¥Nejat TAŞKIN
Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 59. yılı. Artık Atatürk rayına oturmuş bir ulusun yüceleşen simgesi olmuştur. Eğer hâlâ 10 Kasım 1997'de bile O'nu düşünmeden eleştirenler ve O'na dil uzatanlar bulunabiliyorsa, bu ülkenin rahat ve mümtaz konumundan kaynaklanan bir durumdur ki, işte burada da ortaya Atatürk felsefesi çıkıyor demektir.
Atatürk'e dil uzatma cesaretini gösterenler biraz tarih okumuş olsalar veya tarihi yaşayanları dinlemiş olsalar hatalarının kaynaklandığı noktayı açık bir şekilde göreceklerdir. Temennimiz gerçekleri kısa zamanda görmeleridir. Atatürk tarihe ve ulusuna ışık tutan bir liderdir. Ulusunun 100 sene veya 200 sene sonraki yaşam tarzını ve geleceğini görmüştür.
"Ben manevi miras olarak hiç bir ayet, hiç bir doğma, hiç bir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum.
Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda kaldığımız çetin ve köklü zorluklar karşısında belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, aklı, ilmi rehber edindiğimizi tastik edeceklerdir.
Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."
İşte Atatürk bunları söylüyor ve bunları miras bırakıyor. 59. ölüm yıldönümünde bir kere daha rahmetle ve minnetle anmakta olduğumuz Atatürk için hâlâ onu anlamayanlar varsa, ne olur yukarıdaki sözlerini kelime kelime içlerine sindirerek okusunlar. O zaman her şeyi çok daha iyi anlayacaklardır.
Rahat uyu, Ulu ÖnderÉ
¥ KENT Gazetesi,
(Kilis), Sayı: 10104
* * *