Ankara (BYE) - Devlet Bakanı Mehmet Ali İRTEMÇELİK, 23 Haziran İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Toplantısı'ndan sonra düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
"Değerli basın mensupları bildiğiniz gibi insan hakları ve demokratikleşme alanlarında Türkiye'nin standartlarının istikrar içinde ve sürekli yükseltilmesi, hükümetimizin öncelikli hedefleri arasındadır.
İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nun iki hafta önce yapılan hükümetimiz dönemindeki ilk toplantısında, sizlere çalışmaları daha evvel yapılmış, olgunlaştırılmış, ancak çeşitli nedenlerle sonuçlandırılamamış bazı yasa tasarıları üzerine özellikle eğileceğimizi söylemiştim. Bugün bu tasarılardan beşinin Başbakanlığa sevk edilmiş olduğunu bildirmekten memnuniyet duyuyorum. Bu tasarılar konusunda çok özet bir bilgi sunacağım.
Tasarı, ceza yasamızın bazı maddelerinde değişikliği öngörmektedir. Özellikle işkence, kötü muamele suçlarında verilen cezaların arttırılmasını, bir kapsam geliştirilmesini öngörmektedir. Amaç, caydırıcılığın daha da arttırılmasıdır.
Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası'nda bir değişiklik yapılması ve ayrıca bazı ekler yapılmasını öngördüğümüz bir tasarımız daha var. Orada da amaç, özellikle tanıkların korunması ve gerekli durumlarda yapılan bedeni muayenelerde belirli ölçütlere mutlaka uyulmasının teminidir.
Bir başka tasarı, kanuni faiz ve temerrüt faizlerinin gözden geçirilmesi ile ilgilidir. Biliyorsunuz kamulaştırma konularında zaman zaman ödemelerde gecikmeler oluyor. Yasamızdaki faiz hadleri de son derece düşük olduğu için, bunların güncelleştirilmesinin adeletin gereği olduğunu düşündük.
Bunun dışında iki yeni tasarı sunuldu, Başbakanlığa sevk edildi. Bunlardan birincisi, 1913 tarihli Memurun Muhakematına ilişkin Kanun-i Muvakkatin geçerli ismi ile yerine geçecek memurlarla ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmaları ile ilgili yeni ve çağdaş bir taslak. Burada kamu yönetiminde herhangi bir zaafa düşülmeyecek şekilde memurların ve diğer kamu görevlilerinin de bazı suçlarla veya suç isnatları ile karşılaştıkları durumlarda, izlenecek yöntemin belirlenmesi öngörülüyor.
Başbakanlığa sevk ettiğimiz sonuncu yasa tasarısı, terör ve terörle mücadeleden doğan zararların tazmini ile ilgili. Bu beş tasarının yasalaşma konusu tabiatıyla üst kurul tarafından da, bizler tarafından da yakından izlenecektir.
Üst Kurul'un bugünkü toplantısında, Sayın Başbakanımızca yayınlanması öngörülen önemli bir genelge üzerinde çalıştık. Konumuz, 1 Ekim 1998 tarihli Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği idi.
Hatırlanacağı üzere sözkonusu genelge, başlığında belirtilen hususlarda, insan haklarına saygıdan ayrılınmamasını güvence altına almayı öngören bazı önlemler içeriyordu ve denetimle ilgili çok önemli esaslar içeriyordu.
Aradan geçen zamanda, aradan geçen zamanda derken 55'nci Hükümet'ten 56'ncı Hükümet'e geçişi ülkemizde yaşanılmış olan seçim ortamını kastediyorum. O dönemin özellikleri, konunun duyarlılığı ve önemi göz önünde tutularak, bu yönetmelik hükümlerinin hem ilgili bütün zihinlerde canlandırılmasını istedik. Bunda çok büyük yarar gördük. Hem de bu genelgenin bütün yönleri ile çok enerjik bir şekilde uygulanmasına atfettiğimiz önemi vurgulamak istedik.
Biraz evvel de söylediğimiz gibi, önümüzdeki bir iki gün içinde sözkonusu genelgeyi kurulda benimsendiği nihai şekliyle Sayın Başbakanımızın tensiplerine sunacağız. Benim bu toplantıda söyleyeceklerim, sizlere aktarabileceklerim bundan ibaret. Çok teşekkür ederim."
SORU: Ben, sizden bu beşinci yasa tasarısını biraz açmanızı rica edebilir miyim? Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların tazmini ile ilgili.
CEVAP: Türkiye'nin yaptığı bir terör mücadelesi var. Bu mücadele sırasında ne şekilde olursa olsun etkilenen vatandaşlarımızın uğradığı bir takım zararlar var, canlarını, mallarını kaybedenler olabiliyor. Bunların zararlarının devletin olanakları içinde tazmini hedefleniyor. Konu budur. Yani teröre karışmış, taraf olmuş insanların zararları sözkonusu değil. Devletin teröre bulaşmamış vatandaşlarının terörle yapılan mücadele sırasında gördükleri zararların tazmini söz konusu.