¥ Fatih AKIN
Atatürk halka inanmış ve halka dayalı bir insandı. Halkçılığı, milli egemenliğin, milli bağımsızlığın temeli saymıştır. Zaten, İstiklal Savaşı mucizesi de böyle gerçekleşmiştir.
Atatürk'e göre halk, devletin insan unsurunu meydana getiren sınıfsız ve imtiyazsız bir topluluktur. Halkın çıkarları, kişilerin hakları devlet tarafından korunur. Atatürk'ün halkçılığında, egemenlik halkın tümüne aittir. Ayrıcalık gözeten bir nitelik yoktur. Kişiler milli birlik ve bütünlük içinde kaynaşarak yaşar. Kişiler ve toplum bu yoldan gelişip, kalkınacak ve yükselecektir.
Devlet bu amaca ulaşmak için yardımcıdır. Atatürk'ün halkçılık ilkesi Türk demokrasisinin temel ilkesidir. Kişi, aile ve sınıf imtiyazı yoktur. Kanunlar önünde eşitlik kabul eder. Kanunların kamu yararına çıkarılmasını ister.
Geri kalmış ülkelerin liderleri kendilerine dayanak olarak hep azınlığı seçmişlerdir.
Gerkçekleştirilmesi gereken amacın başarı şansı bu azınlığın gücüne bağlı kalmıştır. Atatürk; halkı için halkın yararına yapılacak olan reformların ancak halkın gücüne dayanması ile başarıya ulaşılabileceğini görmüştür. Kendine herzaman destek için halkı seçmiştir. Bu davranışı mantığının ve bilimin sonucu olmuştur. Halk kendini maddi ve manevi istismar edenlerden kurtardığı, kaderci, tevekkülcü, mistik ortamdan silkinerek sıyrıldığı zaman sorun halledilmiş, nedenlerinin bulunmasında büyük adımlar atılmış olacaktır. Hedefi maddi ve manevi özgürlüğü yakalamaya yönelik olmuştur.
Sözlerimi Atatürk'ün halk için söylemiş olduğu sözlerle bitirmek istiyorum.
"Halk, müreffeh, müstakil ve zengin olmak istiyor."
"Teşkilat baştanbaşa halk teşkilatı olacaktır."
"Umumi idareyi halkın eline vereceğiz. Bu toplulukta hak sahibi olmak, herkes'in bir iş görmesi esasına dayanacaktır. Millet hak sahibi olmak için çalışacaktır."
¥ GİRESUN AYDIN Gazetesi, Sayı: 43