Basında Sansürün Kaldırılışının 92. Yıldönümü Kutlandı

    Basında sansürün kaldırılışının 92. yıldönümü dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut birer mesaj yayınladılar. Yurt çapında çok sayıda Basın Meslek Kuruluşu da yayınladıkları bildirilerle günün önemini ve sorunları dile getirdiler.

    Cumhurbaşkanı Sezer mesajında, basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede, demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden söz etmenin olanaksız olduğunu belirterek, ‘‘Ülkemizde çağdaş anlamda bir demokrasinin yerleşmesi için, ulus ve devlet olarak bunun gereklerini de yerine getirmek zorundayız. Tüm ülkelerin gelişme sürecinde karşılaşılan tartışmalar ve ortaya çıkan aksaklıklar ülkemizde de yaşanmaktadır.

    Ancak sağduyulu ve demokratik yaşamın kurallarına uygun biçimde yapılan bu tartışmalar, demokrasimizin gelişmesine de büyük katkıda bulunmaktadır. Ülkemizde basın özgürlüğü, Anayasa ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır.

    Türkiye, AB’ye tam üyelik yolunda, mutlaka yaşama geçirmesi gereken reformlar çerçevesinde demokratik açılımlarını sürdürmeye kararlıdır. Bu kapsamda, basın özgürlüğü ile ilgili gerekli düzenlemeler de ele alınacaktır’’ dedi.

    Sansürün kaldırılışının 92. yıldönümü, Geleneksel Gazeteciler Günü ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Basın Özgürlüğü Ödül Töreni, Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe’de yapıldı. Törende, TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut, Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli birer konuşma yaptılar. TBMM Başkanı Akbulut konuşmasında, iletişim özgürlüğünün ve halkın bilgi alma özgürlüğünün temel insan haklarından olduğunu söyleyerek, ÒAnayasamız başta olmak üzere yasalarımızdaki hürriyetleri kısıtlayıcı maddeleri gözden geçirip kaldırmalıyızÓ dedi.

    Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen de yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Türkiye'nin ve toplumun ilerlemesi ve demokratikleşmesi açısından büyük önem taşıyan bir günün, basından sansürün kaldırılışının 92. yılındayız.

    "24 Temmuz 1908, Türkiye için modern bir çağın başladığı özgürlüklerin önünün açıldığı bir sürecin kilometre taşlarındandır. Bu tarih, kutlanılmaya değer ve kutlanılması hakedilmiş bir tarihtir. 24 Temmuz 1908'den sonraki dönemde de basının, kesintisiz özgürlük yaşadığını söylemek elbette mümkün değildir. Ancak, 24 Temmuz 1908, basın özgürlüğünün olmazsa olmaz koşullarının belirlenmesi bakımından bir eşik olmuştur. Basın hürdür, sansür edilemez diye simgeleştirdiğimiz, özgürlük anlayışı bugün, iletişim alanındaki yeni gelişmelerle, ulusal boyuttan, evrensel boyuta taşınmıştır. Basın özgürlüğü artık, bir iletişim hakkıdır. Basın özgürlüğü basınla ilgili kurumların ve kuruluşların özgürlük alanı olmasının ötesinde, bireysel hak ve özgürlük alanı haline gelmiştir. Bilgi edinme ve bilgilenme hak ve özgürlüklerini kapsamaktadır.

    Artık her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürlüğünün en temel hak olduğu görüşü, modern dünyada tartışmasız kabul görmektedir. Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası belgelerde, özellikle Avrupa Birliği'ne üyelik yolunda bu hak ve özgürlüklerin altı devamlı çizilmektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalıdır.

    Bu manada 312'inci maddenin şahıslar açısından değil, ifade ve düşünce özgürlüğü açısından ele alınması gerektiğini düşünüyorum. 312'inci maddenin 2. fıkrası; bölücülük ve irtica tehlikesine karşı tedbirler alınarak yeniden düzenlenmelidir. Yasalarımızı, bu alandaki iddialarımızla ve çağdaş normlarla uyumlu hale getirme gayreti içindeyiz. Hükümetimiz bu hedefe ulaşacaktır.

    Bu bağlamda, 1982 Anayasası ile uyumlu, ancak basın özgürlüğü kavramı ile çelişen hükümler ihtiva eden Basın Kanunu'nun da ıslah edilmesi gereği vardır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve de en önemlisi siz basın mensuplarının öteden beri ileri sürdüğümüz eleştiriler doğrultusunda yeni bir Basın Yasası taslağı hazırlanmıştır. Objektif sorumluluk ilkesinin terkedilmesi, Basın Kanunu'na aykırılık hallerinde uygulanan hapis cezalarının kaldırılması ve gazetcinin geleneksel olarak benimsenen haber kaynağını açıklamama ilkesinin hukuki garanti altına alınması gibi pek çok değişiklik içeren bu tasarı, yakında basın camiamızın görüşlerine sunulacaktır. Bu tasarıyı elbirliğiyle tamamlayacağımıza ve yasalaştıracağımıza inanıyorum. Öte yandan, basın kartları ile ilgili güncel sorunları çözümlemek üzere ilgili Yönetmelikte değişiklikler gündemimizdedir. Bu konuda da basın meslek kuruluşlarının katkılarından yararlanacağız.

    Yine, geçtiğimiz günlerde RTÜK'le ilgili yeni yasa tasarısını Meclis'e sunduk. Amacımız, en geniş uzlaşıyı sağlayacak metnin yasalaşmasını, Türkiye'nin bu alanda da gerekli atılımı gerçekleştirmesini temin etmektir.

    Ülkemizde, iletişim özgürlüğü alanında büyük mesafeler katedilmesine rağmen, istenilen hedeflere ulaşamadığımız açıktır. Basın özgürlüğünün, bir iletişim hakkı olarak kapsamının ve içeriğinin genişlemesi, istenilen düzeye gelmesi, ancak, biz siyasiler, medya kuruluşları, medyada görev yapan gazeteciler, hukukçular, aydınlar ve tabiiki basınla ilgili meslek örgütleri, herkesin işbirliği, elele vermesi ile sağlanabilecektir. Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasilerde devlet, yayıncılık alanında sadece düzenleyici rol oynayabilmektedir. Burada, üzerinde önemle durulması gereken nokta, düzenleyici rolün, medyaya müdahale yetkisi olarak anlaşılıp, algılanmamasıdır. Devletin düzenleyici rolü dendiğinde, çoğulcu medyanın da, toplumsal sorumluluklarının, Cumhuriyetin ve demokrasinin temel değerlerinin bilincinde olacağı yayıncılık anlayışını el üstünde tutması özel bir önem taşımaktadır.

    Bu düşünceler ışığında, Türk Basını'na önemli katkıları olan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ne, Başkan Nail Güreli'ye ve bu anlamlı gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, ödül alanları tebrik ediyor, sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti ifadeyle aynı zamanda toplumumuzun bütününe de ait olan bayramımızı kutluyor, saygılarımı sunuyorum."

    Daha sonra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü'ne layık görülen Hacettepe Üniversitesi Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ionna Kuçuradi'ye, ödülü TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut tarafından verildi.

    Ödül töreninin ardından Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Seçici Kurul'ca kurum bazında deprem bölgelerindeki tüm yerel basın kuruluşlarına verilmesi kararlaştırılan ödülü, bu kuruluşlar adına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli'ye verdi.