MİNNETLE ANIYORUZ

    ¥ Cavit KAVAK

    Devlet Bakanı

    Atamızın aramızdan ayrılışının 60. yılındayız. Ancak, "En büyük eserim" dediği Cumhuriyetimizin 75. yılını gurur ve coşkuyla kutlarken, 10 Kasım'ı Atatürk'ün ölüm yıldönümü olarak değerlendirmek mümkün değildir. Eserleri emanet ettiği kuşaklarca nice 75 yıllara taşınacak olan Atatürk için 10 Kasımlar ancak ölümsüzlüğe gidişin yıldönümleri olabilir.

    Bir milletin geleceğinin belirlendiği savaş meydanlarında "Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" diyen bir Mustafa Kemal vardır. Aynı Mustafa Kemal bu savaşlar sonunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti için siyasi hedefi "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözleriyle belirler. Bu sözler bir çelişki değil tam tersine O'nun hem büyük bir asker hem de büyük bir devlet adamı olma niteliklerinin ifadesidir. Çünkü O, ne sadece bir asker ne de sadece bir devlet adamıdır. Bu niteliklerin vatan sevgisi, akıl ve ileri görüşlülükle meydana gelmiş bir karışımıdır. Atatürk savaşı ancak geleceği kurmak adına yapmıştır. Barışı ise geleceği korumak için savunmuştur.

    O, "Bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklaline sahip olmasıyla kaimdir" şeklinde ifade ettiği düşünceleriyle askeri zaferleri Cumhuriyetle sonuçlandırmış, kurduğu Cumhuriyeti ilke ve inkılaplarla geleceğe taşımıştır. Bütün bunları çok iyi tanıdığı ve güvendiği halkından aldığı güçle yapmıştır.

    Bugün de Atamızın çizdiği yolda O'ndan aldığımız güçle yürüyoruz.

    Dünümüzün, bugünümüzün ve yarınlarımızın Atasını yüreklerimizdeki sonsuz sevgi ve minnetle anıyoruz.