan, v) Ortadoğu ile Batı arasında ‘arabulucu ağabey’ rolüne soyunan bir politika izleyeceğini yedi düvele ilan etti. Bu politika ile Batı için ‘vazgeçilmez’ hale geldiğine iyice inandı. Artık, tek merkezli (ABD) bir dünya kalmadığını, çok merkezli dünyada Türkiye’nin de kendi yerini bulacağı tezini her fırsatta işledi” demektedir. ZAMAN Fikret ERTAN, “Gündemdeki GRU'ya Dair...” başlıklı yazısında, istihbarat servislerinin gücü ve etkinliği bakımından Rusya'nın dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu belirtmekte ve Rusya bu istihbarat etkinliğini dört servis ile gerçekleştirdiğini ifade etmekte; “İç istihbarattan sorumlu FSB, Amerika'da geçenlerde yakalanan ajanlarıyla gündeme gelen dış istihbarata bakan SVR, haberleşmeyi izleyen FAPSI ve askerî istihbarat servisi GRU. Bunlardan FSB, SVR, FAPSI hakkında bilinenler var; ancak GRU hakkında bilinen ve yazılanlar ise son derece sınırlı. Rus Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı, tam adı Ana İstihbarat Direktörlüğü olan GRU kapalı bir kutu adeta; medya ve kamuoyu büyük ölçüde sadece bu servisin başındaki şahsı biliyor o kadar. Bu şahıs geçen mayıs ayında Başkan Medvedev tarafından sürpriz bir şekilde görevden alınan zamanın başkanı General Korebelnikov'un yerine atanan General Aleksandr Sıhlyakturov. General Sıhlyakturov'un yardımcısının kimliği ise son günlere kadar bilinmiyordu. Bu şahıs da dün 'Çeçen avcısı general Hatay'da ölü bulundu. GRU, dediğimiz gibi hakkında bilinenlerin, yazılanların son derece sınırlı olduğu bir servis. Uzman kaynaklar, GRU'nun Rusya'nın yurtdışında en çok ajana sahip bir servis olduğunda hemfikirler. Öyle ki, GRU ajan sayısı görevi dış istihbarat olan SVR ajan sayısını birkaç misli geçiyor (25 bin kadar). GRU ajanları dünyanın dört köşesinde Rusya adına çeşitli faaliyetlerde bulunuyor, bilgi topluyor ve zaman zaman adam da öldürüyorlar” demektedir. Servet YANATMA, “Sınır Noktasından Erivan'a 'Azeri Toprağından Çekil' Mesajı” başlıklı yazısında, Türkiye'nin doğu sınırında temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun, Kafkasya'da barışın tüm bölgenin çıkarına olduğunu belirterek, “Bunun için Ermenistan'ın Azeri topraklarından çekilmesi gerektiğini kaydetti” demektedir. Cumali ÖNAL, “Ortadoğu Görüşmeleri Öncesi Barak'tan Kudüs 'Açılımı'” başlıklı yazısında, İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ın, yaklaşık iki yıl aradan sonra bugün tekrar başlayacak olan Ortadoğu barış görüşmeleri arefesinde sürpriz bir Kudüs hamlesi yaptığını belirtmekte ve Barak, yapılacak bir barış anlaşması çerçevesinde Kudüs'ün bazı bölümlerini Filistinlilere bırakmaya hazır olduklarını ve Kudüs'ün kutsal alanlarının da 'özel bir rejimle' idare edilmesini istediğini ifade etmektedir. REFERANS Nur Özkan ERBAY, “Irak'tan Çekilen ABD, Ekonomisindeki Yaraları Saracak” başlıklı yazısında, ABD Başkanı Barack Obama’nın, dün yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, ABD'nin bundan böyle Irak'taki muharebe görevinin sona erdiğini duyururken Irak halkının artık kendi ülkesinin güvenliğini sağlamada öncü olacağını, göreve geldiği Ocak 2009 tarihinden bu yana Başkan Obama'nın ikinci kez ulusa seslendiği konuşmasını ele almakta ve “ ‘Şimdi yeni bir sayfa açma zamanı’ diyen Obama, konuşmasında Iraklı liderlere de kapsamlı, Irak halkını temsil eden ve halka karşı sorumlu bir hükümeti kurmaya çağırdı. Yeni hükümetin kurulması sonrasında da Irak halkının yanında güçlü bir müttefik olarak ABD'yi bulacağını belirten Obama, Irak'ın geleceğine yönelik taahhütlerinin sona ermediğini kaydederek bundan sonra ilişkilerin ortak saygı ve ortak çıkarlar ekseninde, uzun vadeli bir ortaklığı öngördüğünü belirtti. Obama, şimdi en acil görevlerinin ekonomiyi düzeltmek ve kriz dolayısıyla işlerini kaybeden milyonlarca Amerikalıyı istihdam etmek olduğunu söyledi” demektedir. TÜRKİYE Yılmaz ÖZTUNA, “Ankara-Washington” başlıklı yazısında, Başkan Obama’nın, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübârek, Ürdün Kralı İkinci Abdullah, Filistin Devlet Başkanı Mahmûd Abbâs, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün akşam Beyaz Saray’da bir araya geldiklerinden bahsetmekte, ayrıca Türkiye ile gerilen ABD- İsrail ilişkilerine değinmekte; “ Bugün başlayan Washington’daki Filistin Barış Konferansı’na Türkiye, davet edilmedi. Ama çok daha önemlisi, Amerika’nın bir müddetten beri geciktirdikçe geciktirdiği pilotsuz savaş uçakları ile Kobra helikopterlerini Türkiye’ye neden göndermediği anlaşıldı. ABD yasalarına göre süper silâhların -herhâlde Türkiye gibi stratejik müttefikler de dahil- dış ülkelere ihracı için Kongre (yani Temsilciler Meclisi+Senato) kararı gerekiyor. Obama hükümeti, konuyu Kongre’ye sunamıyor. Zira reddinden korkuyor. İsrail’le bozuşanların Amerika’da işi zorlaşır. Obama hükûmeti, Kongre’den ret kararı çıkıp Türkiye ile pek de iyi yürümeyen ilişkilerin bozulmasını istemiyor. 3 büyükelçimiz Washington ve New York’ta konu üzerinde çalışıyor. Ama ABD hükûmeti, İsrail’le münasebetlerimizi yoluna koymadan Türkiye’ye silâh için Kongre’den izin çıkmasını muhtemel görmüyor” demektedir. SABAHErdal ŞAFAK, “Savaşan Dünyada Barış Günü” başlıklı yazısında, Türkiye ve KKTC'nin kutladığı 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne yer vermekte, “Dünyamızın halini anlamak için BM'nin ‘Barışı korumak’ uğruna nerelerde ‘Mavi Bereliler’ görevlendirdiğine göz atmak bile yeterli. Adlarıyla birlikte sayalım: Ortadoğu (ONUST), Lübnan (FINUL), Suriye (FINOD), Afganistan (MANUA), Hindistan ve Pakistan (UNMOGIP), Timor (MINUT) Sudan (MINUS) Demokratik Kongo Cumhuriyeti (MONUSCO), Darfur (MINUAD), Liberya (MINUL), Fildişi Sahili (ONUCI), Haiti (MINUSTAH), Batı Sahra (MINURSO), Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti (MINURCAT), Kosova (MINUK), Kıbrıs (UNFICYP). Böyle bir tabloda, Dünya Barış Günü'nü kutlamak ne kazandırır, es geçmek ne kaybettirir... Günden vazgeçtik, barışa saygı adına tüm cephelerde bir dakikalığına, evet sadece bir dakikalığına silahların susmasına bile razıyız” demektedir. CUMHURİYET Cüneyt ARCAYÜREK, “ABD ile Dostluk Tıkırında: Yönetim Yanımızda Lakin Kongre Karşımızda!” başlıklı yazısında, Türkiye’nin ABD’den silah alımının tehlike yoluna girdiği sinyallerinin geldiğinden bahsetmekte ve Türkiye ile bozulan ABD- İsrail ilişkilerini bize aktarmakta; İsrail’le neredeyse ikili ilişkileri kesecek kıvama getiren RTE ve tabii Dışişleri Bakanı; ABD yönetimi ile dostluğun olumlu yönde geliştiğini söylerken, Kongre’nin Türkiye aleyhine tutumunu yumuşatmak için Bakanlık Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’nu Washington’a kongre üyelerini Türkiye’nin hem İsrail’e karşı hem de İran’ı destekleyen politikalarını anlatmaya, ikna etmeye gönderdi.Gerçek şu: Obama yönetimi ile olumlu ilişkiler, Türkiye’nin ‘beklediği büyük silah alımlarını durdurmayı’ engelleyemedi.Büyükelçi, Obama yönetiminin silah alımlarını onaylaması için gereken yazıyı reddedilir kaygısıyla Kongre’ye göndermediğini açıklıyor. Namık Tan’ın açıklamalarına göre, yönetim yanımızda ama Kongre karşımızda! Resmi açıklamalara göre ABD yönetimi ile ilişkiler tıkırında amma lakin ABD yönetimi geleneksel askeri tatbikata İsrail’i çağırmıyorsunuz diye katılmayı reddediyor!Türkiye-ABD-İsrail üçgeninde Türk dış politikası devenin boynuna benziyor” demektedir. Ali SİRMEN, “Az Bilinen ‘Barış’” başlıklı yazısında, ABD güçlerinin Irak’tan çekilişine değinmekte ve Başkan Obama’nın, 1 Eylül dünya barış gününde söylediği sözleri eleştirmekte; “ 1 Eylül günü şu sözlerle açıklıyordu: Barış operasyonu sona ermiştir.Bu açıklamanın yapıldığı 1 Eylül Dünya Barış Günü’ydü ve yine aynı zamanda 1 Eylül 2010, kavramların saptırılmasının doruğuna eriştirildiği gün olarak da anılacaktı Obama sayesinde.1 Eylül 2010’da gerçekler bu kadar alçakça ve utanmazca saptırılabiliyorsa, artık yalnız barış değil, herhangi bir kavram hakkında söyleneceklerin pek önemi yoktur” demektedir. Nilgün CERRAHOĞLU, “‘Kaddafi Şov’un Faturası Türkiye’ye Kaldı” başlıklı yazısında, Kaddafi’nin, İtalya ziyaretini irdelemekte ve Türkiye karşı yaptığı açıklamalardan dolayı eleştirmekte, İtalyan başkentini büyük bir sirke dönüştüren “Kaddafi şov”un amacının meğer Türkiye’ye mesaj vermek olduğunu belirtmekte ve “Kaddafi; Roma’ya taşıdığı çadırından; ‘İslam, Avrupa’nın dini olmalı. Türkiye’nin AB üyesi olması bunu sağlayacak’ dedi ya!Mesajın adresi gerçekte Avrupa değil bire bir Türkiye’ymiş! Türkiye’nin ‘müstakbel AB üyeliği’ nin kaderi; döndü dolaştı sonunda Kaddafi’nın arabuluculuğuna kaldı!‘Kaddafi kim, Türkiye için AB’de arabuluculuk yapmak kim?’ gibi okkalı sorular bir yana... Libya lideri; Türkiye’nin AB serüvenini oldum bittim sabote etmiş olan bir isim. İtalya iş, Kaddafi şov yapıyor... Türkiye pataklanıyor” ifadelerine yer vermektedir. Şükran SONER, “Operasyon Bitti” başlıklı yazısında, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, dünyanın her yerinde, ABD Başkanı Obama’nın Irak’ta savaşın bittiğini ilan eden konuşmasını, ana haber başlıklarında yer aldığından bahsetmekte ve “ABD, devir teslim töreninde de, bir dönemin sona erdiği vurgulaması ile birlikte, savaşın bütün dünyada var olan en iyi ordu ile gerçekleştirilip, görevin tamamlanmış olduğu dünyaya bir kez daha ilan edildi.Kötü bir şaka gibi; 1 Eylül Dünya Barış Günü ile çakıştırılmış savaşın bitişi, dahası askeri zaferin ilanında; 50 bin kadar Amerikan askerinin, güvenlik, ABD bölge çıkarlarının da kollanması adına 16 ay daha Irak’ta kalacağı, geri çekilen 100 binin üstündeki askerin bir bölümün ise destek güç olarak Afganistan’a gönderilmelerine devam edileceği belirtildi. Irak’ı özgürleştirme yalanı ile Irak halkının bir bataklığın içinde çaresiz bırakılması kadar çıplak, acımasız ülkemiz gerçeği elbette bizim yüreğimizi daha sıcak dağlıyor. Ağırlıkla solu vurmuş 12 Eylül sürecinde gelecek için dirençli, umutluyduk... Evrensel insan hakları örgütlülüğü, dayanışması bugünkünden çok daha güçlü, inandırıcıydı. Çok daha önemlisi, ülkemizde ABD-AB emperyal çıkar odaklarının desteğinde askeri darbe ile yaşanan, yaşatılan acıların kalıcı olmadığına inanıyorduk” demektedir. Elçin POYRAZLAR, “Obama Irak sayfasını kapattı” başlıklı yazısında, Irak’taki savaş görevlerinin’ bittiğini ilan eden ABD Başkanı’nın, önceliklerinin ekonomi olduğunu bildirdiğini ve “Irak savaşını bitirmenin hem Irak hem de ABD’nin çıkarına olacağını belirten Obama, ‘Irak’ın geleceğini kendi halkına teslim etmek için ABD’nin çok büyük bir bedel ödediğini’ ifade etti. Ulusa seslenişinde Afganistan savaşına da değinen ABD Başkanı, gelecek yıl temmuz ayında sorumluluğu Afgan güçlerine devretmeye başlayacaklarını kaydetti” demektedir. MİLLİYETSemih İDİZ, “Türkiye-AB Bütünleşmesi Devam Edecektir” başlıklı yazısında, Avrupa’nın koşullarının değiştiğini, Türkiye'nin AB’ye üyelikten sağlayacağı maddi yarar da azaldığını, serbest dolaşım hakkının olmayacağını, AB yolu Türkiye’den gelecek kalifiye ve profesyonel elemanlar için giderek açılacağını ifade etmekte, “AB kendisini toparlamaya başladığında, büyük olasılıkla bütünleşme açısından değişik hızlarda ilerleyen üyelerden oluşan bir birlik olacak. Bu da Türkiye’ye, farklı “üye kümeleri” ile değişik derinlikleri olan ilişkiler kurma olanağı sağlayacaktır. Bu arada Türkiye’nin ekonomik alandaki karşılaştırmalı avantajları da giderek artıyor. Türkiye bunun paralelinde dünyadaki siyasi etkinliğini de artırıyor. AB’nin bunun Avrupa için sağladığı ve sağlayacağı göreli avantajları göz ardı etmesi ise mümkün değil. Sonuçta, tam üyelik uzak ve bir noktadan sonra gereksiz bir hayal gibi görünse bile, Türk-AB bütünleşmesi nesnel koşulların gerekli kıldığı ölçüde devam edecektir” demektedir. Aslı AYDINTAŞBAŞ, “İsrail, Heronları Sessizce Teslim Etti” başlıklı yazısında, İsrail’in, Türkiye’nin dostluğuna ihtiyacı olduğundan, Ankara’nın İsrail’le ilişkileri koparmanın Washington ve Batı’yla faturası büyük olacağından dolayı İsrail-Türkiye ilişkisinin devam ettiğini ifade etmekte, “Ancak Washington, Irak ve Afganistan dahil birçok alanda Ankara’yla ortak çalışması gerektiğinin fazlasıyla farkında. Bu kritik coğrafyada iki NATO müttefikinin ‘küsleri oynaması’ mümkün değil. İşte bu yüzden, tüm sitemlerine rağmen Barack Obama bir süre önce telefona sarılıp Başbakan Erdoğan’dan Irak’taki hükümetin kurulması konusunda yardım istedi; benzer bir görüşme de Hillary Clinton ve Ahmet Davutoğlu arasında gerçekleşti. Amerikalılar ayrıca Ankara’ya ısrarla ‘Her şeye rağmen terörle mücadelede yanınızdayız’ mesajını veriyor. Belki de bu yüzden, Sinirlioğlu’nun gezisinden sonra hükümet, Türkiye’nin bazı silah taleplerini bekletmek yerine (onay makamı olan) Kongre’ye sevk etti. Tabii Kongre’de Türkiye’nin durumu kolay değil. Washington büyükelçisi Namık Tan’ın işi bu anlamda zor. Amerikan hükümeti, Ankara’da iktidarda kim varsa onunla çalışmak zorunda; Kongre ise, Ankara’yı adeta cezalandırmak, en azından İsrail ve İran konusunda ‘ders vermek’ istiyor. Türkiye’nin BM’deki ‘Hayır’ oyunu ve Mavi Marmara’da AK Parti’nin parmağı olduğu algısını kolay affetmiyor” demektedir. RADİKALFehim TAŞTEKİN, “Rusya Oyunu Yeniden Kuruyor” başlıklı yazısında, Rusya’nın, Karadeniz'den Hazar’a uzanan güney koridorunda değişiklik yaptığını, Amerikan etkisini refüze eden yeni bir güvenlik ayarını çektiğini ifade etmekte, “Rusya, Sivastopol‘daki Karadeniz Üssü’nün süresini 2044’e kadar uzattıktan sonra Ukrayna, Abhazya ve Güney Osetya’ya üsler kurarak da Gürcistan’ın NATO’ya girme heveslerine çelme atmıştı. Bu konuda o kadar arzulu görünmeyen Azerbaycan ile NATO arasındaki mesafe de Rusya’nın yeni girişimleri sayesinde daha da açılmış olacak. Rusya yeni dizayn ile NATO’nun önüne bir bariyer çekerken attığı adımlarla bölgesel dengeleri de etkiliyor. Bir kere podyuma mutlak patron olarak çıkıyor. Azerbaycan’ın Ermenistan’a askeri tehditlerini bertaraf ediyor ve Karabağ’ın çözüm sürecini iyiden iyiye tekeline alıyor. Bir sonraki adımda ‘Minsk Süreci’ni ‘Moskova süreci’ne çevirip barışçıl çözümü sağlayarak hem Türkiye hem de ABD’nin payını minimize etmek isteyecektir. Ayrıca ABD’nin, Ermenistan’ı ilişkilerin normalleşmesiyle Türkiye üzerinden Batı’ya açma planı zora girebilir. Azeri ve Ermenilerin Rusya’nın kanatları altına girmesi salt Rusların başarısı değil. Buna Türkiye ve ABD’nin de katkısı var. Türkiye’nin Ermenistan’la normalleşme sürecini kötü yönetmesi, ABD’nin de Bakü’nün yakınlaşma çabalarını umursamaz politikası neticede Azerileri kuzey komşusuna itiyor. Bu da ABD ve Türkiye’nin 1990’dan beri gerek Kafkasya gerek Orta Asya’ya doğru açtığı yolu daraltıyor. Beri tarafta Türkiye ve Rusya ekonomide yakaladıkları stratejik derinliği, bölgesel meselelerde gereken işbirliğine dönüştürebilmiş değil. Özellikle Kafkasya ve Trans-Kafkasya’nın meseleleri gündeme geldiğinde iki tarafta da eller eski kartlara gidiyor. Ama kazanan Rusya oluyor. Azeriler ve Rusların, votka yudumlayıp Rusça konuşarak birbirlerini daha iyi anladıklarını unutuyoruz; ‘İki ülke tek millet’ triplerinin yaya kaldığı çizgi de burası” demektedir. Henrı J. BARKEY, “Kürt Sorunu Türkiye'nin Aşil Topuğu” başlıklı yazısında, ABD’nin, Türkiye'de ki Kürt sorununu görmezden gelmekle hata yaptığına yer vermekte, en küçük bir olayın Türkiye'de yıkıcı bir etnik çatışmayı tetikleyebileceğini ve ABD'nin Irak’taki politikasını derinden etkileyebileceğini ifade etmekte, “Washington, Ankara’yla Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında çatışma başgöstermesinin veya Türkiye’nin Irak’ta, ülkenin istikrarına zarar verecek harekâtlara girişmesinin altından kalkamaz. Ankara’nın KBY’yle ilişkisi son 18 ayda önemli ölçüde iyileşti, fakat PKK’nın Irak Kürdistanı’ndaki Kandil Dağları’nda üslenmiş ciddi sayıda savaşçısı var hâlâ. Türkiye’nin içindeki Kürt sorunuyla ilgili Barack Obama yönetiminin önündeki seçenekler bir hayli zorlu. Fazla büyük, fazla karmaşık ve fazla çetin bir sorun bu ve ABD müttefiklerinden birinin en hassas iç sorununa burnunu sokuyor gibi görünmek istemiyor. Belki de anlaşılır bir biçimde, ABD yönetimi bu nedenle meseleyi basitçe görmezden gelmeyi tercih etti. Fakat bu tutumun da ABD’nin çıkarlarına çok uygun olduğu söylenemez. Kürt meselesi Türkiye’nin Aşil topuğu olmayı sürdürüyor, sivil-asker ilişkilerinden demokratik reformlara, oradan dış politikaya kadar, siyasi ve kültürel hayatın bütün veçhelerini etkiliyor. ABD, bugün Kürt meselesini görmezden gelmekle yarın tatsız bir sürprizle karşılaşma ihtimalini artırıyor” demektedir. VATAN Ruhat MENGİ, “İran’da Neler Oluyor?” başlıklı yazısında, İran’da Haziran 2009’da yapılan ve seçimde hile yapıldığı iddiasıyla binlerce kişinin sokaklara döküldüğü, sonunda devrim muhafızları tarafından bastırılan olayların halâ durulmadığından bahsetmekte ve ortada iktidarı elinde tutanları denetleyen bağımsız yüksek mahkemelerin, vatandaşın hakkını arayacağı yerel mahkemeler olmayınca, tüm kurumlar gibi yargı da bir kişi veya bir zümrenin emrine girince kimi nereye şikâyet edeceklerini, seçimde hile de yapılsa da, gazetelerin, dergilerin kapatılıp gazetecileri hapse de atılsa, muhalif siyasetçilere medya sansürü de konsa seslerini çıkaramadıklarına dikkat çekmekte; “Aynen Gazze’de Hamas’a oy veren ama sonra baskılarından yılarak “pişman olduk” diyen Gazzeliler gibi onlar da pişmanlıkları ile baş başa ağır baskılara susup oturuyorlar. Bundan sonra Ahmedinecad her seçimde hile yaparak kazansa bile yine susup oturmak zorunda kalacaklar” demektedir. YENİ ŞAFAKİbrahim KARAGÜL, “Obama'ya İlk Kurşun!” başlıklı yazısında, Ortadoğu'da barış ve savaşın bölge dışı güçlerin elinde olduğunu, Irak'ın, Mısır'ın, Filistin'in barışının olmayacağını ifade etmekte, “’Barış’ arayışı ile savaş hazırlıkları aynı anda nasıl devam eder? Hem ABD hem de İsrail, Lübnan, Gazze ve Suriye'ye yönelik hesaplarından vazgeçmiş değil. İsrail ordusu, Batı Şeria, Golan tepeleri ve Lübnan'ın güneyinde yoğun hazırlıklar yapıyor. Önümüzdeki aylarda bazı birimleri bu bölgelere kaydıracaklar. Pazartesi gecesi sahur vakti Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile Lübnan Başbakanı Hariri arasında yapılan görüşmede, olası İsrail saldırısına karşı dayanışma kararı alındı. Çünkü aylardır İsrail-Suriye-Lübnan üçgeninde savaş temalı açıklamalar ve hazırlıklar yapılıyor. Bu hazırlıklar gerçeği yansıtıyorsa barışın hiç şansı yok demektir. İsrail, Filistin ve Lübnan'ı sindirmeden İran'a karşı, bölgesel planları doğrultusunda hiçbir şey yapamayacağını biliyor. Öncelik bu iki bölgeyi kontrol altında tutmada. ABD-İsrail denklemine karşı duranlar ise İsrail'i buralardan vuruyor. Yani savaş zaten devam ediyor. ‘Barış’ bile savaşın bir aşaması olarak planlanıyorsa, kimseyi buna inanmadığı için kınamaya gerek yok. Şu anki durum şu: Savaşa hazırlık için barış girişimi. Ama bu girişim Obama'yı vurabilir, ABD'yi savaşa ikna edebilir...” demektedir. AKŞAM Özlem Çelik AKARSU, “Emine Erdoğan Pakistan'a yardım götürdü” başlıklı yazısında, Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan’ın, Pakistan'a 3 milyon liralık yardım götürdüğünden bahsetmekte ve “Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan ile beraberindeki heyeti taşıyan özel uçak, İslamabad Chaklala Askeri Havalimanı'na indi. Heyeti Pakistan'ın Sosyal Konulardan Sorumlu Federal Bakanı Shahnaz Waziralli ile Türkiye'nin İslamabad Büyükelçisi Mustafa Babür Hızlan karşıladı. Pakistanlı afetzedeler için Kızılay'ın yaptığı Mevlana Evleri'nin anahtar teslim törenini Emine Erdoğan ile birlikte gerçekleştiren Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, heyet onuruna akşam yemeği veriyor. Heyette bulunan Başbakanlık Afet ve Acil Durumlar Yönetim Başkanı Mehmet Ersoy da bölgede tespitlerde bulunacak ve Türkiye'nin Pakistan'a yapacağı yardım için bir ön çalışma gerçekleştirecek. Emine Erdoğan yarın, selden etkilenen bölgeyi helikopterden inceleyecek ve Türk Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan sahra hastanesini ziyaret edecek” demektedir. BUGÜNErhan BAŞYURT, “Dinleme Skandalı ve Gerçekler…” başlıklı yazısında, Türkiye’nin, yeni bir dinleme skandalıyla sarsıldığını belirtmekte, Taraf Gazetesi'nin ortaya çıkardığı skandala göre; “Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı'na (GES), 23 Şubat 2007'de ‘cep telefonlarını dinleme’ cihazı alınması için ‘Gizli’ damgalı karar çıkartılıyor. Taraf, cihazın alınmasından sonra aralarında sivillerin de bulunduğu 2 bin kişinin yasa dışı yoldan dinlendiğini de yazdı. Genelkurmay Başkanlığı, haberin çıktığı gün cihazın varlığını doğruladı. Daha önemlisi, yerli GSM şebekelerine ait cep telefonlarını terörle mücadele için bile olsa, savcılık onayı ve TİB'in izni ile sadece MİT, Emniyet ve Jandarma İstihbarat dinleyebilir. Belki de en vahimi, cihazın alımı sırasında Türkiye'nin GSM bilgileri ve kodlarının da İsrail'e verildiği. Uzmanlar, İsrail'in bu bilgileri kullanarak Türkiye'deki istediği cep telefonunu dinleyebileceğini, aynı şekilde devletin zirvesinin kullandığı kriptolu hatların da anlamını yitireceğini kaydediyor. Şayet doğruysa, ulusal güvenliğimiz de tehdit altında demektir” ifadelerine yer vermektedir. HABERTÜRK Özcan TİKİT, “Dört Kıvılcımın Düştüğü Gün” başlıklı yazısında, ABD 2003’de işgal ettiği Irak’tan 90 bin askerini çektiğini belirtmekte ve afganistan’a da değinmekte, “Gerideki 50 bin askeri şafak sayıyor, 300 güne ailelerine kavuşacaklar. 2001’de işgal edilen Afganistan’da da askerler de benzeri bir hazırlık içinde. Lakin işgallere anlam verilemediği gibi bugün de ABD’nin sessiz sedasız, zaferin ‘z’sini bile ilan edemeden geri çekilmesine bir mana bulunamıyor. Afganistan için öngörülen en iyi senaryo da farklı değil. Ya Kabil yolsuzluklara bulaşmış sözde Batı dostu Karzai’ye, ülkenin geri kalanı da Taliban’ın vicdanına teslim edilecek… Ya da Taliban, ABD’nin çekilmesiyle tüm ülkeyi ele geçirerek eski işbirlikçileri tek tek yakalayıp kılıçtan geçirecek. Sorumuzun asıl cevabıysa ABD’nin içindeki yangında, ABD’nin kendisiyle girdiği savaşta gizli. Öyleyse ABD’yi içiden yakmaya başlayan Afganistan ve Irak’taki gelişmelerden de kuvvet alan bu yangına bakmak gerekiyor” demektedir. STARHüseyin ÖZAYANKARA , “Bahçeli’nin Onayıyla Peşmergeye İç Çamaşırı” başlıklı yazısında,, MHP’nin koalisyon ortağı olduğu dönemde Taliban ve Barzani’ye yapılan yardımlara yer vermekte, gönderilen silahların PKK’nın eline geçtiğini ifade etmekte, “Kuzey Irak’taki Kürt liderlere yapılan yardımlar, Talabani ve Barzani ile yapılan görüşmeler çerçevesinde gerçekleştirildi. Yardımlara ilişkin görüşmeler, Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı komutanlar tarafından yapıldı. Yardımlar için de, TSK’nın kaynakları kullanıldı. Bunun için özel bir bütçe aktarılmadı. Kuzey Irak yönetimine gönderilen silahların son durumları konusunda net bir bilgi olmadığı öğrenildi. Türkiye’nin daha çok peşmergelerin kullanımı için verdiği silahların bir kısmının, örgüt üyelerine satıldığı, bir kısmının da örgüt üyeleri tarafından çalındığı öne sürüldü. Silahların kimin elinde bulunduğuna ilişkin tam bir kayıt bulunmuyor” demektedir. Nasuhi GÜNGÖR, “‘Hayır’ın Uluslararası Boyutları” başlıklı yazısında, bölgemizde geçmişte ‘stratejik ortak’ ilan ettiğimiz ülkelerle ilişkilerimizin, bugün hayli gergin bir noktada olduğumuzu ifade etmekte, “Bu ülkelerin sadece bölgemizde değil, tüm dünyada sahip oldukları lobi gücünü, yeri geldiğinde nasıl bir ‘şantaj’ aracına dönüştürdü de malum. Türkiye’yi yönetenler uzunca bir dönem bu şantajı kabullendi, dünyaya onların gözüyle bakmayı tercih etti. Kendisiyle tarih, kültür ve değerler zemininde birçok ortak noktası olan ülkelere ise kelimenin tam anlamıyla sırtını döndü. Kimleri kastettiğim konusunda tahmin yürütmenize gerek yok. Ne zaman Türkiye-İsrail ilişkilerinde gerilim arttı, o zamandan bu yana ülke içinde bazı güç merkezleri, kurumlar ve özellikle bir siyasi parti muhalefet dozunu yükseltmeye başladı” demektedir. VAKİTAhmet VAROL, “Abbas’ın ve Filistin’in Tercihi Farklı” başlıklı yazısında, Filistin Özerk Yönetim Anayasası'na göre başkanlık süresinin 9 Ocak 2009'da sona ermesine rağmen o koltuğu işgale devam eden Mahmud Abbas'ın aslında hiçbir şekilde Filistin halkını temsil yetkisinin olmadığını belirtmekte, “Çünkü koltuğu terk edip Meclis Başkanına bırakması gerekiyor. Fakat işgal yönetiminin ve ABD'nin işine yaraması sebebiyle talimat yoluyla ve dediğimiz gibi korsanca yöntemlerle koltukta tutuluyor. İşte bu Abbas güya Filistin meselesiyle ilgili olarak işgal devletiyle doğrudan görüşmeleri yeniden başlatmak amacıyla bugün ABD'nin başkenti Vaşington'da masaya oturacak. ilginç olan tam da işgal devleti yetkilileriyle onların uzaktan kumandalı elemanları Abbas'ın doğrudan görüşmeler için masaya oturmaya hazırlandıkları sırada Filistin direnişinin onlara Batı Yaka'nın el-Halil şehri yakınlarında gerçekleştirdiği eylemle mesaj göndermesi oldu. Bu eylem, Filistin direnişinin söz konusu görüşmelere onay vermediğinin ve işgale karşı direnişi sürdürme konusundaki ısrarından vazgeçmediği mesajıydı” ifadelerine yer vermektedir Abdurrahman DİLİPAK, “Alçakça” başlıklı yazısında, ABD Başkanı Barack Obama’nın, açıklamalarına yer vermekte ve ‘Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu’nun sona erdiğini bildirdiğini ifade etmekte; “ABD’nin Irak’a söz verdiği sorumlulukları yerine getirdiğini’ belirtmiş açıklamasında. “Artık ülke içindeki sorunlara ağırlık vermenin zamanıdır” demiş. Bırakın dağınık kalsın! Bağdatlı Ömer ikramınızdan sakat kaldı. Gölge etmeyin, kimsenin başka bir ihsan istediği yok.. Gerçeği itiraf edin yeter. ‘Irak’ı yağmalamak için geldik. İran’a saldıracaktık. Saddam’ı Kuveyt’e biz saldırttık. İddialarımız gerçek dışı idi, ‘Cehennem topu’nu biz uydurduk. Olanlardan dolayı özür diliyoruz’ deyin.. Babil’in cinleri, onları rahat bırakmayacak” demektedir.
ARŞİV
|