Devlet Bakanı, Rüştü Kazım Yücelen'in RTÜK ile ilgili TBMM Anayasa Komisyonu'nda yaptığı konuşma

    Anayasa Komisyonu'nun sayın Başkanı, değerli üyeleri, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

    Radyo ve Televizyon yayınlarını düzenlemek, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esasları belirlemek amacıyla 13 Nisan 1994 tarihinde yürürlüğe konulan 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un, altı yılı aşkın uygulama döneminde birçok sorunlarla karşılaşıldığı hepinizin malumudur.

    Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yaşanan tecrübeler, ortaya çıkan sorunlar ve bu sorunların çözümüne ilişkin toplumun çeşitli kesimlerinde, medya kuruluşlarında ve kamuoyunda oluşan öneri ve beklentiler dikkate alınarak hazırlanan ve Hükümetimizce Komisyonunuza arzedilen değişiklik tasarısı ile huzurlarınızdayız.

    Huzurlarınıza getirdiğimiz tasarı; radyo ve televizyon yayıncılığının çoğulcu bir anlayışla yapılması, bireyin ve toplumun doğru haber alma hakkını koruyan, teknolojik gelişmenin gerisinde kalmayan, geleneksel ve milli kültürümüze uygun yayın yapmayı hedefleyen, Anayasa'ya, yürürlükteki yasalara, Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi'ne ve milli hukukumuzun bir parçası olan uluslararası antlaşma, sözleşme ve metinlere uygun bir yaklaşımla düzenlenmiştir.

    Avrupa Birliği'ne adaylık sürecinde, ülkemizin idare ve hukuk alanında yeniden yapılanma ve mevzuatını tümüyle gözden geçirme ihtiyacı da, komisyonunuza sunulan tasarının hazırlık aşamasında gözönünde bulundurulmuştur.

    Sayın Başkan, Komisyon'un saygıdeğer üyeleri, uygar, çoğulcu ve saydam demokrasilerde Devlet; bir yandan bireysel, örgütsel ve toplumsal özgürlüklerin sınırlarını olabildiğince genişletirken, diğer yandan da ülkenin güvenliğini, toplumun refahını ve esenliğini güvence altında bulundurmak yükümlülüğündedir. Bir başka ifadeyle çağdaş ve modern devlet; özgürlükle güvenlik arasında denge oluşturmak zorundadır.

    İletişim teknolojisinde, son yıllarda meydana gelen baş döndürücü gelişme ve bu gelişmenin oluşturduğu sosyo-kültürel ve sosyo-politik dinamikler; Anayasa ve yasalarla örtüşen değil; çatışan bir olguya dönüşünce, hukuksal altyapısı olmayan bir özel radyo-televizyon yayıncılığı gerçeği ve fiili durumu karşımıza çıkmıştır. Bu altyapısı olmayan zorunlu ve fiili süreç; özel radyo ve televizyon yayıncılığında kurumsallaşma ve etik anlayışın yerleşmesini geciktirmiştir.

    Sayın Başkan; sayın üyeler, uygar devletin ana işlevi; özgürlüklerin önündeki engelleri, özgürlüklerin kullanımına zarar vermeyecek bir sınıra kadar kaldırmak ve özgürlüklerin kullanım alanını genişletmektir. İletişim teknolojisindeki başdöndürücü gelişme ve İnternetin bilgi trafiği yönlendirmede etkin olması, küreselleşme, globalleşme olgusunu toplumun gündemine ağırlıklı bir biçimde oturtmuştur.

    Globalleşme sürecinde Türkiye, tek kanallı siyah-beyaz televizyondan çok kanallı renkli televizyona geçiş evresini öngörülenden de hızlı bir biçimde yaşamıştır. Bu süreçte ulusal, bölgesel ve yerel olmak üzere 261 televizyon ve 1200 radyo, kurumlaşma aşamasını tamamlayarak elektronik yayın dünyasında yerini almıştır.

    Böylece ülkemiz, çok kısa bir sürede çoğulcu yayıncılık yaşamına geçmiştir. Teknolojideki ve, toplumdaki gelişme; Anayasanın ve yasanın önüne geçerek fiili durumu oluşmuştur. Doğaldır ki, bu fiili durum ve hızlı değişim, bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Özellikle radyo ve televizyon yayıncılığı ile halkın beklenti ve beğenisi arasında zaman zaman çelişen durumlar ortaya çıkabilmiştir. Bu çelişen isteklerin ve farklı beklentilerin bileşkesi; medya demokrasisi dediğimiz yeni bir demokrasi anlayışını gündeme getirmiştir.

    Medya demokrasisi anlayışı ve yaklaşımı içinde, siyasal yönetimlerin, iktidar gücünü televizyonlar üzerinde baskı unsuru olarak kullanmamaları gerekmektedir. Özgürlükçü ve çoğulcu yayıncılığın temel karakteristiği; medya ile siyasal yönetimler arasında organik bir ilişkinin bulunmamasıdır.

    Ancak; siyasal yönetimler, yayıncılık alanında düzenleyici rol oynayabilirler.

    Nitekim; Anayasa'nın 133. maddesinin değiştirilerek radyo ve televizyon yayıncılığında TRT tekelinin kaldırılması ve 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un çıkarılması; devletin ve siyasal yönetimlerin bu alandaki düzenleyici rolünü ön plana çıkartmıştır. Burada, üzerinde önemle durulması gereken nokta, düzenleyici rolün; medyaya müdahale yetkisi olarak anlaşılıp, algılanmamasıdır.

    Devletin düzenleyici rolü çerçevesinde çoğulcu medyanın da, toplumsal ve yasal sorumluluklarının bilincinde olacakları bir yayıncılık anlayışını egemen kılmaları özel bir önem taşımaktadır. Kişilik haklarına saygı gösterilmesi, demokratik laik cumhuriyetin temel sistematiği ile Türkiye'nin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğüne aykırı yayın yapılmaması ve Türk toplumu ile Türk ailesinin dokusunu zedeleyen değil; besleyen yayıncılık anlayışının egemen olması, özgürlükçü, çoğulcu, demokrat ve kucaklayıcı yaklaşımın çerçevesini oluşturmaktadır.

    Bu nedenle; gazetede yazı yazan, televizyonda program hazırlayıp sunan gazeteci, ister istemez kullandığı özgürlükle birlikte topluma karşı sorumluluk da üstlenmek durumundadır.

    Bu sorumluluğun doğal sonucu, yanlışı, eksiği, haksızlığı ve adaletsizliği eleştirmenin yanında başarıyı, iyi ve güzeli de özendirecek yazılar yazıp, sözler söylemeyi gerekli kılmaktadır. Toplum adına denetim yapmak; yanlışı ve başarısızlığı kamuoyu nezdinde cezalandırırken, güzelliği ve başarıyı ödüllendirme sorumluluğunu da basın mensuplarına yüklemektedir.

    Sayın Başkan; Komisyon'un değerli üyeleri; huzurlarınıza getirdiğimiz tasarı; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun üye seçim sistemini yeniden düzenlemektedir. Mevcut durumda üyeler, TBMM tarafından 6 yıllığına (5'i iktidar, 4'ü muhalefet) olmak üzere seçilmekte, 5 yılda bir yapılması gereken fakat fiilen 4 yılda bir yapılan genel seçimler sonucu oluşan koalisyonlarla, üye kompozisyonundaki iktidar-muhalefet dengesi bozulmaktadır.

    Böylece; kanun koyucunun öngördüğü tablonun dışında fiili bir durum oluşmaktadır.

    Tasarıda, TBMM tarafından, siyasi partilerin TBMM Başkanlık Divanı'ndaki temsil oranlarına göre seçilecek 5 üyenin yanında Bakanlar Kurulu'nca atanacak ve çeşitli kurum ve kuruluşları temsil edecek 4 üye olmak üzere toplam 9 üyeden oluşacak ve üyelerin görev süreleri 4 yılla sınırlı olacaktır. Ayrıca, Üst Kurul'un idari kademelerinin yeniden yapılandırılarak hizmetin özelliklerine uygun daha üretken bir konuma getirilmesi öngörülmektedir.

    Diğer yandan; tasarıda, toplumun birçok kesiminde ağırlık kazanan, ekran karartma yerine para cezası ve programın yayından kaldırılması cezası uygulaması öngörülmüştür. Bunun yanında; irticai ve bölücü yayınlara karşı daha sert ve caydırıcı müeyyideler getirilmiştir. Bu durumda irticai ve bölücü yayın yapan radyo ve televizyonların yayınları önce bir ay süreyle durdurulacak, ihlalin tekrarı halinde yayına süresiz ara verilecek ve yayın lisans izni iptal edilecektir. Bu arada; genel yayın ilkeleri yeniden düzenlenerek daha anlaşılır ve kapsayıcı hale getirilmiştir.

    Öte yandan; mevcut Kanun, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nu denetim mekanizmasının dışında tutarak, Devlet yapısında ayrıcalıklı bir konuma getirmiştir.

    Tasarı; Üst Kurul'u Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun denetim alanına çekerek ayrıcalıklı duruma son vermeyi öngörmektedir. Tasarıda, 2813 Sayılı Kanun Hükümlerine uygun olarak frekans planları yapma yetkisi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'ndan alınarak Telekomünikasyon Kurulu'na verilmiştir.

    Bu arada tasarı, televizyon kanalı ve radyo frekansı tahsis yetkisini Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na bırakmıştır.

    Ayrıca; Tasarı'da Radyo ve Televizyon yayını yapmalarına izin verilen anonim şirketlerin hisse oranları ve sermaye yapısıyla ilgili uymaları gereken hususlar, yeniden düzenlenmiştir. Buna göre; bir radyo ve televizyon kuruluşunda gerçek ve tüzel kişinin payı % 50'yi geçemeyecek ve yabancı sermayenin payı da, ödenmiş sermayenin % 25'ini aşamayacaktır. Ayrıca; hisseler nama yazılı olmak zorundadır.

    Bu düzenlemeden amaç; radyo ve televizyon sahipliğinde gizli sahiplik veya ortaklık yerine, açık ve şeffaf bir yapılanmaya gitmektir.

    Sayın Başkan; saygıdeğer üyeler; huzurlarınıza getirdiğimiz düzenlemenin temel amacı şöyledir:

    Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmak,

    Demokratik laik Cumhuriyet'in temel sistematiğini kucaklamak,

    Milli ve manevi değerlerimizle, toplumsal dokumuzu ve Türk aile yapısını korumak,

    En temel insan hakkı olan kişilik haklarına sonuna kadar saygılı olmak,

    Çoğulcu, katılımcı, saydam ve özgürlükçü demokrasiyi vazgeçilmez bir hayat tarzı olarak benimsemek,

    İlerlemeci, gelişmeci, çağdaş ve uygar her girişimi desteklemek,

    Tüm oluşumların odağına insanı oturtarak insan onuruna saygıyı esas almak,

    Hepinize en içten sevgi ve saygılar sunuyorum.