Gaziantep İli’ne bağlı Nizip İlçesi’nin 10 km. kadar doğusundaki Belkıs Köyü, Kommagene Krallığı’nın dört önemli kentinden birisi olmuş ve Bizans döneminin ortalarına kadar kesintisiz iskan edilmiş Zeugma kentinin kalıntılarını barındırmasının yanısıra, yörede Fırat Nehri üzerinde inşa çalışmaları sürdürülen Birecik Barajı nedeniyle gündeme girmiş; ancak daha çok, bu iki konunun birbiriyle bağlantılı olması, yani antik kentin, baraj gölünün su tutmasından doğrudan etkilenecek olması nedeniyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın ilgi odağına yerleşmiştir.
Bu çerçevede, uluslararası basın-yayın organlarından başka, ABD’de faaliyet gösteren Packard Humanities Institute, Oxford Arkeoloji Birimi, Fransız Nantes Üniversitesi ve Türkiye’deki İngiliz Arkeoloji Enstitüsü gibi kuruluşlardan gelen uzmanlar, Ortadoğu Teknik Üniversitesi bünyesinde kurulu Tarih Çevre Araştırma Vakfı, Kültür Bakanlığı, Gaziantep Valiliği ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi yetkililileriyle işbirliği içinde, Zeugma antik kentinin kurtarılması için yürütülen kazı çalışmalarına katkıda bulunmaktadırlar.
Zeugma antik kentinde ilk defa 1992 yılında başlatılan kazı çalışmalarına, Birecik Barajı projesinin başlatılması üzerine, 1996 yılından itibaren, Fransız arkeologların da katılımıyla hız verilmiştir. Acil Kurtarma Kazıları Programı çerçevesinde ele geçen buluntular Gaziantep Müzesi ile Belkıs Köyü yeni iskan alanına taşınmıştır. Kazı çalışmalarında, çoğunluğunu Türk, Fransız ve İngiliz uyrukluların oluşturduğu, ancak aralarında Alman, Avusturyalı ve Yeni Zelandalıların da bulunduğu 65 arkeolog ile 190 işçi görev yapmaktadır.
Birecik Barajı’nın bir parçasını oluşturduğu Güneydoğu Anadolu Projesi, altyapı projelerinin yanında, insan merkezli bir bölgesel kalkınma projesidir. Bu itibarla, Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin, inşası tamamlandığında, Türkiye’nin toplam enerji üretiminin %2,5’u kadar ek bir enerji üretecek olması kadar, binlerce yıllık uygarlık tarihi içinde oluşan kültür mirasının korunması da üzerinde önemle durulan bir olgudur.
Esasen, antik kentin, baraj gölünden etkilenmeyecek olan asıl bölümü, kısa ve orta vadede su altında kalacak bölümlerin toplamından çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse, antik kentin tamamı 20.000 dönümlük bir alana yayılmışken, baraj gölü ise 7.000 dönüm üzerinde inşa edilmektedir.
Bu konuda gerek ilgili kurum ve kuruluşları aracılığıyla Türk Devleti, gerek Türk kamuoyu ve basını, bir yandan medeniyetlerin beşiği Òverimli hilalÓin parçası olan Zeugma’nın temsil ettiği değerlerin gelecek nesiller için korunması, diğer yandan da şimdiki nesillerin yaşam kalitesinin yükseltilmesinin sorumluluğunu birarada yaşayarak, herbiri kendi üzerine düşen görevi yerine getirmişlerdir.