Apo'nun sonu

    Hiçbir kıtada ve hiçbir ülkede barınacak yer bulamayan terörist elebaşı Abdullah Öcalan'ın, Suriye'den kaçışından itibaren 4 ay süren "dünya turu", adıgeçen için trajik bir şekilde noktalanmıştır. Kenya'nın başkenti Nairobi'de özel bir operasyonla ele geçen Öcalan'ın, 16 Şubat'da yurda getirildiği Başbakan Ecevit tarafından aynı gün basına açıklanmıştır. Nairobi'ye Yunanistan'dan gittiği, Nairobi'deki Yunanistan Büyükelçiliğinde muhafaza edildiği ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimine ait bir diplomatik pasaport taşıdığı ortaya çıkan teröristbaşı Öcalan'a Yunanistan tarafından verilen destek de böylece dünyanın gözleri önüne serilmiştir. Türkiye'nin 15 yıldır süregelen terör ile mücadele sürecinde defalarca irdelediği PKK'ya Yunan ve Rum desteği de böylece kanıtlanmış olmuştur.

    Bu ülkeler Türkiye'ye zarar verecek her türlü unsuru destekleye dursunlar, Türkiye'nin kararlı ve akılcı tutumu bu tür çabaları hep boşa çıkaracaktır. Hem Türkiye'nin gayretleri sonucunda, hem de kendi hataları yüzünden, Yunanistan ve akıl hocalığını yaptığı Kıbrıs Rum Kesimi, kendi kazdıkları kuyuya düşmüşlerdir. Filhakika, Yunanistan, başta en büyük PKK destekçisi Dışişleri Bakanı Pangalos olmak üzere, toplam üç Bakanını bu uğurda kurban etmiştir. Bunun da ötesinde, Yunanistan, bugüne kadar her türlü desteği verdiği PKK'nın kanlı eylemleriyle karşı karşıya kalmıştır. Yunanistan, böylece, terörle oynamanın ve terörizme kucak açmanın acı sonuçlarına katlanmak durumuna düşmüştür.

    Bundan böyle, başta Yunanistan olmak üzere Avrupa ülkelerinin, PKK sempatizanlarına kucak açarken daha temkinli davranmalarını beklemekteyiz. Temennimiz, zaman geçirmeden bütün ülkelerin teröre karşı işbirliği ruhu ile hareket ederek bu sorunu kökten çözüme yönelik önlemleri almaya başlamalarıdır.

    Ancak, PKK elebaşı Öcalan'ın Türkiye'ye getirildiğinin duyulmasından sonra, çeşitli Avrupa ülkeleri, Öcalan'ın yargılanması konusundaki temelsiz önyargılara dayanan endişeler dile getirmeye başlamış ve yargı sürecinin uluslararası denetime açık tutulmasını talep etmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti, kuvvetler ayrılığı prensibine göre yönetilen demokratik, laik bir sosyal hukuk devletidir. Buna göre, yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden ayrılmıştır. Bu çerçevede, Öcalan'ın Türiye'de adil bir şekilde yargılanacağından kimsenin şüphesi olmaması gerekmektedir. Ayrıca, hiçbir Batılı ülkenin, Türkiye'ye bu konuda ders vermeye hak ve ehliyet sahibi olmadığı düşünülmektedir. Asıl, kendi kamu düzenlerini korumak uğruna Öcalan'ı yargılamaktan kaçan Avrupa'nın, başından beri, adıgeçenin yargı önüne çıkartılması konusunda kararlı bir tutum sergileyen ve bugün bu amacına ulaşan Türkiye'den, bir teröristin adalet önünde hesap vermesi gerektiği konusunda öğrenmesi gereken önemli bir ders bulunmaktadır.

    Türkiye, şimdiye kadar başarıyla sürdürdüğü terör mücadelesinde, hiçkimseye taviz vermeden emin adımlarla yürümeye devam edecektir.