Doğadaki binlerce canlı türünün yaşama savaşı verdiği dünyamızda çöpçülük görevini üstlenen akbabalar, sanılanın aksine doğanın olmazsa olmazlarından biri.
Binlerce yıldır çeşitli evrimler geçiren dünyanın doğal sisteminin çalışmasında yokedici görevini üstlenen akbabalar, bu süreç içerisinde ölü canlıları yiyerek, doğayı salgın hastalıklardan, pis kokulardan ve kirlilikten korumasına rağmen, günümüz insanı tarafından gereksiz bir canlıymış muamelesi görüyor.
Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Ali ERDOĞAN'ın konuyla ilgili verdiği bilgiye göre, pek çok ülkede nesli tükenen akbabalara, Türkiye'de de gereken önem verilmiyor.
Dünyada 16 tür akbaba olduğuna değinen Doç.Dr.ERDOĞAN, İspanya ve Türkiye’nin akbaba türleri konusunda en zengin ülkeler olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Akbabalar doğal yokedicilerdir. Ölen canlıların leşlerini yiyen bu hayvanlara, halk arasında olsa da olur olmasa da gözüyle bakılıyor. Ancak onlar, ölü canlıların leşlerini yiyerek salgın hastalıkların, pis kokuların ve kirliliğin oluşmasını önlüyorlar. Böylece, bu leşlerin üzerinde üreyebilecek zararlı canlıların da popülasyonunu kontrol altına almış oluyorlar. Fakat insanlarla iç içe yaşamaya alışkın olmayan bu kuşların yaşam alanları her gün daralıyor.
Hatta, keyfi olarak öldürülüyorlar. Doğadaki tüm canlıların bir görevi var. Akbabalar da dünyaya geldikleri günden itibaren ölüleri yiyerek, doğanın çöpçülüğü görevini üstleniyorlar.”
Türkiye’de çok çeşitli canlıların da olduğuna işaret eden Doç. Dr. Ali ERDOĞAN, Türkiye’nin geçirdiği jeolojik devirler ve 3 kıtanın birleştiği yer olması nedeniyle bir gen merkezi konumunda olduğunu kaydederek şunları söyledi:
“Çok çeşitli bir canlı ağının yer aldığı ülkemizde, sakallı akbaba (Gypaetus barbatus), kara akbaba (Aeqypius monachus), kızıl akbaba (Gyps fulvus) ve beyaz akbaba (Neophron percnopterus) olmak üzere 4 akbaba türü bulunuyor. Bu kuşlar, çok kısa zamanda büyük hayvan kadavralarını yiyip tüketebiliyorlar.
Yırtıcı kuşlar grubuna giren bu canlılar,aralarında besin rekabeti yapmazlar. Güçlü gaga yapısına sahip olan kara akbabalar, hayvanın deri kısımlarını ve kaslarını parçalar, biraz daha zayıf gaga yapısına sahip olan kızıl akbabalar uzun boyunlarının avantajını kullanarak iç organları yer. Güçlü çene yapısına sahip sakallı akbabalar yumruk büyüklüğündeki kemik parçalarını rahatlıkla yutar ve oluk şeklinde olan dilleri ile kemik iliğini rahatlıkla içebilir. Beyaz akbabalar ise ince ve zayıf gagalarıyla kemiğin üzerindeki kas ve lifleri yer.
Sonunda, kadavrayı süratle yok ederek doğanın kirlenmesini önlerler. Bu yüzden akbabalara leş yiyici deyip geçmeyelim, doğal yokediciler sayesinde salgın hastalıklardan korunuyoruz."
Pek çok ülkede akbaba neslinin yok olması nedeni ile Türkiye’deki bu zenginliğin çok önemli olduğunu vurgulayan Doç.Dr.Ali ERDOĞAN, yurtdışında akbabaların 3-4 tanesini bile yan yana göremeyen bilim adamlarının olduğunu belirterek, Türkiye’de onlarcasını görmenin mümkün olduğunu ifade etti.
Akbabaların diğer kuşlara oranla farklı özellikleri olduğuna da değinen Doç.Dr. ERDOĞAN, beyaz akbabaların kendilerine yiyecek sağlayabilmek için alet kullanabildiklerini belirtti.
Beyaz akbabaların gagalarının zayıf bir yapıya sahip olması nedeni ile sert kabuklu olan devekuşu yumurtasını kırmakta güçlük çektiğini anlatan Doç.Dr.ERDOĞAN, bu kuşların bir kaya parçası ile havalanarak bunları belli bir yükseklikten bırakıp yumurtayı kırdıklarını ifade etti.
Kuşların hiçbirisinin bu tür bir eğilim göstermediğini bildiren Doç.Dr. Ali ERDOĞAN, gün geçtikçe yaşam alanları daralan ve bilinçsiz olarak yapılan zirai ilaçlamadan etkilenen bu kuşların Türkiye’de de yok olma tehlikesi altında bulunduğunu kaydederek, doğaya karşı daha duyarlı olunması çağrısında bulundu.
¥ HÜRSES Gazetesi, (Antalya), Sayı:13173
* * *