Uyuşturucu tüccarı PKK ve Öcalan

    Terör örgütü PKK'nın elebaşısının gazetelerde yayımlanan ve bir elinde kalaşnikof, öbür elinde beyaz bir güvercinin yeraldığı fotoğrafının akla ilk getirdiği, eli kanlı Öcalan'ın silahlara veda eden bir imaj çizmeye çalıştığıdır. Oysa, terör eylemleriyle kardeşi kardeşe düşüren, binlerce masum insanın ölümüne sebep olan ve bu cinayetleri gerçekleştirebilmek için gerekli parasal kaynağı bulmak için silah kadar ölümcül bir araca, uyuşturucuya başvurduğu bilinmektedir. Binlerce genci katleden, daha çoğunu da zehirleyen bu katilin bir cellat baltası ve şırınga ile poz vermesi daha uygun ve gerçekçi olurdu.

    Vahşi terör eylemlerinin yanısıra, insan ticareti, haraç toplama, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi örgütlü suçlar da işleyen ve pek çok Avrupa ülkesince tedhişçi olarak nitelenen, kasten ve teammüden adam öldürmek suçlarından Interpol kırmızı bülteniyle aranan bir caniyi barış elçisi gibi göstermeye çalışmak, gaflet içinde olmaktan çok daha öte, insanlığa hakarettir. Madalyonun bir yüzü terör ise öteki yüzü tüm devletlerin mücadelede kararlı olduğu uyuşturucu kaçakçılığıdır.

    PKK'nın Avrupa uyuşturucu kartelinin başı olduğu bugün pek çok hükümet ve sivil toplum örgütünün raporlarıyla kesinlik kazanmıştır.

    ABD Adalet ve Dışişleri Bakanlıkları'nın 1995 ve 1996 yılında yayımladıkları raporlarında; PKK'nın terör eylemlerini finanse etmek amacıyla eroin üretimi ve kaçakçılığı yaptığı belgelenmektedir. Yine ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 1998 raporunda, uyuşturucu ticaretinden PKK'nın sadece pay almadığı, sözkonusu uyuşturucunun Avrupa'ya taşınmasında ve pazarlanmasında da doğrudan rol aldığı vurgulanmaktadır.

    BM Uyuşturucu Kontrol Programı çerçevesinde, 29 Haziran-3 Temmuz 1998 tarihlerinde Beyrut'ta toplanan "Orta ve Yakın Doğu'da Yasadışı Uyuşturucu Ticareti ve Bağlantılı Sorunlar Alt Komisyonu"nun nihai raporunda da, PKK, narko-terör örgütlerine örnek olarak gösterilmiş, anılan örgüt ile diğer sınır-aşırı suç grupları arasında uyuşturucu trafiğinde açık bağlantılar olduğu belirtilmiştir.

    Bu çerçevede Paris Kriminiloji Enstitüsü tarafından Ekim 1996'da yayımlanan bir raporda, PKK terör örgütünün Avrupa'daki uyuşturucu şebekesi ve işleyişi gözler önüne serilmiştir.

    Daha pek çok belge ile uyuşturucu ticaretindeki rolü ortaya konan terörist örgütün yan kuruluşu ERNK, çeşitli gençlik ve kadın kolları ile iş grupları gibi paravan kuruluşlar eliyle uyuşturucu trafiğini yönlendirdiği kanıtlanmaktadır.

    Türkiye'nin jeopolitik konumunun sağladığı avantajdan yararlanan terör örgütü PKK, İran, Pakistan ve Afganistan'dan gelen eroin ve morfini doğu sınırlarımızdan kaçak olarak sokmakta, Romanya ve Moldova üzerinden Avrupa'ya taşımaktadır.

    Bu ülkelerde yakalanan kaçakçıların PKK ile bağlantılı şahıslar olduğu da belgelerle kanıtlanmıştır. 1984'ten günümüze değin PKK ile doğrudan bağlantısı olan uyuşturucu kaçakçılarına karşı Türk güvenlik güçlerince yapılan 129 operasyonda, 2 ton eroin, 13 ton haşhaş, 4 ton morfin ve eroin yapımında kullanılan 22 ton asetik anhidrat ele geçirilmiştir.

    Sadece Almanya'da 1992 yılında, 2069 uyuşturucu bağımlısı hayatını kaybetmiştir. 1993 Dünya İnsan Hakları Konferansı Viyana Deklarasyonu, uyuşturucu kaçakçılığı da dahil olmak üzere terörizmi her yönüyle kınamakta ve insan hakları ihlali olarak nitelendirmektedir. Devletlerin siyasi ve ekonomik istikrarlarına, toplumların geleceğine yönelen bu tehdite karşı gerekli önlemleri almak ve suçluları cezalandırmak bir insanık görevidir.

    Human Rights Watch Genel Sekreteri'nin, İtalyan Dışişleri Bakanına gönderdiği mektupta PKK'nın resmi politikası çerçevesinde masum insanların öldürüldüğü ifade edilmektedir. Bu bağlamda, uluslararası toplumun terörizmle mücadelesinde, İtalya'ya hukukun tecellisi için büyük sorumluluk düşmektedir. Aksi takdirde, yaşamını yitiren onbinlerce insanın ve uyuşturucunun pençesinde kıvranan yüzlercesinin vebali İtalya'nın üstünde kara bir leke olarak kalacaktır.

    Tüm bunlar PKK gerçekliğini gözler önüne sermektedir.Uyuşturucu belası ile gencecik bedenleri ve zihinleri zehirleyen uluslararası bir şebeke, silah kaçakçısı ve insan tüccarı PKK'nın tüm bu sıfatları terörist kimliğini tamamlayan bir bütünün parçaları; Abdullah Öcalan ise bu terörist örgütün, bu cinayet şebekesinin başı.

    İşte hukuk devleti, işte ahde vefa (pacta sund servanda) ilkesinin beşiği ve uluslararası yükümlülüklerine harfiyen uymaya kararlı İtalya'nın alacağı kararda gözönünde bulundurması gereken bir kaç basit gerçek, bir kaç basit nokta!