¥ Osman ÖZSOY
30 Ağustos Milletimiz için Zafer Bayramı'dır. Bugünün değerini değerlendirebilmek için, o günlerin ortamını sosyal, ekonomik, siyasi ve hatta yönetim durumunu bilmek gerekir.
Halkın çok az zengin tabakasından başka okuma, yazma bilen yok. Şekeri bilmeyen, görmeyen çok. Toplu iğne bile yapılamıyor. Erkeklerin giydiği elbiselikleri, kadınlar, yerde kendi büktükleri iplerle dokuyor. Kesilen hayvanların derileri ayakkabı yapılıp giyiliyor. Bu da leşten kötü, pis pis kokuyor. Otel yok, han denilen yerlerde, hasırlar ve hatta yerde yatılıyor. Ağaç yastıklar bile var.
Hangi aileye sorulsa bir kaç baba ve dedenin şu cephede ve bu cephede gidip dönmediği söyleniyor. İki kişi bir araya gelse hep askerlikten konuşuluyor. Bu şartlarda yaşayan bir ulusu yabancılar hasta ve hatta yok kabul ediyor. Vatanı kendi aralarında paylaşıyorlar. Yunanı üzerimize saldırtıyorlar. Ve Yunan ordusu Anadolu içlerine kadar ilerliyor. İstanbul'da Saray aciz. Ordu yorgun ve silahı yetersiz. Her kafadan bir ses geliyor. Çoğunlukla insanlar ümitsiz.
İşte böyle bir ortamda, tek ümit tek ışık Atatürk. Niçin o kadar insan değil de Atatürk. Deha sahibi, ihsan sahibi ve karar sahibi de ondan. İşte bu insanın kumandasında ordumuz Yunan ordusunu kesin bir mağlubiyete uğratıyor. Yunan ordusu kovalanarak denize dökülüyor. İşte Anadolu egemenliği bu suretle sağlanmış oluyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, işte bugün yaşam hakkını kazanmış oluyor.
Onun için Zafer Bayramı, en büyük bayramımızdır.
Ben yaşım icabı, o günlerin 10-15 yıl sonrasını yaşayarak biliyorum. Zafer günü deyince irkiliyorum. O günleri yaşayıp da görmezlikten bilmezlikten gelen inkarcı değil de nedir. Zafer günü denilince hep ayakta saf saf Atatürk'ü anın selamlayın. Aziz şehitlerimize rahmetler yollayın.
Ruhlarınız şadolsun yiğitler!
¥HÜRSÖZ Gazetesi, (Tokat) Sayı: 4065