Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik'in 15 Aralık 1999

    Tarihinde Başbakanlık'ta Düzenlediği Basın Toplantısı

    İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulumuzun bugünkü toplantısında, insan haklarında ulusça muhtaç olduğumuz iyileşmeleri gerçekleştirmek için esasen sürdürdüğümüz çalışmaların, bundan sonra daha etkin ve daha verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli yapısal hususlar üzerinde durduk. Vardığımız sonuçlar şunlardır:

    Yeni bir örgütlenme, Başbakanlık bünyesinde yeni bir örgütlenme ve Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de bir değişiklik yapılmasını öngören bir örgütlenme. Başbakanlık bünyesinde İnsan Hakları Başkanlığı kurulmasını öngörüyor. Bu bizim yürütme organımız olarak, benzetme yerindeyse ve yerinde, görev yapacaktır. İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulumuzu tabiatıyla koruyoruz. O bizim değerlendirme, karar ve yetki üretim organımız olarak işlev görmeye devam edecektir.

    Ve buna ilave, danışma organı olarak yararlanılmak üzere bir İnsan Hakları Danışma Kurulu kuruyoruz. Buradan kasıt anlaşılmıştır zaten. Sivil toplum örgütlerimizle sürekli, düzenli ve organik bir iletişim içinde olma arzusu vardır.

    Bu üçlü yapılanmayla daha iyi götüreceğimizi düşünüyoruz. Ve tabii ki Başbakanlık Teşkilatı Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'ye bütün unsurları işleyerek, bu yapılanmaya yasal bir güvence ve süreklilik de kazandırmış olacağız. Bugün çalışmalarımızı tamamladık. Bir-iki ufak yazım değişikliği sözkonusu olacak. Önümüzdeki günlerde bunu da tamamladıktan sonra kanun tasarısı olarak, bir değişiklik kanunu tasarısı olarak arzedebilecek durumda olacağız.

    Bunun dışında, İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi'yle ilgili yönetmelikte ufak tefek çok teknik, burada üzerinde durulması gerekmeyen değişiklikler üzerinde de görüştük ve onları da benimsedik.

    Bugünkü çalışmalarımız bunlardan ibaretti. Önemsiyorum ve eğer uygun görülecek olursa daha üst katlarda, çok daha önemli sonuçlar bekleyebileceğimizi ümit ediyorum. Bu örgütlenme şemasıyla insan hakları konusunun yürütülmesini Ankara'dan ülkenin bütününe yaymış olacağız. Sivil toplum örgütlerimizi, üniversitelerimizi fotoğrafımızın içine alacağız. Bunların birikimlerinden, telkinlerinden yararlanma olanağımız daha sistematize olacaktır.

    Ve ayrıca, burada yapılanların da toplum katlarına daha etkin bir şekilde iletilebilmesi bakımından, ihtiyaç duyduğumuz insan hakları bilincinin toplumsal düzeyde daha yaygınlaşması bakımından yararlar elde edebileceğimizi düşünüyorum.

    Bugün size söyleyebileceğim ikinci husus; hatırlayacaksınız 14 Ekim 1999 tarihinde sivil toplum örgütlerimizle birlikte bir toplantı düzenlemiştik. Bilim adamlarımız ve parlamenterlerimizin de yer aldığı toplantı. Orada yapılmış olan sunuşları bir kitapta topladık. Bugün dağıtımına başladığımız kitap budur.

    Teşekkür ediyorum.

    Soru: AB'ye adaylık sürecinde insan haklarına yönelik bir sivil çalışma başlatacak mısınız?

    Cevap: Başında da söyledim, bugüne kadar sürdürdüğümüz çalışmaların daha etkin ve verimli olarak yürütülebilmesi için benimsediğimiz, zaten başlangıçtan beri düşündüğümüz ama şimdi sonuçlandırma noktasına iyice yaklaştığımız bir yapılanma sözkonusu. Neler yapılacak diye mi anlamalıyım sorunuzu?

    Soru: Evet.

    Cevap: Aslında yapılması gereken çok şey var. Yasal planda bazı düzenlemeler yapılmalı. Ugulamada daha dikkatli olunmasına ihtiyaç var. Bunu hep söylüyorum, bu alandaki bilincin geliştirilmesine ihtiyaç var.

    Tek tek konular üzerinde durmayı şimdi yararsız addediyorum. Ama ülke olarak hep gereksinimlerimizle, yapılabilir olanları buluşturup, mümkün olduğu kadar erken buluşturup, adım adım ilerlemek istiyoruz. Özgüvenle ilerleme kararındayız. Ve bu ihtiyaç duyduğumuz iyileştirmeler, yalnız hükümetin ve sonra Meclis'in getireceği, benimseyeceği yasaların bize sağlayacağı iyileştirmeler değildir. Toplumla sürekli iletişim içinde, sorumluluk duygusuyla, basiretle atılacak adımlar sözkonusudur. Hükümetin, Meclis'in öncülüğü esastır gayet tabii. Ama toplumumuzda vatandaşlarımızın her biri de bize ilham verecek davranışlar içinde olabilirler. Türkiye'yi normlara daha süratli bir şekilde eriştirebileceğimizi düşünüyorum.

    Soru: İnsan Hakları Başkanlığı'nın yapı ve görevleriyle ilgili net bir bilgi verebilir misiniz?

    Cevap: Hepsi hazırladığımız bu yasa tasarısında yer alacak. Biraz evvel söyledim, ayrıntılara burada gerek yok, sır olduğu için değil, o yürütme organı olacaktır. Diyelim ki gelen şikayetlerin izlenmesi, denetlenmesi, bunları yürüten organ olarak düşünün. İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nun değerlendirme ve fikir üretme organı olarak düşünün. Belki gerekli yasal değişiklikleri hazırlama organı olarak düşünün.

    Üçüncüsü de İnsan Hakları Danışma Kurulu. Adı üstünde danışma organı. Bütün bu yapılanmayı toplumun bütün kesimleriyle ve vatandaşla doğrudan irtibatlandıran iletişim ağı olarak düşünmek lazım.

    Soru: İdam cezasının kaldırılması konusunda yeni bir girişiminiz olur mu?

    Cevap: Siz benden Sayın Başbakanın bir beyanı hakkında yorum yapmamı istiyorsunuz.

    Soru: Uygulama noktasındaki insanların, bakış açılarının değiştirilmesi ve bilgilendirilmeleri konusunda nasıl bir yöntem düşünüyorsunuz?

    Cevap: İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Programı çerçevesinde sürdürülen çalışmalar var. Bütün kuruluşlar kendi bünyelerinde çalışmalarını sürdürüyorlar. Herşey basına yansımıyor ancak tabii bu çok önemli bir konu. Burada da yukarıdan aşağıya bir bilinç aktarımıyla meselelerimizin daha hafifleyeceğini düşünüyorum. Türkiye normlara doğru yürüdükçe şikayetlerimizin birazcık da kendiliğinden azalacağı düşüncesindeyim. Mesele işin peşini bırakmamaktır. Bugünden yarın sabaha hemen çok çok gözle büyütülecek iyileştirmeler beklemek belki gerçekçi olmaz ama süreklilik önemlidir. Azim önemlidir, biraz önce belirttim işin peşini bırakmamak önemlidir. Bırakmayacağız.

    Soru: Terörle Mücadele Yasası'nın 8. Maddesi'nin kaldırılması ve TCK'nın 312. Maddesi'nin kaldırılması konularında bir çalışma yapacakmısınız? AB'ye adaylık sonrasında.

    Cevap: Şimdi yönümüz bellidir, yapılması gerekenler, bellidir, normlar bellidir, uyulması gereken normlar. Türkiye'nin verileri ortadadır. Makulün yapılması çerçevesinde yapılması gerekenlerin hepsi bir sistem dahilinde yapılacaktır.

    Soru: Azınlıkların durumları konusunda, Lozan Andlaşması çerçevesinde tanınan azınlıklara yeni bir düzenleme yapılacak mı? Mesele ibadethanelerin tamiri konusunda.

    Cevap: Bir kere bir tarama çalışmasını yapmamız gerekiyor. Bu aklınıza gelebilecek her konu için geçerlidir. Lozan'la tanınmış olan azınlıklar konusunda Türkiye'nin yükümlülükleri bellidir. Bu yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmemesi gibi bir şey sözkonusu değildir. Kabul edilemez bir eksiğimiz, aksağımız herhangi bir noktada olmuşsa eğer ve farkedilmişse mutlaka ne gerekiyorsa yapılır.

    Soru: İnsan Hakları Başkanlığı'nın yetkileri, yaptırım gücü nedir?

    Cevap: Ben yaptığımız bir hazırlıktan söz ettim. O bizim düzeyimizde uygun görülmüştür. Ama tekemmül etmesi için daha üst düzeyde benimsenmesi lazım. Ondan önce açıklamayı ben uygun görmem.

    Soru: Görevleri ne olacak?

    Cevap: Görevleri zaten yapılan hazırlıkta yazılı.

    SORU: SIMITIS'in, LIPPONEN'in mektubuyla ilgili açıklamasına ne diyorsunuz?

    Cevap: Ben Sayın SIMITIS'in hangi kaygılarla böyle şeyler söylüyor olabildiği konusunda yorum yapamam. Ancak Sayın SIMITIS''in, Yunanistan Başbakanı'nın söylediğinin maalesef doğru olmadığını söyleyebilirim. Mektubun statüsü ile ilgili olarak belirttikleri doğru değildir. Gerçeği yansıtmamaktadır. Sayın LIPPONEN'in, Finlandiya'nın Başbakanı olduğu doğrudur tabii. Ancak LIPPONEN o güvence mektubunu Sayın Başbakanımıza tabii ki Finlandiya Başbakanı olduğu için değil, AB Dönem Başkanı olduğu için göndermiştir. İçindeki ifadelerde de zaten Sayın LIPPONEN, AB adına açıklamalar yapmakta ve güvence vermektedir. Aksini de düşünmek zaten mümkün değildir.