Atatürkçülüğün dayandığı temel ilkeler

    ¥ Sare YILDIZ

    Atatürkçülük, Türk milletinin insanlık alemi içerisinde onurlu şekilde uygarca yaşama ve sonsuza dek varolabilmesinin tek kelime ile ifadesidir.

    Bu tek kelimenin kapsamında yepyeni ve evrensel bir dünya görüşü yatmakta, Türk milletinin gerçek özlem, eğilim ve karakter yapısından hareketle bütün insanlık için aynı derecede geçerli olan bir düşünce sistemi bulunmaktadır.

    Atatürkçülük, teokratik zihniyet ve devlet yapısından çağdaş, milli, demokratik, laik bir hukuk devletine geçiş demektir.

    Atatürkçülüğün en özlü tanımı, çağa yetişme, çağın üzerine çıkma, kısaca çağdaşlaşma mücadelesidir.

    Atatürkçülük, kelime anlamına göre; bir siyasi ideolojiyi ifade eder. Genel anlamı içinde Atatürkçülük, O'nun inkılap ve ilkelerine bağlılık anlamını taşır. Ne var ki, siyasi ideolojiler genelde bir doktrine dayandığı için, belli ve dar sınırlar içerisinde kalmaya mahkum olduğundan, Atatürkçülük böyle bir çerçeveye hapsedilemez.

    Bu nedenle Atatürkçülüğü, O'nun inkılap ve ilkelerine bağlılık olarak kabul etmek, gerçek anlamını daha bir açıklığa kavuşturur.

    Atatürkçülük, Misak-ı Milli ile siyasi sınırları tespit edilen Türk vatanının, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğuna, yurtta barışın devamlı kılınmasına, dünya barışına sürekli katkıda bulunmaya inanç ve bilinçle bağlı kalmaktır.

    Atatürkçülük faşizm, nazizm, kominizm, teok-rasizm, kapitalizm gibi doktrinlerde olduğu üzere dondurulmuş düşünce kalıplarına dayanmadığı için, halen yaşanılan ve gelecekte de yaşanılacak olan çağların bütün izmlerini aşan bir evrenselliğe ulaşmıştır.

    Bu nedenlerle Atatürkçülük, 1919'lardan bu yana sadece kendi düşünce sistemindeki tutarlılığa, bütünlüğe, evren-selliğe ve nihayet sonsuzluğa dönük yüzü ve düşünce gücüyle ayakta durmayı başarmıştır. Böylesine yüce bir öndere sahip olan Türk milleti, onunla elbette ki övünmelidir. Ancak, bu övünmenin yanısıra her ailede, okulda, dershanede, sendikada, fab-rikada, her bucakta, her ocakta Atatürkçülük ateşi yakılmalı, onun meşalesinin alevi daima canlı tutulmalıdır.

    Atatürkçü düşünceyle donanmalı, laik ve özgür düşünce ve akılcı bir gözle dünyaya bakmalı, ülkemizin kalkınmasını, gelişmiş çağdaş milletlerin düzeyine çıkıp, onları da aşabilmeyi kendimize ideal edinmeliyiz.

    O'nun bize gösterdiği hedef budur. Bu hedefe ulaşabilmek için, Atatürk'ün inkılap ve ilkelerini birbirine kenetleyen ve bir kilit taşı niteliğinde olan laikliğe büyük bir duyarlılıkla sahip çıkmalıdır.

    Atatürkçülük, milletimiz için bir onur kaynağı olduğu kadar yücelmenin, yüksel-menin ve sonsuza dek var olmanın da tek yoludur.

    ¥ YENİ MERAM Gazetesi, (Konya), Sayı:145254