Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ilk resmi yurtdışı ziyaretini, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın daveti üzerine, 22-23 Haziran tarihlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yapmıştır.
Cumhurbaşkanı Sezer, ziyareti sırasında, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı ile KKTC Başbakanı ve Başbakan Yardımcısı ile de görüşmelerde bulunmuş; bu temaslarının yanısıra, Ada'da barış ve istikrarın güvencesi olarak görev yapan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nda incelemeler yapmış; Dr.Fazıl Küçük'ün Anıtkabri'ni ve Boğaz Şehitliği'ni ziyaret etmiş; Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde bir konuşma yapmış, ayrıca, Lefkoşa ile Karpaz arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan projenin bir parçasını oluşturan Ercan-Serdarlı yolunun açılış törenine katılmıştır.
Bu ziyaret, Cumhurbaşkanımıza, KKTC'nin kültürel, sosyal ve ekonomik alanlarda kaydettiği hızlı gelişmeyi yerinde görme imkanını sağlamıştır. Nitekim Cumhurbaşkanı, yaptığı konuşmalarda, ambargo nedeniyle ürettiği mallarını özgürce dış pazarlara ulaştıramayan, Türkiye dışında dünyadan hiçbir yardım alamayan ve dış dünya ile haberleşmesi dahi engellenerek, her alanda kuşatılmak istenen KKTC'nin, tüm bu olanaksızlıklara karşın 17 yıl gibi kısa sayılabilecek bir sürede geldiği noktanın önemli bir başarı olduğunu vurgulamış; günümüzde, KKTC'nin, demokratik standartları, üniversiteleri ve altyapısı ile övgüye değer bir gelişme düzeyine ulaştığını belirtmiştir.
Ziyaret ayrıca, Türkiye ve KKTC Cumhurbaşkanları'na, Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu durumu değerlendirmeleri ve ikili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve derinleştirilmesi amacıyla görüş alış verişinde bulunmaları imkanını sağlamıştır. Cumhurbaşkanı Sezer, bir bütünün iki parçası olan Türkiye ile KKTC'nin, konulara aynı açıdan baktıklarını ve ulusal bir dava olan Kıbrıs konusunda omuz omuza mücadele verdiklerini, ziyaretinin Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkına olan desteğinin bir ifadesi olduğunu vurgulamıştır.
Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tutumu son derece açıktır. Türkiye Kıbrıs'da barışın kalıcı olmasını, Ada'da 1974 öncesi yaşananların bir daha yaşanmamasını istemektedir. 1974 sonrasında, Kıbrıs'a barış ve huzurun geldiği bir gerçektir. Bu sayede iki taraf demokratik düzenlemelerini pekiştirmiş, ekonomik kalkınma atılımlarını güçlendirmiştir. Bugün Kıbrıs'a baktığımızda karşılaştığımız gerçek, kendi sınırları içinde egemen iki ayrı devletin varlığıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 17 yıllık bir gerçektir. Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için çaba harcayan herkesin bu gerçeği görmesi gerekmektedir.
Türkiye için asıl olan, Kıbrıs Türk halkının geleceğe güvenle bakmasıdır. Türkiye bunun için her alanda gereken adımları atma kararlılığındadır.