İki ayın sonunda

    ¥ İsmet ÇİĞİT

    Yüzyılın felaketinin üzerinden iki ay geçti. Yaşamımızın tamamen değiştiği, öncesini neredeyse hatırlayamadığımız iki ay.

    Özellikle ilk günlerinde, her saati asır gibi geçen, kabuslarla dolu bir ay.

    Bu iki ayın sonunda çok şeyler öğrendik. Zengin-fakir ayırımı kalmadı. Korkunç depremde herkes, hepimiz zarar gördük. O inanılmaz korkuyu yaşadık. Hergün, her akşam tekrarlanan söylentileri, yayılan korkuları, panikleri..

    Bu yaşam biçimi, bir süre daha devam edecek.

    Belki yeni sarsıntılar, belki yeni korkular, heyecanlar, panikler olacak.

    Ama artık biliyoruz ki, biz 17 Ağustos'ta doğduk ve bu gerçekle yaşacağız. Olabildiğince birbirimizi daha az kırarak, olabildiğince hayatın korkusuz anlarından tad alarak. Sevdiklerimizi daha çok sevip, sevmediklerimizle gereksiz kavgaları daha az yaparak.

    O 17 Ağustos ki, yüzyıllar boyu unutulmayacak. Tarihler hep yazacak. Belki Türkiye'deki her depremde, 17 Ağustos İzmit depremi anılacak.

    Yarından öbürgüne ne olacağını, nelerin gelişeceğini kestirmek gerçekten çok zor. O korkunç sarsıntıyı, o korkunç felaketi yaşayan bizler için korkuları, kaygıları atmak da zor.

    Ama umutlu olmak elimizde.

    Soğuk kapıya dayanmışken, çouk çocuk çadırda yatmak zorundayken, gelecek endişesi yaşarken, yakınlarımızı, evlerimizi, işlerimizi yitirmişken umutlu olmak mümkün mü diye düşünmek, inanın çok daha yıkıcıdır. Bir uzmanın görüşünü okudum, "Hala sigara ve içki nedeniyle ölme riski, depremde ölme riskinden çok daha yüksek" diyor.

    Türkiye'yi daha iyi tanıyarak, depremi daha iyi tanıyarak, siyaseti ve ülkemizdeki sistemi daha ciddi şekilde sorgulayarak ve bu kentte kalarak yolumuza devam edeceğiz.

    Zor günler, bizleri daha çok birbirimize kenetleyecek. Komşuluk, dayanışma, yardımlaşma daha çok artacak. Bütün bu korkular ve kaygılar birgün sona erdiğinde, 16 Ağustos'a oranla bu kentte daha güzel bir yaşam olduğunun farkına varacağız.

    ¥ ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesi, Sayı: 2845

    * * *