Başbakan Bülent ECEVİT, Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir PU-TİN'in davetlisi olarak 5-6 Kasım tarihlerinde Moskova'yı ziyaret etmiştir.
Ziyaret sırasında Başbakan'a Başbakan Yardımcısı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur ERSÜMER, Dışişleri Bakanı İsmail CEM, Tarım ve Köyişleri Bakanı Yusuf GÖKALP, Devlet Bakanı Şuayip ÜŞENMEZ, Devlet Bakanı Rüştü Kazım YÜCELEN ile milletvekilleri, bürokratlar ve işadamları eşlik etmiştir.
Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve kuzey yarım küreyi ikiye ayıran ideolojik sınırların ortadan kalkmasının ardından, uzun bir tarihi geçmişe sahip Türk-Rus ilişkilerinin önünde yeni ufuklar açılmış, iki ülke arasında çok boyutlu iktisadi ve ticari ilişkiler kurulmuş ve Türk yatırımcıları Moskova başta olmak üzere önemli yatırımlara imzalarını atmıştır. İki ülke ilişkilerine rekabet yerine işbirliği damgasının vurulmasını arzulayan Türkiye, çok önemli bir komşu olarak gördüğü Rusya ile işbirliğini her alanda ilerletmeyi arzu etmekte ve bu işbirliğinin Avrasya'da istikrarın anahtarı olduğu görüşünü benimsemektedir.
Soğuş Savaş sonrası dönemde ekonomik ve ticari münasebetler, Türk-Rus ilişkilerinin en gözde yanını oluşturmuştur. Bu bağlamda, iki ülke arasındaki ticaret hacmi, 1998 yılında 10 milyar dolara kadar yükselmiştir. Türk müteahhit firmaları Rusya'da 500'e yakın inşaatın yapımını üstlenmiş, turizm alanında iki ülke arasında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.
Son olarak da Rus doğal gazının doğrudan, Karadeniz'in altından ülkemize taşınmasını öngören bir proje ortaya çıkmıştır.
İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler ise, memnuniyet verici bir hızla ilerleyen ekonomik ilişkilerin gerisinde kalmıştır. Özellikle bölücü terör örgütü PKK'ya Rusya'daki bazı çevrelerce bir süredir verilmekte olan destek ile Çeçenistan başta olmak üzere Kafkaslara hakim olan olumsuzlukların, Rus tarafında neden olduğu yanlış algılamadan kaynaklanan rahatsızlıklar ikili siyasi ilişkilerin istenilen seviyeye gelmesini engellemişti. Başbakan ECEVİT'in Moskova ziyareti iki ülke arasında hem ekonomik, hem de siyasi anlamda önemli temasların yapılmasına ve varolan pürüzlerin giderilmesine vesile olmuştur. Bu çerçevede, Başbakanın ziyaretinden hemen önce toplanan Türk-Rus Karma Ekonomik Komisyonu'nda son derece yararlı görüşmeler yapılmış, ayrıca iki ülke Başbakanları, iktisadi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi yönünde kararlılıklarını ortaya koymuşlardır. Başbakanımızın Moskova'da bulunduğu sırada, ikili ticari ilişkilere yeni persperktifler getirecek olan Türk Ticaret Merkezi'nin temelini, kentin Belediye Başkanı LUJKOV'la birlikte atması da bu bağ-lamda vurgulanması gere-ken önemli bir gelişmeyi oluşturmuştur. Ziyaret sırasında Mavi Akım Projesi de ele alınmış, bu projenin hayata geçirilmesi konusunda iki ülke arasında fikir ve irade birliği olduğu tespit edilmiştir. Bu noktada, vurgulanması gereken önemli bir husus, sözkonusu projenin, Hazar geçişli boru hattı yoluyla Türkmen ve Azeri gazının ülkemize gelmesine engel olmayacağıdır. Ziyaret sırasında ele alınan siyasi konular bağlamında, Çeçenistan konusundaki Türk yaklaşımı bizzat Başbakan tarafından Rus muhatabına aktarılmış, bu çerçevede, sivil halkın çatışmalardan etkilenmesinin mutlaka engel-lenmesi gerektiği vurgulan-mış, terörle işbirliği konusunda genel ilkeler içeren ortak bir deklarasyonun kabulü de kayda değer diğer bir gelişmeyi oluşturmuştur.
Sonuç olarak, 1998 ekonomik krizinden sonra Rusya ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizin bir duraklama dönemine girdiği ve Kafkaslarda sıcak saatlerin yaşandığı bir dönemde, Başbakanımızın Moskova'ya yaptığı ziyaret, hem ekonomik ilişkilerdeki bu geçici duraklama dönemini aşmak, hem de iki ülkeyi yakından ilgilendiren siyasal konulardaki tezlerimizi birinci elden Rus yetkililere aktarmak bakımından son derece isabetli olmuştur.