20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, bir yandan uluslararası deniz taşımacılığı sektöründe yaşanılan hızlı gelişmeler, diğer taraftan denizlerdeki eko-sistemin korunmasının arzettiği önem, deniz çevresinin kirlenmesinin önlenmesi ve seyir güvenliğinin sağlanması konularının önem kazanmasına neden olmuş ve bu amaçla küresel işbirliği mekanizmalarına gereksinim duyulmuştur. Global çerçevede bu kaygıyla atılan adımların başında, 1948 yılında BM tarafından Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) kurulması gelmektedir. Ana işlevi denizlerde seyir güvenliğini arttırmak ve deniz çevresinin korunmasına yönelik uluslararası standartlar geliştirmek olan IMO, 1959 yılından bu yana faaliyetlerini aralıksız biçimde sürdürmektedir.
Dünyanın en gözde su yollarına sahip olan, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, bu yöndeki gelişmelere başından itibaren aktif biçimde katılmış, bu çerçevede IMO'nun kurucu üyesi sıfatıyla, 1958'den bu yana Örgüt faaliyetlerine etkin biçimde iştirak etmiştir.
Türkiye'nin denizde seyir güvenliğinin artırılması ve deniz çevresinin korunması konularında en etkin kuruluş olarak nitelenebilecek olan IMO'nun faaliyetlerine katılma ve Örgüt'ün geliştirdiği uluslararası standartları etkileme yolundaki çabaları, 19 Kasım 1999 tarihinde IMO Konsey üyeliğine seçilmesiyle önemli bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır. IMO'nun Londra'da yapılan 21. Genel Kurulu'nda Konsey üyeliği için yapılan seçimlerde, Türkiye'nin geçerli 124 oyun 76'sını alarak seçilmesi, ülkemizin denizcilik konularında diğer uluslar nezdindeki ağırlığını sergilemesi bakımından da kayda değer bir husustur.
Konsey üyeliği sayesinde, denizcilik alanında, denizlerde seyir ve çevre güvenliğinin sağlanması başta olmak üzere ülkemizi yakından ilgilendiren bir dizi önemli konunun görüşüldüğü IMO'daki konumumuz güçlendirilmiş olacaktır. Bu yolla ayrıca, deniz ve çevre güvenliği alanlarında öneri ve girişimlerimize diğer ülkelerden destek sağlanması ve bu konulara ilişkin tezlerimizin uluslararası kamuoyu nezdinde daha etkin anlatılabilmesi kolaylaşacaktır.
Doğu ile Batı ve Kuzey ile Güney arasında karadan olduğu kadar su yolları bakımından da bir kavşak noktası ve köprü işlevi gören Türkiye'nin IMO Konsey üyeliğine seçilmesi, son yıllarda bu bağlamda giderek artan ve herkesçe kabul edilen önemimizin çarpıcı bir teyidi olmuştur.