Bu ülke insanı değerlerine indirilen büyük darbelere karşın, silkinip özündeki güzellikleri ortaya çıkarmayı becerebiliyor. Büyük felaketin ardından başlatılan seferberlik hepimizin insan yanlarını öne çıkarıyor, gözlerini yaşartıyor. Emekli maaşını paylaşan, sıcak bir ekmek yerken dahi lokmaları depremzedeleri düşünerek boğazında düğümlenen, harçlığını onlara ulaştırmak için çaba gösteren çocukların varlığı hepimizin insan yönünü nasıl da öne çıkarıyor. Kamu görevlileri, askerler, polisler, cefakar sağlık personeli yaşamlarını tehlikeye atarak canla başla sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyorlar. Eksikler, yapılamayanlar art niyetten değil, olanaksızlık veya bilgisizlikten.
Bizler felaketi biraz daha ucuz atlatan bir kentin sakinleri olarak, ulusça karşılaştığımız bu büyük felaketin, bundan sonra da çok zor olan yaralarını sarmada, eleştiri kolaylığından çok dayanışma içinde olmayı hedeflemeliyiz.
Bizler bu büyük acıyı bu halkın sağduyusu ve sorumluluk sahibi yurttaş bilinciyle aşmaya mecburuz. Hatta mahkumuz. Elbette aksayan şeyleri eleştireceğiz. Elbette yanlış yapanları uyaracağız. Deprem zengini olmak isteyen canavarlara da izin vermemek için uyanık olacağız. Hırsıza, uğursuza, yağmacıya, vurgun yapmak isteyene, yardımlaşma için gösterdiğimiz duyarlılığı gösterip, amansız bir set olmak zorundayız.
Çaba gösteren herkesi ama herkesi kucaklamak gerek. Stresin getirdiği yanlışları ve aksaklıkları da anlayışla düzeltmek zorundayız. Bu ülke, biz yurttaşlar, düm dünyaya, parmak ısırtmak zorundayız. Zor günler bizi bekliyor. Ama aşmak zorundayız. Aşacağız da.
¥ DEMOKRAT Gazetesi, (Gebze), Sayı: 2807