AGİT İstanbul Zirvesi

    Bir dünya kenti olan İstanbul 18-19 Kasım tarihlerinde yüzyılın son büyük zirvesi olan AGİT Zirvesi'ne ev sahipliği yapmıştır. 1973 yılında Soğuk Savaş'ın tüm ağırlığıyla hissedildiği bir sırada 35 ülke tarafından Helsinki'de temelleri atılan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK), Avrupa'da barış ve güvenliğin gelişmesi yolunda önemli bir işlev üstlenmiş, Soğuk Savaş yılları boyunca birbirleriyle savaşmaları an meselesi olan iki hasım bloğa mensup ülkelerin, ortak bir takım ilkeler temelinde bir araya gelmelerine ve bu çerçevede ciddi gerilimlerin yatışmasına hizmet etmiştir.

    AGİT İstanbul Zirvesi 1973'ten bu yana dünyamızın ne ölçüde değiştiğinin bir göstergesini oluşturmuş, 54 devlet, 8 gözlemci ülke ve kuruluştan üst düzey temsilciler, bu vesileyle Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan İstanbul'a gelmişlerdir. Bir bakıma kuzey yarımküre, yeni bir bin yılın eşiğinde doğmakta olan dünyayı ülkemizde şekillendirmiştir.

    Nükleer restleşme ve ideolojik husumetlerin egemen olduğu Soğuk Savaş'ın gerilimli atmosferi altında yaşayan kuzey yarımkürenin sakinleri, İkinci Dünya Savaşı'ndan da edindiği tecrübeyle AGİT'nın temellerini atmıştır. AGİT'nın öncüsü olan AGİK süreci, düşman bloklar arası sürtüşmelerin damgasını vurduğu bir dönemde, çetrefil sorunlara ilişkin başarılı sonuçlar veren kapsamlı bir yaklaşım tarzı geliştirmiş ve benimsediği yöntemlerle üyeleri arasındaki ilişkilerin barışçıl biçimde sürdürülmesine hizmet etmiştir.

    Yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip bu sürecin başarısını somutlaştıran AGİT İstanbul Zirvesi, bir zamanlar dehşet dengesinin (balance of terror) hakim olduğu gerilimli atmosferden, artık güvenlik, barış, istikrar ve refahın tesisi için ulusların ortak çaba harcadığı bir dünyaya geçişin de somut müjdecisi niteliğindedir.

    NATO üyesi Türkiye, kuruluşundan beri aktif biçimde AGİK sürecinde yeralmış, AGİT çerçevesindeki tüm karar ve kurumlara yapıcı şekilde katkıda bulunmuştur. Başından itibaren bu örgütün uluslararası kuruluşlar ailesinde ilk sıralarda yer alması ve Avrupa güvenliğinde etkin bir rol oynaması yolunda Türkiye'nin sarfetmiş olduğu gayret dikkate değerdir.

    Avrupa'daki ideolojik sınırların ortadan kalkması insanlığın önüne büyük fırsatlar sunduğu kadar, Soğuk Savaş ertesi dönemde yeni çatışma odaklarının belirmesine ve kimi eski ihtilafların yeniden gün ışığına çıkmasına yol açmıştır. 1994 AGİT Budapeşte Zirvesi'nde de altı çizilen bu husus, Teşkilat'a yeni sorumluluklar yüklemiştir. AGİT, geniş üye yelpazesi, çatışma önleme mekanizmaları, üyeleri arasında ortak normlar üzerinde uzlaşı sağlama ve açık diyalog tesis etme geleneği sayesinde, yeni şekillenen dünyamızı tehdit eden bu hassas sorunlarla başedilmesinde de önemli bir rol üstlenmektedir. Milyonlarca insanı derinden etkileyen Balkanlar ve Kafkaslar'daki insanlık dışı çatışmalar, tüm AGİT coğrafyasında gerçek barış, istikrar ve refahın tesis edilmesinin ne denli önem taşıdığını tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur. İstanbul Şartı'nın akdedilmesi bu yönde harcanan çabalar çerçevesinde ileriye doğru atılmış ciddi bir adımı teşkil etmiştir.

    İstanbul Zirvesi sadece coğrafi açıdan değil, kültürel ve siyasal açılardan da önemli bir kavşak noktası üzerinde bulunan Türkiye'nin, yeni şekillenmekte olan dünyadaki öncü rölünü de gözler önüne sermektedir. Türkiye'nin birleşik ve demokratik bir Avrupa'nın anahtarı olduğu, artık birçok ülke tarafından açıkça teslim edilen bir gerçektir. Bu yüzyılın son büyük zirvesi için İstanbul'a temsilcilerini gönderen yeni AGİT üyelerinin neredeyse yarısı ile tarihi, kültürel ve dil yakınlığı bulunan Türkiye, Balkanlardan, Kafkaslara, Doğu Akdeniz'den, Orta Asya'ya kadar uzanan AGİT coğrafyasının geniş doğu topraklarında dinamik bir ekonomik yapıya, köklü demokrasi ve hoşgörü kültürüne, bölgesel barışın hizmetine sunulan çok güçlü bir orduya sahip ülkeler arasında ön sıralarda yeralmaktadır. Türkiye, aynı anda Avrupalı ve Asyalı olmanın verdiği avantajla, bir Avrasya örgütü olan AGİT içerisinde ayrıcalıklı bir konuma sahip olup, yüzyılın son AGİT Zirvesi'nin bu ülkenin iki kıtayı birbirine bağlayan toprakları üzerinde yapılmış olması bunun çarpıcı bir göstergesini oluşturmaktadır.

    AGİT yakın geçmişte jeopolitik anlamda bir Avrasya olgusunun ortaya çıkmasına da ön ayak olmuştur. Küreselleşme ve teknolojik gelişmeler sayesinde karşılıklı bağımlı hale gelen iki kıtanın bütünlüğünü ifade eden bu kavram, gelecek yüzyıldaki dramatik gelişmelerin çoğuna sahne olacak bir olguya işaret etmektedir. Gelişmekte olan bu sürecin tam kalbinde yeralan Türkiye, Avrasya coğrafyasındaki olayları derinden etkileyecek bir güçtür. Türkiye, genç ve dinamik nüfusu, süratle gelişmekte olan ekonomisi, insanlarının sahip olduğu girişimci ruh ve eksiksiz demokrasiye erişme yolunda sahip olduğu irade sayesinde önümüzdeki yüzyılda dünya devletleri arasında ilk sıralardaki yerini alma yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Kısacası Türkiye, küreselleşen dünyamızda bir dünya devleti olmaya namzettir.

    Yeni bir yüzyıla girerken hem Soğuk Savaş ertesinde ortaya çıkan patlayıcı tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesinde, hem de AGİT coğrafyasında demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisine dayalı rejimlerin yerleşebilmesi için önümüze çıkan fırsatların en iyi biçimde değerlendirilmesinde Türkiye'nin oynayacağı rol ve yapacağı katkılar hayati önem taşıyacaktır. Türkiye bu anlayışla AGİT Zirvesi'ne Avrasya'nın başkenti olan İstanbul'da evsahipliği yapmıştır.