Avrasya olarak anılan yeni siyasi coğrafi oluşumda ortaya çıkan bağımsız cumhuriyetlerin uluslararası toplumun genç üyeleri olarak dünya sahnesinde yerlerini almalarıyla birlikte, Kafkasya ve Orta Asya ölçeğinde istikrar, karşılıklı dayanışma ve işbirliği ile refahın güçlendirilmesi yönünde önemli fırsatların belirdiğinin bilinciyle hareket eden Türkiye, bölge ülkelerine siyasi ve ekonomik bağımsızlıklarının pekiştirilmesi yolunda ikili ve bölgesel düzeyde gereken desteği sağlamış, Avrasya'da barış ve karşılıklı güvenin tesisi ile ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi için büyük çaba sarfetmiştir. Bu çerçevede, siyasi ve ekonomik geçiş sürecini yaşayan bölge ülkelerinin sahip oldukları petrol ve doğal gaz rezervlerinin kullanılır hale getirilmesi, Kafkasya ve Orta Asya'nın geleceğine yönelik önemli bir umut ışığı olarak ortaya çıkmıştır. Sözkonusu enerji kaynaklarının işletilerek, dünya pazarlarına iletilmesi, bu ülkelerin ekonomik bağımsızlıklarının pekiştirilmesinin yanı sıra, siyasi yapılarının güçlendirilmesi yönünde de önemli rol oynayacaktır.
Türkiye'nin Hazar Havzası enerji kaynaklarının işletilmesi ve doğu-batı yönünde dünya pazarlarına ulaştırılması konusunda öncü bir rol üstlenmesinin ardında da bu anlayış yer almaktadır. Bu çerçevede, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol bolu hattı ile Hazar geçişli doğal gaz boru hattı süratle gerçeğe dönüşmektedir. 18 Kasım 1999'da, Türkiye ile Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan ve Kazakistan Cumhurbaşkanları tarafından imzalanan petrol ve doğal gaz boru hatları çerçeve anlaşmalarından sonra, geçtiğimiz günlerde Bakü-Tiflis-Ceyhan'a ilişkin Gürcistan ve ardından Azerbaycan Evsahibi Ülke Anlaşmaları'nın da imzalanmaları, Bakü-Ceyhan-Tiflis'e hayatiyet kazandırılması sürecinde önemli kilometre taşlarını oluşturmuştur. Bu belgelerle, Hazar Havzası ülkeleri, bölgede işbirliği ve barışa dayalı ilişkiler ile halkları için daha iyi bir yaşam inşa etme yolundaki iradelerini bir kez daha kararlılıkla ortaya koymuş olmaktadırlar. Bundan sonraki aşama, bölge halkları için hayati öneme sahip bu boru hatlarının yapımına başlanması ve süratle tamamlanmasıdır. Hazar Havzası'nda ortaya çıkan bu yeni enerji coğrafyasının Türkiye üzerinden dünya piyasalarına taşınmasında kaydedilen gelişmeler, bölge ülkelerinin uzun vadeli ekonomik kalkınmaları için gerekli olan mali kaynaklara kavuşmalarını sağlayacak ve siyasi bağımsızlıklarını pekiştirecektir. Öte yandan, sözkonusu boru hatları projelerinin, paralel ulaşım ağlarıyla desteklenerek hayata geçirilmesinden sonra Türkiye, üretici ve tüketici pazarları birbirine bağlayan bir enerji terminali haline gelecektir.
Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da bu projelerin gerçekleştirilmesi yönündeki çabalarını kararlılıkla sürdürecek; bu çerçevede, Hazar Havzası enerji kaynaklarının en güvenli ve ekonomik şekilde dünya pazarlarına ulaşımını sağlayarak, bir yandan dünya enerji piyasalarının çeşitlendirilmesine, diğer bir yandan da bölgesel istikrar ve refahın arttırılmasına katkıda bulunmaya devam edecektir.