Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Haziran ayında KKTC'ye yaptığı ilk yurtdışı gezisinin ardından, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in daveti üzerine 11-12 Temmuz 2000 tarihlerinde Bakü'ye resmi bir ziyarette bulunmuştur. Başbakan Yardımcısı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer ile Dışişleri Bakanı İsmail Cem bu ziyarette Cumhuraşkanına eşlik etmişlerdir.
Cumhurbaşkanının ziyareti, iki liderin ülkelerini yakından ilgilendiren bölgesel ve diğer uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunmalarına imkan sağlamış ve Türkiye ile Azerbaycan arasındaki içten ve sıcak ilişkilerin daha da geliştirilmesine katkıda bulunmuştur.
Bu ziyaret, Azerbaycan'ın Türk dış politikasında öncelikli bir konuma sahip olduğuna işaret etmektedir. Nitekim Türkiye, bağımsız Azerbaycan'ı tanıyan ilk ülke olmuş; bağımsızlığını kazanmasından bu yana hep yanında bulunmuş; bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasında ve uluslararası toplumda hakettiği yeri almasında gereken desteği vermiştir. Bunun neticesinde, iki ülke arasındaki ilişkiler karşılıklı saygı, güven ve dostluk temeli üzerinde sürekli gelişme kaydetmiştir.
Bu çerçevede Türkiye, Yukarı Karabağ sorununa barışçı yollardan, kalıcı ve adil bir çözüm bulunması amacıyla çaba göstermektedir. Minsk Grubu'nun da aktif bir üyesi olan Türkiye, tüm uluslararası forumlarda, Ermenistan tarafından uluslararası hukuka aykırı şekilde işgal edilmiş bulunan Azeri topraklarının boşaltılması gerektiğini savunmaktadır.
Türkiye'nin hedefi, ikili ilişkilerin siyasi planda ulaştığı mükemmel seviyenin ticaret, eğitim ve benzeri alanlarda gerçekleştirilecek somut işbirliği projeleriyle desteklenmesidir. Türk girişimcilerin Azerbaycan'daki varlığı önemli imkanlar sunmaktadır.
Bugün itibariyle Türk şirketlerini iş hacmi yüz milyonlarca dolarla ifade edilmekte olup, bu sayede 40 bin Azeri vatandaşına da iş sahası açılmıştır.
Öte yandan, Hazar Denizi hidrokarbon kaynaklarını dünya pazarlarına taşıyacak Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi'nin önündeki engellerin kalkmasının ardından, projeye ilişkin anlaşmaların üç ülkenin Parlamentolarında onaylanmasıyla, bölge istikrarına ve refahına hizmet edecek yeni bir işbirliği alanı daha tescil edilmiş bulunmaktadır. Bu proje, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki işbirliğinin en somut simgelerinden birini oluşturacaktır.