Efes kazıları 103 yaşında

    Dünyanın en önemli kültür miraslarından biri olarak kabul edilen antik Efes kentnde 103 yıldır sürdürülen kazılarda kentin % 10'u gün ışığına çıkarılabildi.

    Yüzlerce yıl sürmesi beklenen kazılar sonunda Efes bir gün tamamiyle gün ışığına çıkarıldığında, kimbilir hangi gerçeklerle karşılaşacağız? Kimbilir bilmediğimiz hangi uygarlıklar çıkacak yeryüzüne. Efes toprağın altındaki derinliklerinde kimbilir neler saklıyor? Şu anda bildiklerimiz bilmediklerimizin dörtte biri bile değil. Türk arkeologlarının olduğu kadar dünya arkeologlarının da gözü Efes'in üzerinde.

    Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nce yürütülen kazı çalışmaları bu yıl 103 yaşına ulaştı.

    Kazı başkanlığı görevini üstlenen Avusturya Arkeoloji Enstitüsü Başkanı Ordinaryüs Prof. Dr. Fritz Krinzinger bu yılki kazı çalışmalarında 159 kişinin görev aldığını, bütçenin 115 milyar lirayı aşacağını belirtirken, 103 yıllık Efes kazıları hakkında şu bilgileri verdi.

    Bize kendinizi tanıtır mısınız?

    Viyana Üniversitesi'nde Klasik Arkeoloji Bölümü'nün profosörü Prof. Dr. H. Vetters'in ardından Üniversite bölüm başkanlığı görevini üstlendim. Doç. Dr. Stefan Krawiese'nin yürüttüğü Efes Kazıları Başkanlığı'nı da üstlendim. Aynı zamanda da Avusturya Bilimler Akademisi'nde Arkeolojik Bilimler Başkanlığı'nı da yürütmekteyim.

    Yirmibeş yıldan beri İtalya'da Elea/VELA'da kazılar yapmaktayım. Antik dönemde bu şehir eski Foça'nın kolonisi idi. Avusturya'da kazılar yaptım. Türkiye'de 1990 yılında Kastabala Hierapolis'te (Adana) arkeolojik çalışmalarda bulundum. Bilimsel yönden çalışmalarımın ağırlık noktasını mimarlık, şehir mimarisi, kazı çalışmaları ve antik dönem sanat tarihi açısından portre ve heykel araştırmaları oluşturmaktadır.

    Bu yılki çalışma programınız nedir?

    Tiyatroda Agora'da kazı çalışmaları yaptık. Ağırlık noktasını kazı ve restorasyon çalışmaları oluşturdu. Bu zamana kadar yapılan kazı çalışmalarının bilimsel yönden değerlendirilmesine yönelik yayına ağırlık verdik.

    Bu yılki çalışmalarınızda en önemli bölüm hangisidir?

    Yamaç Evleri 2'nin Koruma Çatısı'dır. 1960'lı yıllarda Vetters tarafından ortaya çıkarılmıştır.Yamaçevler antik dünyanın en güzel örnekleridir. Eşsiz dekorasyonlarla bezeli bu evlerde o dönemin elit insanları yaşamıştır. Bu evlerin mimari tarih açısından da önemi büyüktür. Bu konudaki çalışmalarımız önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. 4000 m2'lik bir alanı kaplayan bu evlerin üzeri titizlikle hazırlanmış yeni bir çatı ile kaplanıp koruma altına alınacaktır.

    Odalarda da onarım çalışmaları sürecektir. Efes'in araştırılabilmesi ve daha iyi bir şekilde hizmete açılabilmesi için bir dernek kuruldu.

    Depodaki eserler üzerine restorasyon çalışmaları sürecektir. Kazı bütçemizin % 30'undan fazlasını onarım, restorasyon ve bakım çalışmalarına ayırdık.

    Efes'te kazı başkanı olmanın önemi nedir? Efes'i başka arkeolojik şehirlerle kıyaslarmısınız?

    Türkiye gibi güzel bir ülkede, kültür mirasının en güzel şehri Efes'te hizmet etmekten gururluyum. Çok önemli bir görev üstlendiğimin bilincindeyim.

    Efes Akdeniz Bölgesi'ndeki en büyük kazılardan biridir. Efes'i diğerleri ile kıyaslarken bir takım kriterleri göz önününe almak gerekir.

    Tarihi önemi ve dini merkez oluşu açısından değerlendirdiğimizde Roma Alexandria, Antiokia, Argos Hera ve Samos Hera ile kıyaslanabilir. Ören yeri büyüklüğü açısından Kuzey Afrika'daki Leptis-Magna ile Pergamon ve Ostia ile karşılaştırabiliriz.

    Turizm yoğunluğu açısından ise İtalya'daki Pompei ile aynıdır.

    Avusturya ve Türkiye arasındaki arkeolojik çalışmaların geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Türkiye'de çok değerli çalışmalar yapan uluslararası düzeyde yetişmiş meslektaşlarımızın sayısının gittikçe arttığını görmekteyim. Türkiye büyük bir dünya mirasına sahip. Prehistorik, Klasik, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemi arkeolojik değerler ve kültür kalıntıları Türkiye'de vardır.

    Avusturya'nın Türkiye'de yaptığı bilimsel çalışmaların başında Efes gelir, sonra Limiyra vardır. Avusturya Bilimler Akademisi 1890 yılından bu yana bilimsel çalışmalar yapmaktadır.

    Bu çalışmaların kapsamı içinde Tituli , Asige, Mineria ve Tituli İmperi Byzantini komisyonlarının araştırmaları yer almaktadır. 1997 yılında kasım ayında İstanbul'da, Avusturya ile Türk bilim adamları tarafından 15 yıldır sürdürülen Büyük Saray Mozaikleri Projesi tamamlanmış ve müze olarak hizmete açılmıştır. Yine aynı ayda Avusturya Bilimler Akademisi ile Türkiye Bilimler Akademisi arasında bir anlaşma imzalanmıştır.

    Bu çalışmalar kapsamında uluslararası kuruluşlarla ortak çalışmalar yapılarak daha fazla olanak elde etmek mümkün. Bu kuruluşlardan bir tanesi EUROCARE olup, bu organizasyon kapsamında bu yıl başlatacağımız Belevi Anıtı projesi yer almaktadır.

    Diğer bir uluslararası organizasyon MEDA'dır. Akdeniz ve Avrupa Birliği ülkelerini kapsayan bu organizasyon ile işbirliği sayesinde restorasyon projeleri ve benzerlerini gerçekleştirmeyi mümkün görüyorum.

    Türkiye ile Avusturya arasında yüzyılı aşkın bir süredir devam eden geleneksel işbirliği vardır.

    Biraz önce bahsettiğim uluslararası organizasyonların sunduğu olanaklarla bu beraberliğimizin devam edeceği inancındayım.

    ¥GAZETE SELÇUK Sayı:26