Avrupa Konseyi İnsan Hakları Bakanlar Konferansı Roma'da yapıldı

    Türkiye'yi Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen temsil etti

    Avrupa Konseyi İnsan Hakları Bakanlar Konferansı, 3-4 Kasım 2000 tarihleri arasında Roma'da yapıldı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 50'inci yıldönümünün kutlandığı konferansta Türkiye'yi, Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen temsil etti.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı Luzius Wildhaber, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, 50'inci yıldönümü kutlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 42 ülkede yaklaşık 8 milyon kişiye insan hakları ihlaliyle ilgili olarak şikayet başvurusunda bulunma imkanı tanıdığını bildirdi. AİHM'ne her yıl 10 bin başvuru geldiğini bildiren Wildhaber, son 7 yıl içinde gelen başvuru sayısında yılda 500 artış olduğunu söyledi.

    AİHM'nin daha etkin çalışabilmesi için üye ülkelere 5 somut öneride bulunan Wildhaber, mahkemeye gelen dava sayısının azalması için üye ülkelerin ulusal yasalarını AİHS ile uyumlu hale getirmeleri gerektiğini kaydetti.

    Wildhaber, Mahkemenin itibarına gölge düşürmemek için üye ülkelerin tüm kararlara saygı göstermeleri gerektiğini belirterek, insan hakları sözleşmesinde yapılması istenen reformlara üye ülkelerin daha aktif katkıda bulunması gerektiğini ifade etti.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 50. Yıldönümü Anma Töreni ve Bakanlar Konferansı'nda Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen şu konuşmayı yaptı.

    "Avrupa, bugün, 50 yıl öncesine oranla daha büyük bir alana yayılmış, yapılanma itibarıyla daha derinleşmiş ve her alanda daha sağlam kök salmış, bu suretle, üyeleri arasında daha sıkı bir birlik ve beraberlik sağlamış bulunmaktadır.

    Avrupa Konseyi'nin bu ana amacının gerçekleştirilmesinde en önemli rolü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi oynamıştır. İnsan Haklarının etkin şekilde korunmasında sağlanan gelişme ve oluşturulan yüksek standartlar, Avrupa Konseyi'nin en büyük başarısı ve tüm Avrupa'da barış, adalet ve demokratik istikrarın teminatıdır. Bununla birlikte, hedefe ulaşmak için daha yolumuz bulunmaktadır. Bu yol yakın ve sıkı bir işbirliğinden geçmektedir.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin uygulamasının 50 yıl içinde bir evrim geçirdiği açıktır. 50 yıl içinde, insan haklarına, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne yönelik tehditler değişmiş, tehdit kaynakları çeşitlenmiştir.

    Terörizm, ırkçı şiddet, yabancı düşmanlığı, etnik arındırma gibi olguların Avrupa alanında da tırmanma göstermesi düşündürücüdür.

    Bu gelişme karşısında, insan hakları koruma mekanizmaları, artık bireysel olarak insan hakları yanında, hukukun üstünlüğü ve demokratik istikrarı da tehdit eden faktörler karşısında yeni bir rol oynamak durumundadır.

    Taraf devletlerin de sözleşme standartlarını uygulamadaki asli görev ve sorumluluklarını ulusal düzeyde ve uluslararası ilişkilerde karşı karşıya kaldıkları karmaşık siyasi, ekonomik, hukuki sorunlar ve güçlükler, hatta toplumları tehdit eden ciddi tehlikelerin başgösterebildiği bir ortamda yerine getirmek durumunda oldukları göz-ardı edilmemelidir.

    Bu gelişmelerin bir başka sonucu olarak da koruyucu önlemler giderek daha büyük bir öncelik kazanmıştır. Koruyucu önlemler arasında çeşitli alanlarda insan hakları eğitimi ve sivil toplum kuruluşlarının geliştirilmesi ulusal düzeyde önde gelirken, uluslararası düzeyde de suçla ve terörle mücadelede işbirliği yadsınamaz bir önem taşımaktadır.

    Türkiye'deki çalışmalarımıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde yer alan ve insan hakları koruma sistemi içinde geliştirilen standartlar ışık tutmaktadır. Devam etmekte olan kapsamlı reform çalışmaları çerçevesinde, kendi görev alanı içinde ulusal insan hakları kurumlaşmasında ilerleme kaydedildiğini söylemekten özellikle memnuniyet duymaktayım. Ombudsmanlık ihdası için hazırlanan tasarı yakında yasalaşacaktır. AB ile katılım ortaklığı hazırlıklarının da kazandırdığı ivme ile kapsamlı mevzuat değişiklikleri ilerlemekte, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini teşvik edecek önlemler alınmaktadır. Yine bu kapsamda güvenlik güçlerimizin insan hakları alanındaki eğitimi güçlendirilmektedir. Yargıç ve savcılarımızın da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standartlarını kolaylıkla izleyebilmelerini sağlayacak yeni yapılanmalar öngörülmektedir.

    Türkiye, kendi hukuk düzeniyle ilgili olarak saptanabilen aksaklıkları gidermek hususunda gayretten kaçınmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını da bu hukuk anlayışla değerlendirmekte ve icra etmekteyiz.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, tüm Avrupa alanı içinde devletlerin insan hakları alanındaki mevzuat ve uygulamalarını ortak bir ölçü ile ve mukayeseli olarak değerlendirme konusundaki yüksek otoritesi, toplumsal ilerlemenin önemli bir teminatıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ve genel olarak insan hakları koruma mekanizmalarının güvenilirlik ve inandırıcılığının bu fonksiyonlarından kaynaklandığı ve güç aldığı da açıktır.

    Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesi olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 50. yılını genişleşmiş bir bünye içinde kutlamaktan duyduğumuz memnuniyeti bu vesileyle vurgular, hepinize teşekkür ederim."