¥ İlhan ÖNER
Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Osmanlı İmparatorluğu topraklarının büyük bir bölümünü emperyalist Avrupa'ya bırakmıştı. Savaş sonucunda imzalanan Serv Antlaşması ile emperyalist güçler son Türk devletinin varlığına son verip bölgede yeni bir dünya düzennini kurmayı amaçlıyordu.
Emperyalizm, Sevr'i yaşama geçirip maşalarını Anadolu'yu işgal için görevlendirince, yazık ki devletin başında bulunanlar işgale karşı çıkmak yerine onlara boyun eğmeyi yeğlediler.
Ancak Mustafa Kemal önderliğinde bütünleşen Türk Ulusu'nun görüşü, kayıtsız koşulsuz ulus egemenliğine dayalı tam bağımsız bir Türk Devleti'ni yeniden kurmaktı. 1. ve 2. İnönü Zaferi ile Sakarya Zaferi'nin ardından, 26 Ağustos günü Büyük Taaruz'la başlayan ve 30 Ağustos 1922 de Başkomutanlık Meydan Savaşı Zaferiyle taçlanan bu büyük mücadele, Türk Ulusunun kurtuluş destanıdır.
Bu kurtuluşu gerçekleştiren Kuvayi Milliye kahramanları Anadolu'yu kurtarmak için emperyalizm ile boğuşurken, İstanbul'daki işbirlikciler onlar hakkında idam fermanları, ölüm fetvaları çıkarmışlardır. Onlar, bu ferman ve güçlüklerden yılmadan kurtuluşu gerçekleştirdiler. Daha sonraki aşamada gerçekleştirilen Saltanatın Kaldırılması, Cumhuriyetin İlanı, Halifeliğin Kaldırılması ve Lozan Barış Anlaşması da yeni Türk Devleti'nin kuruluş aşamalarıdır.
Bütün bunlar kayıtsız koşulsuz ulusal egemenliğe dayalı, tam bağımsız ve onurlu Türk Devleti'ni kurmak kararının doğal sonuçlarıdır.
Daha sonra ekonomik, toplumsal, siyasal ve hukuk alanında gerçekleştirilen devrimler ise çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı amaçlayan aydınlanmanın evreleridir. 30 Ağustos Zaferi Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ve tüm devrimlerin çıkış noktasıdır.
Varlıklarını Cumhuriyet ve onun doğal sonucu olan demokrasiye borcu olanlar, 30 Ağustosları ve bu zaferi gerçekleştirenleri unutmamalıdır.
_ ¥ HÜRYURT, (Kars), Sayı: 13431