Yugoslavya'da demokratik değişme

    Yugoslavya Federal Cumhuriyeti (YFC), geçtiğimiz günlerde baş döndürücü hızla gelişen bir yönetim değişikliği yaşamıştır. 24 Eylül 2000 tarihinde düzenlenen seçimler YFC halkının demokratik değişimi ne denli istediğini net bir şekilde gözler önüne sermiştir. Ancak, Slobodan Miloseviç yönetiminin halkın bu istemine karşı ayak diremesine yönelik tepkiler bir amacıyla Belgrad meydanlarını dolduran halk tarafından 5 Ekim günü parlamento binasının basılmasıyla başlayan bu ayaklanma, ordunun demokrasinin gelişimine müdahale etmemeyi seçmesinin ardından kısa sürede büyümüş ve Miloseviç'e, yönetimi 24 Eylül seçimlerinin galibi Vojislav Kostunica'ya devretmekten başka seçenek bırakmamıştır.

    56 yaşında ve hukuk profesörü olan Kostunica'nın Yugoslavya Devlet Başkanlığı koltuğuna oturmasıyla birlikte Sırbistan'ın kapıları dış dünyaya yeniden açılmaktadır. Kutlama mesajları yağmaya devam ederken Belgrad'a karşı uygulanan ambargolar da birer birer kalkmaktadır.

    "Son derece demokrat" olduğunu ifade eden yeni YFC Devlet Başkanı Kostunica, Sırp milliyetçisi olduğunun altını çizmekten çekinmemektedir. Kostunica, milliyetçilik duygularının normal ve ülkesinin geleceği ile halkının yararına olduğunu savunmaktadır. "Büyük Sırbistan" hayali peşinde koşmadığını ifade eden yeni lider, ulusunun içinde bulunduğu kötü durumunun sorumlusunun Miloseviç ile geçen yılki NATO bombardımanı olduğuna inanmaktadır. Kostunica, eski Devlet Başkanı Miloseviç'i her şeye rağmen Lahey'deki Savaş Suçları Mahkemesi'ne teslim etmeyeceğini açıklamıştır.

    Balkanların ana sorunu olan Kosova'nın geleceği ise belirsizliğini korumaktadır. Kosova'daki NATO varlığına ve düzenine karşı olduğunu ifade eden yeni Başkan Kostunica, Kosova'yı Sırbistan'ın bir parçası olarak gördüğünün altını çizerken, Kosovalılar da bağımsızlık istemlerinden vazgeçmediklerini her fırsatta vurgulamaktadırlar. Bu nedenlerle, Kostunica'nın Kosova konusunda sergileyeceği tavır Batı tarafından yakından takip edilmeli, Kosovalılara verilen taahhütlerden vazgeçilmemelidir.

    Her hal ve karda, seçilmiş Cumhurbaşkanı Kostunica'nın göreve gelmesiyle, anti-demokratik bir rejim çökmüş, YFC için yeni bir dönem başlamıştır. Ancak demokrasi, hiç süphesiz, bir süreçtir. Miloseviç'in iktidardan uzaklaştırılması ve Kostunica'nın iktidara gelmesiyle başlayan sürecin Cumhurbaşkanlığı'ndaki şahıs değişikliğiyle tamamlandığını söylemek mümkün değildir. YFC'nin demokratik bir ülke olarak adlandırılabilmesi için daha alması gereken mesafe olduğu yadsınamaz.

    Yugoslavya bu süreci YFC'yi oluşturan tüm unsurları kucaklayacak şekilde en yakın zamanda tamamlamaya çalışmalıdır. YFC'nin ancak bundan sonra uluslararası toplumda hakettiği yeri yeniden alabileceğinin bilinci içinde hareket etmesi beklenmektedir.

    Aynı zamanda, yakın geçmişte Balkanlar'da yaşanan trajedilerin, bölgenin hassas dengelere dayalı etnik yapısını değiştirmeye yönelik girişimlerden kaynaklandığının da gözününde tutulması önem taşımaktadır.

    Bölge ülkelerinin toprak bütünlüklerine saygı temelinde, Balkanlar'ın çok etnili, çok kültürlü yapısının korunması, bölgede yeni gerginliklerin önlenmesi bakımından hayati önemdedir. Uluslararası toplum, Yugoslavya'daki gelişmeleri bu bakımdan da yakından izlemeye devam edecektir.