"Etnik Azınlıkların Korunması" Uluslararası Helsinki İnsan Hakları Federasyonu'nun BM İnsan Hakları Komisyonu'nun 54. Dönem Toplantıları'nda Dağıttığı Raporu

    CENEVRE 16 MART- 24 NİSAN 1998 (MADDE NO 16)

    Yunanistan (1)

    Makedon Azınlık

    Makedon azınlık, Yunan Hükümeti tarafından hala tanınmamakta ve çeşitli şekillerde baskıcı ve ayırımcılığa maruz kalmaktadır. Bunlar, kütürel ifadenin üzerindeki kısıtlamalar, dernek özgürlüğünün ihlali, Makedonların siyasi partisi olan Gökkuşağı Partisi üzerindeki baskılar, eski Yunan vatandaşı olup yurtdışında yaşayan etnik Makedonların dönüşlerinin engellenmesi ve vatandaşlık sorunlarıdır.

    24 Haziran 1996'da Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Makedon Kültür Evi Derneği kurucu üyeleri tarafından Yunanistan aleyhindeki bir şikayet dilekçesini "uygun" bulduğunu açıklamıştır. Bu kişiler, 1990'dan beri derneklerinin tescilini reddeden çeşitli düzeylerdeki Yunan mahkemelerinin kararlarını değiştirmeyi istemişlerdir. Bu dava, Yunanistan aleyhinde Makedon azınlığa karşı yürütülen ayırımcılığın ilk defa bir Avrupa Mahkemesi tarafından belgelenmiş olması bakımından ilktir. Yunan Hükümeti, davacıların iddiasını "Yunanistan'da böyle bir azınlık yoktur" diyerek çürütmeye çalışmıştır.

    1944-1949 Yunan Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, Yunan orijinli olmalarına rağmen komünist güçlerle çarpışan diğer Yunan vatandaşları, birçok etnik Makedonla beraber Yunanistan'ı terk etmiştir. 1982'de çıkarılan bir yasa ile, sözkonusu Yunan sığınmacıların ülkelerine geri dönüşü mümkün kılınmıştır. Etnik Makedonlar (ise) dönüş hakkından mahrumdur. Ayrıca, düğün, cenaze gibi törenlere katılmak için kısa süreli ziyareter bile, genelde yasaktır. Keza, bu kişilerin çocuklarının girişleri de sık sık reddedilir.

    14 Kasım 1997'de Florina'da, Vasilis Romas, Costas Tasopoulos, Petros Vasiliadis ve Pavlos Voskopoulos'un yargılaması başlamıştır. Bu kişiler Gökkuşağı Partisi'nin liderleri olmakla suçlanmıştır. Dava, 1995'te 13-14 Eylül'de Florina Belediye Başkanı tarafından yönlendirilen bir topluluk tarafından Gökkuşağı Partisi'nin Florina'daki bürosuna saldırmasına dayanmaktadır. Öncesinde, yerel savcıya bağlı polisler, parti börosunun dışındaki Yunanca ve Makedonca "Gökkuşağı-Florina Komitesi" yazılı bir tabelayı kaldırmıştır. Davalılar, Slavca yazılı bir tabela astıkları gerekçesiyle, "genel barışı bozmak için vatandaşlar arasında karşılıklı düşmanlığı teşvik etmekten" dolayı suçlanmıştır. (2) Bu kişiler, Yunan Ceza Kanunu'nun 192. Maddesi gereğince "vatandaşları şiddet kullanmaya teşvikten" dolayı suçlanmıştır. Parti bürosuna saldıran kişilere karşı (ise) herhangi bir suçlama yapılmamıştır.

    Sınır yetkilileri düzenli olarak Makedonya'dan Yunanistan'a giriş yapan kişilerin yazılı evrakını kontrol etmekte, bazen bu evraka el koymaktadırlar.

    Türk azınlık

    Yunan hükümeti, kendilerini Türkler olarak tanımlayan çok sayıdaki Trakyalı Müslümanı kabul etmemektedir. Hatta Yunan Yüksek Mahkemesi kararları "Türk" sıfatını taşıyan dernek isimlerini reddetmektedir. Geçmiş yıllarda, Yunan hükümetleri "Müslüman" azınlığın ülkeyi terk etmesini aktif olarak teşvik etmiştir. Hükümetler, sık sık ayırımcı tedbirler almaya başvurmuş ve bir güvensizlik ortamı yaratmıştır. Ancak zamanla, Türk azınlık ve çoğunluk nüfusu arasındaki tansiyon, şiddete dönüşmüştür.

    Kültürel izolasyon, Türk azınlık üyeleri tarafından dile getirilen en önemli şikayetlerden biridir. Ne Türkçe eserler ve okul kitapları ne de Türkiye'de yayımlanan gazeteler, Yunanistan'ın geri kalan kısmında bulunduğu halde, Batı Trakya'da mevcut değildir. Eğitim standartları ı şüktür ve çoğu (Türk) okulunun kalifiye personeli yoktur. Türk öğretmenler, okullarını "Türk" okulu olarak isimlendirdikleri için, sık sık baskılara maruz kalmakta ve aleyhlerinde dava açılmaktadır. Azınlığın hiçbir üyesi, Yunan din idaresinin herhangi bir pozisyonunda istihdam edilmemektedir.

    Yunan Hükümeti, Türk azınlığın dini liderini, müftü atama hakkına sahip olduğunda israr etmektedir. Hükümet, buna gerekçe olarak, müftünün yalnız dini bir lider değil, aynı zamanda birçok idari ve adli işlevlere sahip olduğunu öne sürmektedir. Ancak, hala birçok azınlık üyesi, Müslüman bir cemaatin dini liderini Hristiyan bir hükümetin seçmemesi gerektiğini düşünmektedir. Bu yüzden (Türk) azınlık, İskeçe ve Gümülcine'de olmak üzere iki müftüyü alternatif olarak seçmiştir. Bu müftülerin ikisi de, birçok kez sadece müftü ünvanını kullanmak sebebiyle "otoriteyi yanıltmaktan" dolayı mahkemeye verilmiştir.

    • 7 Mayıs 1996'da, 1991'de İskeçe'deki azınlık üyeleri tarafından müftü olarak seçilen Emin Aga, 12 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Aga, bu mahkumiyeti paraya çevirtmiştir.

    • 21 Kasım 1996'da Gümülcine'deki azınlık üyeleri tarafından müftü olarak seçilen İbrahim Şerif, müftü ünvanını kullanarak "otoriteyi yanılttığı" için Selanik'te suçlu bulunmuştur. Şerif, 6 ay hapis cezasına çarptırılmış, ancak temyiz sonucu serbest bırakılmıştır.1994'ten beri, bölge valileri yerel seçmenler tarafından seçilir. Ancak, seçim bölgelerinin sınırlarını değiştiren bir yasa ile Türklerin kendi adaylarını seçmelerini zorlaştırmıştır. Yasa ile, azınlık bölgeleri diğer bölgelerle birleştirilerek, azınlığın yerel meclislerde kendi temsilcilerini seçme şansı neredeyse imkansız hale getirilmiştir.

    Çingene Azınlık

    Yunanistan'da bu azınlığın sayısı 350 bini bulmaktadır. (3) Çingene azınlığın toplum içinde ve yerel hükümetlerdeki ortak ve temel sorunu, ayırımcılık ve ırkçılık olmuştur. Ayrıca çoğu Çingenenin kimlik kartı alma çabaları, yerel makamların keyfi olarak Çingene olmayı tescil etmemeleri ve kimlik çıkarmada bürokratik engeler çıkarmaları sebebiyle boşa gitmekte ve kimlik kartına sahip olamamaktadırlar. Kimlik kartına haiz olmamak, azınlığın özellikle sağlık hizmetleri gibi birçok kamu hizmetinden yararlanmasını engellemektedir.

    İşsizlik, Çingeneler için temel bir sorundur. Azınlığın geleceği hakkındaki belirsizlikle birlleşen zor yaşam şartları, Çingene azınlığın soygun ve kara para gibi illegal işler yapmasına sebep olmaktadır. Bu durum, sık sık soygun, karaborsa faaliyetleri ve diğer suçlardan sorumlu tutulan bütün Çingene nüfusu kapsamaktadır.

    Çingeneler, ırkçı eğilimler sonucunda polis tarafından baskı görmekte ve kötü muamelelere maruz kalmaktadır. 1996 ve 1997'de, polis birçok Çingene yerleşim bölgesine saldırmış; yerel yöneticiler ise, Çingene topluluklarını zor kullanarak yerlerinden etmiştir.

    •Çingene toplumu, kendilerine karşı yoğun ırkçılık ve ayırımcılığın yaşandığı, Atina'nın kuzeydoğu kenarındaki Ano Liosia beldesindeki kamp yerinde yaşamaktadır. Kasım 1996'da, özel polis kuvvetleri bu kamp yerine, bir suçu işlemekten şüphe duyulan birini aramak gerekçesiyle saldırmıştır. Nisan 1997'de, aynı Çingene toplumu, tel örgülerle çevrili ve Çingene toplumunun sıkı kontrol edilebileceği bir başka yere güvenlik gerekçesiyle zor kullanılarak gönderilmiş olup, yeni yerleşim yeri, o beldenin kamyon parkına bitişiktir. Yetkililer tarafından yaşam şartlarının iyileştirileceği yönünde verilen bütün sözlere rağmen sağlık tesisleri de olmak üzere herhangi bir gelişme yoktur. Çingene toplumunun zorunlu olarak uzaklaştırlması ve yer değiştirilmesi, belde yetkilileri tarafından da örneğin, 1997 yazında Agia Paraskevi, Kriti (Iraklion yakınında, Girit), Trikala ve Evosmos (Selanik yakınında)'da uygulanmıştır.

    1 -Yunanistan Helsinki Gözlemcisi ve İnsan Hakları Grubu'ndan alınan bilgilere dayanmaktadır.

    2 -Bazı yaşlı insanlar, "Lerinski Komitet" sözcükleriyle o bölgede faaliyet gösteren ve katliamlar yapan bir terörist örgütün sembolü arasında bağlantı kurmuşlardır.

    3-Resmi tahmine göre bu sayı 300.000'dir.