Türkiye, Birleşmiş Milletler Teşkilatı bünyesinde hazırlanarak 1976 yılında yürürlüğe girmiş bulunan Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ni 15 Ağustos 2000 tarihinde imzalamıştır.
Avrupa Birliği'ne aday konumunda bulunan Türkiye, Birleşmiş Milletler üyesi 188 ülkeden, başta bütün AB ülkeleri ve belli başlı diğer ülkeler dahil 144'ünün birincisine, 137'sinin ise ikincisine taraf olduğu bu iki Sözleşme'yi imzalamakla, önemli bir eksikliğin giderilmesi yolunda ciddi bir adım atmış olmaktadır.
Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi'nde, diğer hususların yanısıra yaşama hakkı, işkenceye ve diğer insanlık dışı, küçültücü muamele ile cezaya karşı korunma, keyfi gözaltı ve tutuklamadan korunma, hürriyeti kısıtlanan kimselere insanca muamele, seyahat ve ikametini seçme özgürlüğü, düşünce , vicdan, ifade ve din özgürlüğü, etnik azınlık grubu mensuplarının kültürlerinden faydalanma, dinine bağlılık ve bunu öğretme, dilini kullanma haklarının reddedilmemesi hakkında hükümler yer almaktadır.
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nde ise ırk, renk, cinsiyet, dil, din ve siyasi fikir ayrımı gözetilmeksizin, eşitlik, eşit işe eşit ücret, sendika ve toplu sözleşme hakkı, grev hakkı, sosyal güvenlik hakkı, eğitim hakkı, aile kurma hakkı, kültürel faaliyetlerde bulunma hakkı ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi hakkında hükümlere yer verilmektedir.
Esasen ülkemizin, Avrupa Konseyi ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde, sözkonusu Birleşmiş Milletler Sözleşmeleri'nde öngörülenlerden daha ileri yükümlülükler altına girmiş bulunduğu da dikkate alınmalıdır.
Anılan Sözleşmeler, TBMM'de onaylandıktan sonra yürürlüğe girebilecektir.