Bir ülkenin iç ve dış barışına karşı, düzenli ve örgütlü bir tehdit hareketi olarak tanımlanabilecek olan TERÖRİZM, günümüzde milli sınırların dışına taşarak uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kimi devletler, düşmanlarına karşı, siyasi ve iktisadi arenada yapamayacakları tahribatı, bu ülkelerde faaliyet gösteren muhtelif terörist oluşumları desteklemek suretiyle dolaylı olarak yapabilmektedir. Keza, Yunanistan, uluslararası hukuk ilkeleri ve iyi komşuluk ilişkilerine bağdaşmaz bir şekilde Türkiye’de on binlerce masum insanın ölümünden sorumlu olan terör örgütü militanlarının ülkesine girişine izin vermiş, onlara “maaşlı ilticacı” hakkı tanıyarak, bu teröristlerin barınma, gıda, vb. lojistik ihtiyaçlarını karşılamış, böylece bu kişilerin Türkiye’ye karşı yapacakları kontrol ve yönlendirme imkanına kavuşmuştur.
Bugün, Yunanistan’ın başkenti Atina yakınlarında bulunan LAVRION, LAMIA ve EUBOA (EĞRİBOZ) gibi mülteci kampları, Türkiye aleyhinde faaliyet gösteren sözkonusu teröristlerin ikamet, eğitim ve diğer lojistik ihtiyaçlarının karşılandığı bir kamp haline getirilmiştir. Nitekim, Yunanistan, NİSAN 1994 tarihinde, terör örgütü PKK’nın siyasi kanadı olan sözde Kürdistan Halk Kurtuluş Cephesi, “ERNK”nın “Balkanlar ve Yunanistan Temsilciliği”nin, Atina’da açılmasına izin vermiş; böylece terör örgütü PKK’nın, Türkiye’yi hedef alan terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı, kaçak göçmen simsarlığı vb. hukuk dışı eylemleri bu merkez vasıtasıyla yürütülmüştür.
Doğrudan teröristbaşına bağlı olarak faaliyet gösteren sözde Kürdistan Halk Kurtuluş Cephesi “ERNK”-ATİNA Temsilciliği, Yunanistan’da terör örgütü adına halktan para toplamakta, her yıl 21 Mart tarihinde “Nevruz Kutlama Geceleri” düzenlemekte, “Nevruz 98” vb. propaganda dokümanlarını Atina sokaklarında serbestçe dağıtabilmektedir. Anılan temsilciliğe bağlı olarak, terör örgütü PKK çizgisinde faaliyet gösteren Kürdistan’la Dayanışma Komitesi, Kürt Evi, Kürt Kızılayı, MED-TV Bürosu vb. çok sayıdaki kuruluş da, Yunanistan hükümetinin doğrudan desteği ve kontrolü altında bulunmaktadır. Mesela, terör örgütü yayın organı “Kürdistan’ın Sesi” isimli yayın organında, Yunanistan İstihbarat Teşkilatı eski mensupları köşe yazarlığı yapmaktadır.
28 Eylül 1997 tarihinde, İngiltere’nin ciddi gazetelerinden The Observer’da yayımlanan bir röportajda, Yunanistan’ın terör örgütüne verdiği destek tekrar gündeme gelmiştir. Sözkonusu haberde adı geçen, Seydo HAZAR isimli bir teröristin itirafları, dünya kamuoyunda şok etkisi yaratmıştır. HAZAR, “Yunanistan ordusunda görevli bir amiralin, Kürdistan’ın Sesi Dergisi’nde gayri resmi olarak çalıştığını”, “Atina yakınlarındaki Drosia’da bulunan örgüt evinde kimyasal ve biyolojik bomba yapımında kullanılan çok miktarda patlayıcı hammaddesinin bulunduğunu, “Yunanistan’ın, ürettiği 11 stinger füzesini Sri Lanka hükümetine karşı savaşan Tamil teröristlerine gönderdiğini, bu füzelerin aynı zamanda terör örgütünün elinde var olduğunu “, “Yunanistan’ın dağlık bölgelerinde, Yunanistan ordusuna mensup emekli askerlerin, bomba yapımı konusunda teröristlere eğitim verdiğini” itiraf etmiştir.
Keza, Yunanistan’ın, Türkiye aleyhindeki terörist faaliyetlere verdiği destek, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından her yıl yayımlanan Küresel Terörizm Raporları’nda “Yunanistan’ın terör örgütü PKK’nın, Atina’da bir irtibat bürosu kurulmasına izin verdiği” veya “Türkiye’deki terörist faaliyetleri ile tanınan PKK örgütüne hoşgörülü baktığı” şeklinde eleştirilere uğramıştır. Bu konu ayrıca, TİME Dergisi’nin, 30 MART 1998 tarihli nüshasında “A Hellenic Heaven” başlığıyla inceleme konusu yapılarak, terör örgütünün Yunanistan’da rahatlıkla faaliyet gösterebildiği gündeme getirilmiştir.
Öte yandan, 10 MAYIS 1998 tarihinde Atina’da düzenlenen “Eski ve Yeni Doğu Sorunu” adlı bir konferansta konuşan PASOK Merkez Yönetim Kurulu üyesi M.HARALAMBİDİS, “Yunanistan Meclisi Dışişleri ve Savunma Komisyonu’nun, Sözde Kürt Parlamentosu ile beraber ortak bir toplantı yapmasını” ve “Yunanistan’ın, düzenleyeceği bir Avrupa konferansıyla, sözde Kürt sorunu konusunda yeni bir Avrupa politikasına öncülük edilmesi gerektiğini”, ayrıca “teröristbaşını Yunanistan’a çağıran, Yunanistan’daki çeşitli partilere mensup milletvekillerini eleştirenleri Türk ırkçılığını desteklemekle” suçlamıştır.
Ayrıca, OCAK 1999 tarihinde, Yunanistan Başbakanı K.SİMİTİS, “Kürt sorununu çözmek için, bir Avrupa Konferansı düzenlenmesinden yana olduğunu” ve “Türkiye, Irak ve Suriye Kürtlerine bir perspektif verilmesi gerektiğini” belirterek, terör örgütüne verdiği desteği gözler önüne sermiştir. Keza, Yunanistan’da faaliyet gösteren “Kürdistan’la Dayanışma Komitesi” imzasıyla dağıtılan bir bildiride, “Kürt halkının mücadelesine ekonomik destek sağlamak için, Yunanistan Milli Bankası’nda (Etniki Bank) bir hesap açıldığına” ilişkin bir duyuru yapılarak, Yunanistan vatandaşları terör örgütüne yardıma çağrılmıştır.
Yunanistan’da yayınlanan 18 OCAK 1999 tarihli Ta Nea gazetesine göre, terörist başının Sözde Kürdistan Parlamentosu Yürütme Konseyi Başkanı Z.AYDAR ile terör örgütünün sözde Avrupa temsilcisi K.YILMAZ, 16-21 OCAK 1999 tarihleri arasında Yunanistan’ı ziyaret etmiş; “terörist başının, altı ay süresince Yunanistan’da kalma talebini”, Yunanistan Parlamentosu 2 nci Başkan Yardımcısı PASOK İskeçe milletvekili P.SGOURİDİS ve Yunanistan Parlamentosu Dışişleri ve Savunma Komisyonu Başkanı VERİVAKİS’e iletmişlerdir. Yunanistan basın organları tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan bu ziyaret esnasında, sözkonusu teröristlere üst düzey devlet görevlisi muamelesi yapılmış, kendileriyle çeşitli görüşmelerde bulunulmuştur. Z.AYDAR, bu görüşmelerde, “Yunanistan ve sözde Kürdistan meclisleri arasında bir Ortak Komisyon kurulmasının gerekli olduğuna” işaret etmiştir.
Yunanistan, terör örgütüne verdiği desteği saklama veya gizleme ihtiyacını duymamaktadır. Nitekim, teröristbaşı, 9 EKİM 1998 günü Suriye’den ayrılmak zorunda kaldıktan sonra, sevgilisi ile beraber Atina’nın Ellenikon Havaalanı’na gelmiş; burada Yunanistan makamlarıyla yaptığı görüşmelerde Yunanistan’da kalmak istediğini belirtmiş, havaalanında 7 saat boyunca Yunanistan hükümetinin vereceği cevabı beklemiştir. Ancak, Yunanistan’a yaptığı bu ilk yolculuktan eli boş dönen teröristbaşı, bunun üzerine Moskova’ya gitmiştir. Bu olay üzerine, Yunanistan Hükümet Sözcüsü D.REPPAS, “Kürt halkının anlayacağı nedenlerden ötürü, Yunanistan hükümetinin teröristbaşının geçici ikamet talebini olumlu karşılayamadığını” belirterek, teröristbaşından bir bakıma özür dileme ihtiyacını hissetmiştir.
Teröristbaşının, KASIM 1998 tarihinde, İtalya’da yakalanmasını müteakip, 18 KASIM 1998 tarihinde Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı KRANİDİOTİS tarafından yapılan açıklamada, “Yunanistan’ın, terör örgütü PKK ve onun başı ÖCALAN’ı, terörist olarak görmediğini” açıkça dile getirilmiştir. Öte yandan, 14 KASIM 1998 tarihinde, Yunanistan Hükümet Sözcüsü D.REPPAS tarafından yapılan açıklamada, “Yunanistan’ın, milli açıdan Kürtlerin self-determinasyon (kendi geleceklerini belirleme haklarını) sistemli bir şekilde desteklediğini” ve ülkesinin sözde “Kürt davasının uluslararası alanda savunulmasında öncülük ettiğini” ifade etmiştir. Öte yandan, 14 ARALIK 1998 tarihinde, Yunanistan vatandaşı T.KONTAXIS ve G.ADAMOPOULOS isimli iki avukat, Pire’de bir basın toplantısı düzenleyerek, sözde Kürdistan Halk Kurtuluş Cephesi “ERNK”nın, teröristbaşının avukatlığını üstlenme konusundaki talebini “seve seve” kabul ettiklerini açıklamışlardır. Yunanistan’ın sözkonusu terör örgütüne verdiği destek bunlarla da sınırlı kalmamış, 15 KASIM 1998 günü, RF’nun, teröristbaşının siyasi iltica talebini kabul etmemesi üzerine, sığınacak bir ülke arayan teröristbaşının imdadına yine Yunanistan yetişmiştir. Nitekim, PASOK hükümetinin merkez komite üyesi M.HARALAMBİDİS’in teklifi üzerine, “Yunanistan parlamentosu, teröristbaşını Yunanistan’a davet etmeye” çağrılmış; bu amaçla hazırlanan bir bildiri, Yunanistan parlamentosunda yer alan PASOK ve DİKKİ partilerine mensup 109 milletvekili tarafından imzalanarak, terör örgütü sempatizanı PASOK milletvekili BADOUVAS ve STOFOROPOULOS vasıtasıyla Roma’ya götürülmüştür.
İtalyan yetkilere iletilen bu bildiriyi imzalayan milletvekillerinin sayısı zamanla 186’ya ulaşmıştır.
Ancak, Türkiye ve uygar dünyanın baskıları sonucunda, teröristbaşını ülkesinde uzun süre barındıramayacağını anlayan İtalyan hükümeti, bu kişiyi İtalya’dan sınır dışı etmiş ve Yunanistan’ın teröristbaşına yönelik “hoşgörülü ve davetkar” tutumuna da güvenerek, Yunanistan’dan siyasi sığınma hakkı istemek üzere, 9 EKİM 1998 tarihli ilk gezisini müteakip, 29 OCAK 1999 tarihinde ikinci kez, gizlice Yunanistan’ı ziyaret etmiştir. Bu ziyaretinden de eli boş dönen teröristbaşı, bu olay üzerine Yunanistan istihbarat elemanları tarafından Kenya’ya kaçırılmış ve Kenya makamlarının bilgisi dışında, Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliğinde 1-16 Şubat 1999 tarihleri arasında saklanmıştır. Ayrıca, 16 ŞUBAT 1999 tarihinde, Türk güvenlik güçleri tarafından düzenlenen başarılı bir operasyon sonucunda Kenya’da ele geçirilen teröristbaşı, Yunanistan’ın terör örgütüne her türlü yardımda bulunduğunu itiraf etmiştir.
Bu gelişmeler üzerine, PASOK içerisinde büyük görüş ayrılıkları meydana gelmiş, keza, teröristbaşına siyasi sığınma hakkı verilmesi için, aralarında PASOK milletvekillerinin de bulunduğu çok sayıdaki akademisyen, sanatçı ve gazeteci, hükümetin bu tutumunu protesto ederek, sözde “Kürt Liderle Dayanışma Komitesi”ni kurmuşlardır. Sonuçta, teröristbaşının ele geçirilmesinin ardından büyük bir siyasi deprem yaşayan Başbakan SİMİTİS ve PASOK hükümeti, İçişleri , Dışişleri ve Kamu Düzeni Bakanları ile Yunanistan İstihbarat Başkanının istifasına engel olamamıştır.
Diğer yandan, 16 ŞUBAT 1999 tarihinde, Kenya’da ele geçirilen teröristbaşının üzerinde, GKRY-’nde yayınlanan Fileleftheros Gazetesi’nde çalışan Lazaros MAVROS isimli bir gazeteciye ait olan, CO15918 seri numaralı ve 2005 yılına kadar geçerli diplomatik bir pasaport bulunmuştur. Bu pasaport üzerinde, teröristbaşının siyah beyaz bir fotoğrafı ile imzası yer almaktadır. GKRY’ne ait bu diplomatik pasaportun asıl sahibi olan MAVROS, aynı zamanda GKRY-nde terör örgütü çizgisinde faaliyet gösteren, “Kürdistan Dayanışma Komitesi” adındaki kuruluşun başkanlığını da yürütmektedir. Merkezi Lefkoşe’de bulunan bu kuruluş, sözde Kürdistan Halk Kurtuluş Cephesi “ERNK” Atina Bürosu’na bağlı olarak, terör örgütü militanlarına eğitim verilmesinden, barınmalarından vb. terörist faaliyetlerden sorumludur. Ayrıca, bu kuruluşun terör örgütüne kaynak sağlamak amacıyla kara para aklama, uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı vb. hukuk dışı eylemler yürüttüğü Güney Kıbrıs’da yaşayan herkes tarafından bilinmektedir.
Yaşanan bu olay da bir kez daha göstermiştir ki,GKRY de, tıpkı Yunanistan gibi terör örgütüne verdiği açık desteği saklama ihtiyacı duymamaktadır. Nitekim, bu olayın duyulması üzerine 20 ŞUBAT 1999 tarihinde bir açıklama yapan Rum Demokratik Partisi ve Rum Temsilciler Meclisi Başkanı KİPRİANU, “Lazaros MAVROS pasaportunu verdiyse doğru hareket etti. (Kıbrıs’ta) Birileri, Öcalan’a şu ya da bu yolla yardım ettiyse iyi etti” diyerek teröristbaşına yönelik GKRY görüşünü yansıtmıştır. Diğer yandan, Rum Komünist AKEL Partisi Genel Sekreteri D.HRİSTOFYAS da, Rum televizyonu RIK’de düzenlenen bir tartışma programında yaptığı konuşmada, “6 pasaportum olsa, 6’sını da ÖCALAN’a verirdim” diyebilmiştir. HRİSTOFYAS, MAVROS’un, teröristbaşına kendi pasaportunu vermesi konusunda, “MAVROS’un, Kürdistan’la Dayanışma Komitesi başkanı olarak, pasaportunu vermesinin doğal olduğunu” savunmuştur. Aynı programda konuşan Sosyalist EDEK Partisi lideri VLİSSARİDES de, “parti olarak teröristbaşını desteklediklerini” açıklamıştır.
Sonuç olarak, her fırsatta AB üyesi olmakla övünen Yunanistan ile Kıbrıs’ın hukuki statüsünü hiçe sayarak AB ile tam üyelik müzakerelerini sürdüren GKRY, Türk güvenlik birimleri tarafından, teröristbaşının gizlendiği Kenya’daki Yunanistan Büyükelçiliği’nden alınarak, Türkiye’ye getirilmesi olayında bir kez daha “suçüstü” yakalanmıştır.