Türkiye'nin Afrika kıtasına açılım politikası

    Nijerya Başkanı Olusegun Obasanjo, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in daveti üzerine 23-25 Temmuz 2000 tarihlerinde ülkemize resmi bir ziyaret yapmıştır. Türkiye ve Nijerya'yı ilgilendiren önemli uluslararası konuların ele alındığı üst düzeyli görüşmelerin yanısıra, ziyaret vesilesiyle, iki ülke Dışişleri Bakanlıkları arasında işbirliğini öngören bir protokol ile yakın gelecekte atılması öngörülen adımlara yer verilen bir Ortak Anlayış Tutanağı imzalanmıştır.

    Bu ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilere bir ivme kazandırılmasına yönelik çabalara katkıda bulunmanın yanısıra, Türkiye'nin Afrika'ya olan ilgisini en yüksek düzeyde belirtmesine de imkan vermiştir.

    Türkiye, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar bünyesinde işbirliği içinde olduğu Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerini arzu edilen düzeye çıkartabilmek amacıyla 1998 yılı sonlarında, hazırlık çalışmalarına kamu ve özel sektör temsilcilerinin katıldıkları kapsamlı bir eylem planını ortaya koymuştur. Sözkonusu planın amacı, bu ülkelerle ekonomik, ticari ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesinin yanısıra, siyasi ilişkilerin de uzun vadede sağlam bir temele oturtulması olarak belirlenmiştir. Bu planın önemli unsurları arasında ikili planda siyasi istişareler mekanizmaları kurulması, karşılıklı olarak yüksek düzeyli ve parlamenter ziyaretlerinin artırılması, özellikle BM ve İKÖ bünyesinde Afrika ülkeleriyle temas ve danışmaların artırılması ve Afrika ülkelerine yönelik ekonomik ve teknik işbirliği programlarına katkıda bulunulması gibi hususlar yer almaktadır.

    Ekonomik ve ticari ilişkilerin canlandırılması konusunda ise, bu alandaki ilişkilerin üzerine oturtulabileceği hukuki altyapıyı oluşturacak türden anlaşmaların imzalanması, teknik konularda uzman düzeyinde temasların artırılması, işadamlarımızn Afrika piyasasına girmeye özendirilmeleri ilk aşamada alınabilecek önlemlerdir.

    Tabiatıyla siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerin bir yandan da eğitim, kültür ve tanıtma ağırlıklı ilişkilerle desteklenmesi, bir yandan tarafların birbirlerini daha yakından tanımalarına imkan sağlarken, bir yandan da sözkonusu açılım politikasının sürdürülebilirliğinin güvencesi olacaktır.

    Öte yandan, Avrupa Birliği'nin Helsinki Zirvesi'nde resmen adaylık statüsü tanınan Türkiye'nin AB üyeliği, Avrupa ülkelerinin gerek Akdeniz boyutu çerçevesinde Kuzey Afrika ülkeleriyle gerek "AB ile Afrika Birliği Örgütü"nün Himayelerinde Avrupa-Afrika Zirvesi" çerçevesinde tüm Afrika ülkeleriyle işbirliğinin geliştirilmesine de katkıda bulunacaktır.