AGİT Zirvesi İstanbul’da

    Avrupa’da Soğuk Savaş döneminde iki karşıt blok arasında bir diyalog forumu oluşturmak amacıyla kurulan AGİK (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı-CSCE), 1994 yılında örgüte dönüştürülerek Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) adını almıştır. Adıyla beraber kurumun işlevi de köklü bir değişime uğramıştır.

    Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle ilk hedefini başarıyla sonuçlandıran örgüt, şimdi özellikle Doğu Avrupa ve Kafkaslardaki uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmak ve sayıları halihazırda 54 olan üyeleri arasındaki işbirliğini pekiştirmek gibi görkemli olduğu kadar güç bir işlevi üstlenmiş bulunmaktadır.

    İlk AGİT Zirvesi, AGİK’in 1994 yılında kurumsallaşmasını müteakip 2-3 Aralık 1996 tarihlerinde Lizbon’da yapılmıştır. AGİT’in bu yüzyıldaki son büyük zirvesi ise 18-19 Kasım 1999 tarihlerinde İstanbul’da akdedilecektir. İstanbul Zirvesi’nde, üzerinde çalışmaların sürdüğü Avrupa Güvenlik Şartı’nın ve Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması’nın (AKKA) adaptasyonunun tamamlanarak imzalanmaları beklenmektedir.

    AGİT gündeminin bu denli yoğun olduğu bir dönemde Zirvenin İstanbul’da yapılması, Türkiye’nin örgüt içindeki ağırlığının bir belirtisi olarak algılanmalıdır. Yoğun ve üst düzey katılım beklenen Zirve, 20. yüzyılın sonunda Avrupa’da bütün gözlerin genelde Türkiye’ye, özelde de İstanbul’a çevrilmesine neden olacaktır. “AGİT coğrafyasının” büyük ölçüde Avrasya ile örtüştüğü ve Türkiye’nin de bu a lanın merkezi konumunda olduğu dikkate alınırsa, bu Zirve’nin ülkemizde yapılmasının doğal olduğu sonucuna varılmaktadır. Bilindiği üzere, AGİT, çabalarının büyük bir bölümünü, Azerbaycan-Ermenistan uyuşmazlığı Kosova, Gürcistan ve Tacikistan gibi sorunlara çözüm bulmak hususunda yoğunlaştırmıştır.

    Zirvenin siyasi boyutunun yanısıra, İstanbul’un Kasım 1999 ayında Türkiye için eşsiz bir tanıtım olanağı oluşturacağı da ortadadır. Birleşmiş Milletler Habitat II Konferansı’nda olduğu gibi Dünya’nın ve özellikle Avrupa’nın belli başlı basın kurumları İstanbul’a akın edeceklerdir.

    Bölgedeki çalkantıların arasında Türkiye’nin ve İstanbul’un bir huzur ve refah adası olduğu daha da göze çarpacaktır. Zirve esnasında alınacak önemli siyasi kararlar, İstanbul’un cömertçe sunduğu güzellikler ile eşlendiğinde, ortaya son derece etkileyici bir tablo çakacaktır.