Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde 10 Aralık 1999'da yapılan Helsinki Zirvesi ertesinde başlayan yeni dönemde bugüne kadar yaşanan önemli gelişmeler, Türkiye'nin tam üyelik sürecinde önemli kilometre taşlarını oluşturmaktadır.
Öncelikle, Türkiye ile AB arasındaki ahdi ilişkilerin bir organı olan ve Nisan ayında üç yıllık bir aradan sonra ilk kez yapılan Ortaklık Konseyi Toplantısı, Türkiye'nin adaylığının Helsinki Zirvesi'nde tescilinden sonra, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir adım oluşturmuştur.
Ortaklık Konseyi'nde alınan karar uyarınca kurulan 8 alt komiteden üçü ilk toplantılarını Haziran ve Temmuz aylarında yapmışlardır. Alt komite toplantılarına ülkemiz adına katılan uzmanlar, Türkiye'nin ilgili alanlardaki politikaları ve mevcut yasaları hakkında AB Komisyonu üyelerine bilgi vermişler; ayrıca, ileriye dönük olarak öngörülen faaliyetleri anlatmışlardır. Diğer alt komite toplantılarının da bu yıl sonuna kadar tamamlanması öngörülmektedir. Toplantılar, AB müktesebatının tarama süreci çerçevesinde katılım ortaklığı ve ulusal programın hazırlanmasına katkıda bulunacak olması bakımından önem taşımaktadır.
Öte yandan, Katılım Ortaklığı Belgesi ile ulusal programın hazırlıklarına başlanmıştır. Sözkonusu belgelerin hazırlık çalışmaları karşılıklı danışmalarla sürdürülmektedir. AB tarafından hazırlanmakta olan katılım ortaklığı belgesinde, AB'nin önümüzdeki dönem içerisinde Türkiye'den beklentileri ortaya konulacaktır. AB konusunda iç koordinasyondan sorumlu olan AB Genel Sekreterliği de ulusal programın hazırlanmasına ilişkin çalışmalara başlamıştır.
Ayrıca, AB'ne üyelik sürecinde büyük önem taşıyan uyum çalışmaları da ilgili kurum ve kuruluşlarımız tarafından sürdürülmektedir. Kuşkusuz Türkiye Büyük Millet Meclisi de 1 Ekim'de başlayan yeni yasama yılında gerekli uyum yasalarının kabulü amacıyla yoğun bir çalışma içinde olacaktır. Arkasında büyük bir komuoyu desteği olan AB üyeliğinin gerçekleşmesi için gerekli adımların bundan böyle de kararlılıkla sürdürüleceği doğaldır.
Tüm bu gelişmeler, Avrupa'nın tüm kurumları içinde yer almayı hedeflemiş olan Türkiye'nin tam üyelik perspektifini güçlendirmektedir. Bunu izleyen dönemde gerek Türkiye'nin gerek AB'nin, parasal yükümlülükler dahil, omuzlarına yüklenen görev ve sorumlulukları yerine getirmeleri tam üyelik sürecini hızlandıracaktır.