¥ Nejat TAŞKIN
Cumhuriyetimizin 75. yılını kutlayarak 10 Kasım 1998'e geldiğimizde, daha çok Atatürk ve daha çok Cumhuriyet diyebilmek için adeta kendimle savaş veriyorum.
Atatürk'ü anlamak ve içine sindirmek için yalnız Türk olmak, Türk gibi düşünmek yeter de artar bile. O'nun bir Onuncu Yıl Nutku, destanlar yazan insanımızın en büyük göstergesidir.
20. yüzyılı geride bırakırken Cumhuriyet ülkesinde yaşamış olmanın sevincini tartışmasız Atatürk'e borçlu olduğumuzu her vesile ile duyurmalıyız.
Bizden sonra gelen nesil, bizim sahiplendiğimiz bu güzelliği nerelere, nasıl taşıdığımızı yaşayarak görecek ve sonunda değerlendirmesini yapacaktır.
Atatürk, Türk insanının hür ve bağımsız yaşaması için 500 ve 1000 yıl ilerinin projelerini tasarlayarak bir ülke kurmuştur. Bu ülkede yıllar boyu, mağdur ve sesi kısık bir insan nesli yaşarken, duygulu, heyecanlı ve başarılı bir neslin doğmasını istemiştir. Hedeflediği nokta budur.
Bugün 10 Kasım 1998 10 Kasım 1938'de ölen Atamızın anma günü. Halbuki Atatürk ölmedi. Zaten nasıl ölürdü Atatürk? O her an, her vesile ile, içimizde ve duygularımızda değil mi?
O'nun bize bıraktığı bu müstesna ülkeyi, en üst seviyelere çıkarmak hepimizin görevi değil mi? 10 Kasım'larda değil, heran her vesile ile, her düşündüğümüz yerde varolan Atatürk'ü bugün bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyoruz.
O bir bayraktı. O vatandı. O ülkesi için hayatını ve sağlığını veren bir vatanperverdi.
Şimdi gönlümüzde rahat ve müsterih uyumakta.
¥ KENT Gazetesi, (Kilis), Sayı:10410