• Cavit KAVAK
Devlet Bakanı
24 Temmuz 1923 yılında İsviçre'nin Lozan kentinde imzalanan barış antlaşması, Türk Ulusu'nun, Kurtuluş Savaşı'ndaki büyük zaferle kazandığı bağımsızlığının, hukuki anlamda bütün dünya devletleri tarafından tanınmasının bir belgesi niteliğini taşımaktadır. Bu belge ile yüzyıllar boyu sürdürülmüş olan ve Sevr Antlaşması ile çerçevesi somutlaştırılan çabalar sonuçsuz bırakılmıştır. Lozan Antlaşması çok önemli bir siyasal ve yasal zafer yapıtıdır.
9 Eylül'de son düşman birliklerinin İzmir'den çıkarılması ile kazanılan askeri zaferin ardından Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile İtilaf Devletleri ve ilgili devletler arasında 21 Kasım 1922'de başlayan Lozan Konferansı, 8 ay devam etmiştir. Sürenin bu kadar uzun olmasının temelinde yatan düşünce, Sevr Antlaşması ile ortaya çıkan beklentilerin elde edilmesi uğraşıdır. Hem görüşmeler boyunca ve hem de 75 yıllık tarihsel süreç içerisinde bu zihniyete dayalı beklentiler bazı çevrelerde hep varolagelmiştir. Son dönemde yaşadığımız olayların dış politika boyutunu değerlendirdiğimizde gelecekte de devam edeceğini görmekteyiz.
Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti, Misak-ı Milli çerçevesinde bağımsız bir devlet olarak çağdaş dünya devletleri arasındaki yerini alırken, uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü hazırlayan siyasi ve ekonomik yaptırımların da kaldırılmasını sağlamıştır. Irak sınırı dışında bugünkü sınırların kesin çizgileri belirlenmiş, o tarihe kadar ekonomik gelişme önündeki en büyük engel niteliğindeki kapitülasyonlar kaldırılmış, azınlıklarla ilgili düzenlemeler yapılmış, kıyılarımızdaki deniz ulaşımı ile ilgili kabotaj hakkı elde edilmiş ve Türkiye-Yunanistan arasındaki sorunlar belli çözümlere bağlanmıştır.
Lozan'da elde edilen başarının önemini ve büyüklüğünü ortaya koyabilmek için Mondros Mütarekesi ve sonrasında yapılan Sevr Antlaşmasını etüt etmek gerekir. Sevr ile yaşama hakkı elinden alınan bir ulus; Atatürk'ün önderliğinde, bütün yetersizliklere karşın, dünyayı şaşırtan ve sonraki yıllarda örnek mücadele haline getiren bir başarıya imza koymuştur. Ve bu başarılar, onu yoketmeye çalışan ülkeler tarafından onaylanması zorunlu hale getirilmiştir.
Lozan Antlaşması, bağımsızlık ve egemenliğimizin uluslararası belgesi olmasının yanında 75. yılını kutlamaktan büyük onur duyduğumuz Cumhuriyetimizin de en önemli aşamalarındandır. Bu mutluluğu milletçe yaşayabildiğimiz için gurur duyuyoruz.
Bugün, Türkiye dışında bazı çevrelerin Sevr statüsü arayışı içinde olduğunu biliyoruz. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti, sağduyudan hiç bir şekilde uzaklaşmadan bu tür hayallerin ne denli boş olduğunu kanıtlayacak güç ve kudrettedir. Kendine güveni tamdır. Bu güvenin teminatı herşeyden önce vatandaşlarımızdır.