ANKARA- (ANADOLU'NUN SESİ) Dünya Basın Konseyleri Birliği(WAPC) VII. Uluslararası Kongresi ve IV. Genel Kurulu 19-21 Eylül tarihleri arasında İstanbul'da yapıldı.
Orhan Birgit, Nuri Çolakoğlu, Oktay Ekşi, Ömer Ersöz ve Nilüfer Yalçın'dan oluşan komite tarafından düzenlenen ve Tanıtma Fonu'nun mali desteğiyle gerçekleştirilen Kongrenin açılış töreninde Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Dünya Basın Konseyleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. David Flint, Dünya Basın Konseyleri Birliği Başkanı P.B. Sawant'ın konuşmalarının ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel açılış konuşmasını yaptı.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel konuşmasında, medyanın başka hiçbir kurumla karşılaştırılamayacak şekilde toplumun tümü adına hareket etme ve söz söyleme meşruiyetine sahip olduğunu, bu nedenle de belirli sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini hatırlatarak, medyanın hiçbir şeyden korkmadan, hiçkimseyi kayırmadan, hiçbir çıkar grubuyla birlikte hareket etmeden gerçekleri ortaya koyması gerektiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Demirel, medyanın herhangi bir yönlendirmeye meydan vermeden olayları yansız biçimde ve en geniş açıdan görmeye dikkat etmesi, bir olayın birden fazla yönü olduğunun hiçbir zaman akıldan çıkarılmaması gerektiğini ifade ederek; "Medya hayatın içindedir. Malzemesini, gücünü, zenginliğini doğrudan doğruya hayattan alır. Bu vasfıyla, yönetenlerle yönetilenler arasında bir aracı işlevi görür. Bizleri bir toplum olarak birarada tutan yurttaşlık bağlarını güçlendirir. Devletle toplum arasındaki iletişim kanallarını açık tutar. Ancak bütün bunları yapabilmek için hür olmalıdır. Hür olması da, ancak demokrasi içinde mümkündür. Dolayısıyla basın hürriyetine sahip çıkmak, demokrasiye sahip çıkmaktır" dedi.
Kongrenin açılışında konuşan Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ise, Basın Konseyi ve Kongreyi düzenleyen komite adına başta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olmak üzere katılanlara teşekkür ettikten sonra "Burada sadece bu kongre nedeniyle değil, modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 75'nci yıldönümünü kutladığımız bu yıl aramızda görmekten duyduğum memnuniyeti de ayrıca belirtmek isterim" dedi.
Türk Basın Konseyi olarak daha özgür ve daha saygın bir basın yaratmak için var olduklarını vurgulayan Ekşi; özgür ama sorumlu bir basının ancak iyi işleyen bir kendi kendini denetleme mekanizmasıyla yaratılabileceğini, bunun tek yolunun Basın Konseyi olmadığını ve önemli olanın demokrasiden ve hukuk devleti ilkelerinden ayrılmadan çözüm bulunulabilmesi olduğunu dile getirerek, "Dünyamızn giderek daha hızlı bir tempo ile globalleşme sürecini yaşadığı da bir gerçektir. Böyle bir dünyada artık sadece ulusal sınırlar içinde uygulanan Etik Kurallar ihtiyaca yetmemektedir. Çünkü sınırlarınızın ötesinden, sizin ülkenizi, sizin insanınızı ilgilendiren ve gerçeğe aykırı olan bir yayın yapıldığı zaman şikayetinizi iletecek bir adres bulamıyorsunuz. O yayını yapan kuruma veya kişiye yaptığınız başvurulardan çoğu kez yanıt bile alamıyorsunuz. Biz Türk Basın Konseyi olarak, işte bu tür yayınlara hedef olan kişilerin, kurumların ve hükümetlerin haklarını arayabilecekleri gönüllü bir mekanizma kurmanın artık kaçınılmaz olduğuna inanıyoruz. O nedenle, 1995 Haziran ayı sonlarında Helsinki'de yapılan WAPC Bölge Toplantısı'na böyle bir mekanizma kurulmasını öngören bir öneri sunduk. Önerimiz ilgi gördü ve nihayet bu yönde son aşamaya ulaştık" dedi.
Kongreye katılanlar onuruna 19 Eylül'de Başbakan Mesut Yılmaz, Mimar Sinan Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür Merkezi'nde bir akşam yemeği verdi. Başbakan Mesut Yılmaz yemekte yaptığı konuşmada, en fazla gazeteciyi hapiste bulunduran ülkelerden biri olduğu haberleri ile Türkiye'ye haksızlık yapıldığını, sözkonusu haberlerin dayandırıldığı raporlarda belirtilen isimlerin hemen hiçbirinin suçlarının fikir özgürlüğü ile ilgili olmadığını söyleyerek, "Bu alandaki eksikliklerimizi gidermek için ciddi ve samimi bir çaba içindeyiz. Bu tür sorunlar her toplumda yaşanabilir. Bireysel olayları kendi boyutu içinde mütalaa etmek ve bir ülkeyi topyekun suçlamamak gerekir" dedi.