Balkanlardan Çin Seddi'ne kadar uzanan coğrafyada yeni bir jeopolitik kavram olarak ortaya çıkan Avrasya bölgesi, giderek somut bir nitelik kazanmaktadır. Türkiye'nin bu coğrafyada doğal olarak üstlendiği köprü vazifesi de giderek ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda İstanbul'da başlayan "2. Avrasya Ekonomi Zirvesi"ne himayelerini veren, Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL Türkiye'nin Avrasya'daki önceliklerinin, bu coğrafyanın dünya ile bütünleşmesini mümkün kılacak fiziki ve ekonomk altyapının, insani, ekonomik, ticari ve güvenlik işbirliğinin geliştirilmesi, kültürel bağların yeniden kurulması olduğunu; Türkiye'nin, bu doğrultuda, ekonomi diplomasisi ve kültür diplomasisinden oluşan kapsamlı ve bütünlüklü bir stratejiyi benimsediğini vurgulamıştır.
Denize çıkışları bulunmayan ve belli başlı ekonomik ve siyasi kutuplardan coğrafi açıdan göreceli olarak uzak kalmış olan Orta Asya Cumhuriyetlerinin Avrupa'ya ve dolayısıyla Batı'ya bağlanmalarının en etkin yöntemi, Avrasya kavramının bütün bölgede benimsenmesinde ve sağlam temellere oturtulmasında yatmaktadır. Bir yandan Doğu Avrupa ile Orta Asya arasında güvenilir bir bağ oluşacak, diğer taraftan da Orta Asya küresel sisteme dahil edilebileceklerdir. Cumhurbaşkanı DEMİREL mesajında, 20. yüzyıl sona ererken insanlığın önünde duran en önemli fırsatlardan birinin, kardeş Cumhuriyetleri de bünyesinde barındıran Avrasya'nın yeniden tarih sahnesine çıkması olduğunu; Türkiye'nin, bu gidişatı zamanında görebildiğini, kendisini değişen dünya şartlarına uyarlamakla isabetli adımlar attığını belirtmiştir.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ)'nin 1992 yılında İstanbul'da yapılan Kuruluş Zirvesi'nden, 1998'de, Yalta'da KEİ Şartı'nın imzalanmasına, Bakü'deki 1998 İpek Yolu Zirvesi'nden, Saraybosna'daki 1999 istikrar Paktı'na kadar uzanan tarihi süreç, büyük bir işbiriliği ve bütünleşme iradesinin göstergesidir. Bölünmüş Avrupa, transatlantik bağlarını da güçlendirerek yeniden bütünleşmekte, Asya ile ortak değerler zemininde yeniden buluşmakta, son binyılın uzun bir döneminde düşman olan halklar, yeni bir binyıla doğru birlikte yürüme iradesine sahip olduklarını ortaya koymaktadırlar.
Tarihi İpek Yolu'nun canlandırılması, Türk uyduları sayesinde yeni telekomünikasyon ağlarının kurulması, Doğu-Batı ulaşım koridoru, Bakü-Ceyhan ve Hazar geçişli enerji koridorları, Kars-Tiflis demiryolu gibi temel altyapı projeleri, bölgenin dünyaya Türkiye üzerinden en ekonomik, en güvenli ve en kısa yoldan bütünleşmesine katkıda bulunmaktadır.
Türkiye, Avrupa'ya yönelimiyle eşzamanlı olarak, Avrasya oluşumunu pekiştirmeye yönelik faaliyetlerini de yürütebilecek güçtedir. Avrupa'da, Kuzey Amerika'da, Latin Amerika'da, Asya'da bölgesel ekonomik gruplaşmalar tesis edilirken Türkiye'nin bunların dışında kalacağı endişesini taşıyanlar, Türkiye'nin tam tersine, bu gruplaşmaların tam ortasında, bütünleştirici bir köprü rolü oynadığını ve oynamaya devam edeceğini görmelidirler. Avrasya bölgesinde yer alan ülkeler geliştikçe ve zenginleştikçe, Türkiye'nin bu yaşamsal rolü daha da kesinleşecektir.