ANKARA- (ANADOLU'-NUN SESİ) Türk yurtdışı göç hareketi 40. yılına girmektedir. Bu süreçte önemli değişimler ve gelişmeler meydana gelmiştir. Bu 40 yıl kolay geçmedi. Çeşitli sıkıntılar, sorunlar içerisinde. Özellikle iki Almanya'nın birleşmesinden sonra hızla artan aşırı sağcı, yabancı düşmanı ırkçı odaklı saldırılar ile 90'lı yıllar değişik bir içerik kazandı.
Misafir işçilikten, çalıştırılan ülkede kalıcı konuma geçen yurtdışında yaşayan Türk toplumu kendi dinamiğini de yarattı. Bugün 73 binin üstünde Türk girişimci AB üyesi ülkelerde 350 bin kişilik bir istihdam potansiyeli, 61,5 milyar DM'lık ciro ve 15,4 milyar DM'lık yatırım hacmiyle Avrupa ekonomilerine katkıda bulunmaktadır.
AB üyesi ülkelerde çalışan Türklerin bulundukları ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYİH) toplam katkıları da 108 milyar DM'tır.
Bu gelişmelere karşın kurumsal ve örgütsel eksiklikler nedeniyle yurtdışındaki Vatandaşlarımızın sorunlarına yeterince çözüm bulunamamıştır.
Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu (YYVDK), eşgüdüm sağlayarak, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla, TBMM, devlet bürokrasisi ve özel kuruluşlar arasında doğrudan iletişim başlatmıştır. Böylece karşılıklı görüş alışverişi ile sorunların çözümü kolaylaşabilecektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarına çifte vatandaşlık hakkı tanımasına rağmen, bazı Avrupa ülkelerinin çifte vatandaşlığı kabul etmemesi bu ülkede yaşayan Türklerin kendilerine sağlanan yasal haklarını tam olarak kullanmalarını engellemektedir.
Bu sakıncayı ortadan kaldırmak amacıyla, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Türk vatandaşlığından çıkmalarının Türkiye’de yaratacağı ekonomik ve sosyal eksiklikleri ve haksızlıkları giderebilmek için 1995 yılında 4112 Sayılı Yasa çıkartılmıştır.
4112 Sayılı Yasanın uygulamasında karşılaşılan sorunlar üzerinde yapılan çalışmalar Bakanlığımın koordinatörlüğünde hızlandırılmış ve aşağıdaki konulara çözüm getirilmiştir:
İçişleri Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile yapılan çalışmalar sonucunda yayınlanan genelgelere göre kimlik kartı yerine kullanılabilen Pembe Kart’ın ibraz edilmesi durumunda, belge hamili kişiler kanunda çerçevesi çizilen haklardan Türk vatandaşı gibi yararlanabileceklerdir. Bu çerçevede; ikamet tezkeresi olmadan ikamet edebilme, çalışma vizesi ve çalışma izni almadan çalışabilme, Türk vatandaşı gibi eğitim ve öğretim haklarından yararlanma, Türkiye’ye giriş ve çıkışlarda istedikleri kimliği kullanabilmeleri mümkün kılınmıştır. Ayrıca; yatırım yapmak isteyenler, Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nden izin almaksızın Yatırım ve Teşvik Genel Müdürlüğü’nün olanaklarından faydalanabileceklerdir.
Pembe Kart hamili kişiler ile bunların kanuni mirasçılarının taşınmaz mal iktisabı, ferağı, miras ve mülkiyetten ayrı ayni haklara (ipotek,rehin gibi) ilişkin her tür talepleri yabancılara uygulanan kısıtlayıcı hükümler uygulanmaksızın aynen Türk vatandaşları gibi ilgili tapu sicil müdürlüklerince sonuçlandırılacaktır. Çifte vatandaşlığı kabul eden ülkelerde izinsiz olarak yabancı bir ülke vatandaşlığına geçenler, iyi niyetli olmak şartıyla, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne ve Dış Temsilciliklerimize başvururlarsa Türk vatandaşlığını koruma izni verilmekte ve yabancı ülke vatandaşlıkları nüfus kayıtlarına işlenmektedir. Kısacası, bir koruma izni müessesesi oluşturulmuş bulunmaktadır.
Vatandaşlıktan çıkma, çıkarılma, kaybettirilme, yeniden alınma gibi tasarruflar hukuki sonuçlar doğuran işlemlerdir. Özellikle, vatandaşlıktan çıkma işlemlerinin 6 ay içerisinde bitirilmesi hedeflenmektedir.
Yapılan çalışmalar sonucu T.C. Savunma Bakanlığı 1960 ve daha yaşlı doğumlulara dövizli askerlik hizmetinden yararlanma imkanı sağlamıştır. Buna ek olarak, Türk vatandaşlığını kaybettirilenler de 29 Ekim 2001 tarihine kadar Türk vatandaşlığına müracaat etmeleri ve vatandaşlığa alındıkları tarihi takip eden bir yıl içinde başvurmaları kaydıyla dövizli askerlik hizmetinden yararlanabileceklerdir.
Yurtdışındaki vatandaşlarımızın Türkiye’deki genel seçimlerde oy kullanabilmeleri konusundaki yasal değişme zorunluluğunun Hükümet Programında yer alması bu konunun Hükümet ortağı siyasi partilerce önemsendiğinin bir göstergesi olup, konu TBMM Dış İşleri Komisyonu’nun gündemindedir.AB üyesi ülkelerdeki vatandaşlarımızın AB hukuku açısından sahip oldukları hakları ve ABAD tarafından şimdiye kadar alınmış kararları içeren bir kitap, tavsiye kararları çerçevesinde hazırlanmış ve ilgili yerlere dağıtımı sağlanmıştır. Bu konu özellikle Hukuki Konuları Değerlendirme ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Komitesi’nce daha geniş boyutta ele alınacaktır.
Ekonomik Güçlendirme Komitesi’nde alınan tavsiye kararları çerçevesinde; yurtdışındaki KOBİ faaliyetlerinin yürütülmesinin koordinasyonu Halk Bankası'na verilmiştir, bankalarımızın yurtdışındaki vatandaşlarımıza daha yaygın bir şekilde ulaşabilmeleri için gerekli bilgi desteği sağlanmıştır, bankaların yapacakları tüm kredi sözleşmelerinde kesin dönüş şartı konulmaması yönünde Bankalar Birliği’nce bütün bankalara bilgi verdirilmiştir. Vakıfbank Viyana’da banka şubesi açarken, Halk ve Emlak Bankaları da temsilciliklerini Finans Enstitüsü'ne dönüştürmüşlerdir, Avustralya’da yaşayan vatandaşlarımıza destek olunması ve karşılıklı ticarete katkı amacıyla anılan ülkede bir Türk bankası kurulması veya bir şube açılmasıyla ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’deki gayri menkullerinin ipotek edilerek Türkiye’deki bankalardan veya bunların yurtdışı şubelerinden kredi alabilmeleri yönündeki tavsiye kararının ilgili kanun uyarınca uygulanmadığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine Dış Ticaret Müsteşarlığı’nca hazırlanan değişiklik tasarısı TBMM’nce gündeme alınmıştır. Yurtdışındaki çocuklarımıza daha iyi hizmet verebilmek düşüncesiyle, Din ve Eğitim Müşavirlikleri kadrolarının kalitesinin arttırılmasına yönelik yeni tedbirler alınmış, yurtdışına gidecekler için dil bariyer sınavı ve özel komisyonlar oluşturulmuştur.
Amacımız, vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerde eşit haklara sahip bireyler olarak, yaşadıkları toplum içerisinde uyumlu olmalarıdır. Bunun da temel şartı iyi bir eğitimdir. Ana diline saygı gösterilen, dinini ana dilinde öğrenmesi engellenmeyen toplum bireylerinin içinde bulunduğu topluma bir yandan kültür zenginliği getirirken, öte yandan kaynaşmasının da daha kolay olacağı düşünülmektedir.
Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu'nun başarısı bizlerin uyum içerisinde çalışması ile orantılı olacaktır. Bu heyecanın ve isteğin var olduğunu görmek beni çok mutlu etmektedir.
Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu ile Türkiye Cumhuriyeti'nin çok önemli bir adım attığına inanıyor, bunun gururu ve kıvancı ile sizleri tekrar selamlıyorum.