Atatürk, bugünün özgür, çağdaş ve gelişmişlik yolunda büyük mesafeler almış Türkiye'sinin yaratıcısı, ülkesinin uygar toplumlar içinde saygın bir konuma geçmesinin mimarıdır.
Atatürk, ne askeri zaferlerini, ne de başardığı reformları kendisine maletmedi. O büyük eserlerin, ancak büyük nitelikleri olan bir ulusla başarılabileceğini bilen, ulusunun niteliklerini çok iyi anlayan bir önderdir.
Atatürk bu konuyu şöyle vurgulamıştır: "Milli Mücadele'yi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlatlarıdır. Millet anaları ile babaları ile hemşireleri ile mücadeleyi kendisine ilke kabul etmiştir."
Atatürk, çok büyük bir dehadır. Atatürk, büyük asker, büyük diplomat, büyük devlet adamı, büyük devrimcidir. Ancak O'nun bir büyüklüğü de ulusunu çok iyi tanıması; Ulusunun üstün yeteneklerini ve özlemlerini en doğru biçimde teşhis ederek, onu kazanmasını ve onunla elele amaca yönelmesini çok iyi bilmesidir. Bu nedenledir ki tarihte hiçbir ulus, Atatürk'ün önderliğindeki Türk ulusu kadar kısa zamanda büyük mesafeler aşmamış, o kadar büyük atılımlar yapmamıştır.
Bir yabancı bilim adamı olan Gerard Tongas, başarılan mucizeyi şöyle anlatır: "Mustafa Kemal, on asıra sığacak işi, on yılda başarmıştır."
Ünlü bilim adamı Bernard Lewis ise O'nun eserini şöyle değerlendirir: "Türkiye'nin en karanlık anında Mustafa Kemal'in devrimleri, Türk halkına yeni bir hayat ve umut getirdi, onların enerjilerini ve kendine güvenlerini iade etti ve onları sadece bağımsızlık yoluna değil, daha nadir ve değerli birşey olan hürriyet yoluna sağlamca yerleştirdi."
Unutmayalım ki;
Bugün semalarımızda dalgalanan Türk bayrağından gurur ve onur duyuyorsak;
Ülkemizde özgürce yaşıyorsak;
Bütün dünya uluslarınca benimseniyor, sayılıyorsak;
Damarlarımızda Türk kanı taşıyorsak;
Tüm bunları Atatürk'e ve Atatürk'e inançla bağlanan o günlerin çocuklarına, kadınlarına ve erkeklerine borçluyuz. Onlara olan borcumuzu ise ihanetle değil, sadakatle ödemek zorundayız.
¥ AKIN Gazetesi, (Eğirdir), Sayı:5649